VATANDAŞLIK DERSi KONU ANLATIMI 3. BOLUM
May 22nd, 2006 by
osym kpss
9
MİLLİ GÜVENLİK VE MİLLİ GÜÇ UNSURLARI
1. Milli Güvenlik:Ülkemizin bütünlüğünü iç ve dış tehditlere karşi korunması ve kollanmasıdır. Milli Güvenlik konusunun ülkemizin en önemli sorunu olmasının nedenleri şunlardır;
a. Ülkemizin tarihten gelen sorunları
b. // coğrafi konumu
c. Bölgemizdeki çıkar çatismalari
2. Milli Hedef:Bir milletin milli çıkarlarının gerçekleştirilmesinde ulaşilması gereken ve ulaşildıktan sonra da devam ettirilecek belirli amaçlardır.
3. Milli Güvenlik Siyasetini Belirleyen Organlar:
a. Milli Güvenlik Kurulu b. Cumhurbaşkanı c. Başbakan d. Bakanlar Kurulu
4. Milli Güç: Bir ülkenin siyasi,coğrafi,askeri,ekonomik,bilimsel,teknolojik,sosyal, kültürel ve nüfus güçlerinin toplamından oluşur.
5. Askeri Güç: Bir devletin ve milletin savaş gücüdür. Türkiye’de askeri güç , örgütlenmis olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücüdür.
a) Türk Silahlı Kuvvetlerinin Önemi: Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti için çok önemlidir. Çünkü;Türk Silahlı Kuvvetleri yurdun ve milletin bağımsızlığını ve bütünlüğünü korur.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin Komutanı Genel Kurmay başkanıdır.
Genel Kurmay Başkanlığı’na Bağlı Kuruluşlar:
1. Kara Kuvvetleri Komutanlığı
2. Deniz // //
3. Hava // //
4. Jandarma Genel Komutanlığı
5. Harp Akademileri //
b. Askerlik Görevinin Kutsallığı: Askerlik Türklerde kutsal bir görevdir. Çünkü her Türk ülkesinin bağımsızlığını,birliğini ve bütünlüğünü korumak ister. Bunu gerçekleştirmek için askerliği en iyi şekilde yapmayı ögrenmeliyiz.
Askerliğin Temel Koşulları Şunlardır; bedenen sağlam,20 yaşinı doldurmuş ve erkek olmaktır. Askerlik görevini bitirenler 41 yaşina kadar gerektiğinde tekrar askere çagrilabilirler.
6. TÜRKİYE’YE YÖNELİK İÇ VE DIŞ TEHDİT
a. Anarşi ve Terör Kavramı:
Anarşi:Devlet denetiminin kalmaması durumu
Anarşist:Devletin siyasi ve idari kurumlarını çökertmeye kalkışan kişilere denir.
Terör: Yıldırma - korkutma demektir.
10
Terörist: Terör eylemlerine girişen kimselere denir.
Terörizm: Siyasi bir amaca ulaşmak için yasa dışı yollarla şiddet kullanılmasıdır.
Uluslar arası örgütlerin herhangi bir ülkeyi yıpratmak ve etkilemek için yaptıkları eylemlere uluslar arası terörizm adı verilir.
b. Terörün Yayılma Sebepleri:
1. Bilgi ve anlayış azlığı
2. Kamuoyunun terör konusunda eğitimsizliği
3. Bazı kişi ve kuruluşların bilerek veya bilmeyerek terörizme katkısı
4. Doğal afetlerde ortaya çikan söylentiler.
5. Terörü destekleyen devletlerin mevcudiyeti
6. Bazı silah üreticilerin örgütlere silah satması
7. Ülkeler arası işbirliğinin sağlanamaması
8. Halkın yeteri kadar duyarlı olmaması.
7. Terörle Mücadelede Kişilere Düşen Görevler:
1. Milli hedefler doğrultusunda bilinçli olmak.
2. Eğitim ve ögretimi , milli birlik ve beraberliği sağlayıcı ve güçlendirici tarzda sürdürmek.
3. Yıkıcı ve bölücü faaliyetlere karşi bilinçli olmak.
4. Yıkıcı ve bölücü faaliyetleri etkisiz kılacak düşünce yapısına sahip olmak.
5. Terörizme karşı duyarlı olmak.
6. Türkiye Cumhuriyetine Türk toplumuna ,Türk milli değer ve kültürüne bağlı olmak.
7. Cumhuriyet yönetimine inançla bağlı olmak.
8. Türk olmakla gurur duymak.
9. Vatan ve bayrak sevgisiyle dolu olmak.
8. Güncel Tehdit:
Tehdit, korkutma gözdağı vermedir. Bir devlete tehdit içten de dıştan da gelebilir ve devletin düzenini yıkmayı amaçlar. a) Ülkemizdeki İç Tehdit Unsurlarının Başlıca Hedefleri Şunlardır:
1. Hedef ülkede anarşi ve terör ortamı meydana getirmek.
2. Devlet otoritesini sarsmak
3. Toplumu yönetilemez hale getirmek
4. Devletin ülkesiyle ve milletiyle olan bütünlüğünü parçalamak.
5. Çağdaş anlayışı yıkmak.
6. Ülkede rejimi değiştirerek kendi görüşlerinin etkin olduğu bir düzen kurmak.
b) Dış Tehdit Unsurlarının Hedefleri:
Dış tehdit unsurları da iç tehdit unsurları gibi laik,çagdas,özgürlükçü ve demokratik Türkiye Cumhuriyetini parçalamak, yok etmek amacındadır.
c)Türkiye’nin Jeopolitik Öneminden Dolayı Yabancı Ülkelerin Ülkemiz Üzerindeki Emelleri:
Jeopolitik konum;bir ülkenin bölge veya dünya siyasetindeki konumu demektir.
Ülkemizin Dünya üzerindeki yeri çok önemlidir. Üç tarafı denizlerle çevrilidir. Avrupa’yı Asya’ya bağlayan boğazlara sahiptir. Ayrıca üç kıt’anın birbirine en yakın olduğu yerdedir. Ortadoğu,Kafkas ve Balkan ülkeleriyle komşudur. Bütün bunlar düşmanlarımızın sayısını artırmaktadır. Ülkemizin gelişmemesi ve uygar ülkeler seviyesinin üstüne çikmamasi için bazı ülkeler ülkemizde terör ve kargaşa ortamı olması için çaba sarf ederler. Ancak Türk milleti, Atatürk’ün gösterdiği bilim ve teknoloji yolunda ilerlemektedir. Gelecek her türlü saldırıya ülkemiz kendisini hazırlamıştır.
d. Kaçakçılık:
Yasal olmayan yollardan büyük kazançlar elde etmek amacıyla uyuşturucu madde, silah,tarihi eser ve altın gibi maddelerin alınıp satılmasına kaçakçılık denir.
Ülkemizde Jandarma Genel Komutanlığı,Emniyet Genel Müdürlüğü,Gümrük Genel Müdürlüğü gibi resmi kuruluşlar kaçakçılıkla mücadele etmektedirler.
İNSAN HAKLARININ KORUNMASINDA KARŞILAŞILAN SORUNLAR
A. İNSAN HAKLARININ KORUNMASINDA BELLİ BAŞLI ENGELLER:
1. Kişilik özelliklerinden kaynaklanan engeller: Bazı kişilik özellikleri insan haklarının korunmasını kolaylaştırır. Örnegin; titiz bir insan çevrenin temiz tutulmasına özen göstererek, diğer insanların temiz bir çevrede yaşama hakkını korur. Bazı kişilik özellikleri insan haklarının korunmasını zorlaştırır. Örnegin; çabuk öfkelenen bir insan karşisındaki kişinin canına ve malına zarar verebilir.
2. Eğitimsizlikten kaynaklanan engeller: Eğitimsizlik insan haklarının korunmasında her zaman bir engel oluşturmuştur. Örnegin; çok zengin bir kültür mirası olan İstanbul Boğazı içinde bulunan saray ve yalıların birçoğu günümüzde eğitimsizlikten yok edilmekte ve başka amaçlarda kullanılmaktadır.
3. Ekonomik nedenlerden kaynaklanan engeller.
4. Siyasal nedenlerden kaynaklanan engeller.
5. Kültürden kaynaklanan engeller.
6. İnsan olma bilincinin eksikliği
7. Hoşgörüsüzlük.
8. Toplumsal ilişkilerin düzenlenme bilinci.
İnsan Haklarının Korunmasında ve İhlallerinin Önlenmesinde Devletin Görevleriyle İlgili İlkeler Şunlardır:
1. İnsan haklarını anayasa ve yasalarla güvence altına almak.
2. Yasalara göre hakları çigneyenlere engel olmak.
3. Suçluların yargılanarak cezalandırılmalarını sağlamak.
B-İNSAN HAKLARINI KORUMANIN İŞLEVLEŞTİRİLMESİNDE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİNİN ROLÜ:
İnsan haklarının bilinmesi için eğitim ve ögretim zorunludur. Özellikle okullardaki eğitici kol çalismalari, demokratik yaşama kurallarının ögrenilmesini ve benimsenmesini sağlar.
1. İnsan olma bilinci: İnsanlar,insan olarak diğer canlılardan daha değerli olduklarını , çünkü doğuştan bazı olanakları bulunduğunu eğitimle ögrenirler.
2. Vatandaş olma bilincini eğitimle elde ederiz.
3. İnsan haklarına saygıyı eğitimle ögreniriz.
4. İnsan haklarını talep etme:
Elbette ki hak aramak için de eğitimli olmak gerekir. Ancak eğitimle dilekçe hakkımız olduğunu ögreniriz. Dilekçeyle yetkili makama ve T. B. M. M’ne ya da gerektiğinde uluslar arası bir kuruluşa başvurabiliriz. İki ay içinde dilekçemize cevap alma hakkımız vardır. Eğer bu konu yargıyla ilgiliyse şikayetimizi mahkemeye yapar ve mahkeme önünde hakkımızı koruruz.
Devlet nedir?
İktidar
Yargı (Bağımsız Mahkemeler)
1. TBMM’de Güçler birliği mevcut idi.
Güçler ayrılığına geçiş
Genel Seçim: - 5 yılda 1 yapılan rutin seçim
- TBMM’de bir ilin temsilcisinin kalmaması
- TBMM milletvekillerinin %5 azalması
- Genel seçimlerin 30 ay sonrasına kadar ve genel seçime 1 yıl kalana kadar ara seçim yapılamaz.(İlk durum hariç)
Seçimlerin yapılmasında Yüksek Seçim Kurulu yetkilidir.
YSK, 1961 anayasasıyla kuruldu, tıpkı Anayasa mahkemesi gibi.
YSK’nın 7 asil, 4 yedek üyesi vardır.(6 sı yargıtaydan, 5 i danıştaydan)
Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikayet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçim tutanaklarını kabul etme görevi Yüksek Seçim Kurulunundur.
Yüksek Seçim Kurulunun kararları kesindir. Bu kararlar aleyhine başka bir mercie başvurulamaz (m.79).
Yüksek Seçim Kurulu, Anayasanın “yasama” bölümünde düzenlenmiş olsa da, gerek kuruluş, gerek çalisma tarzı bakımından bir yargı organı niteliğindedir.
MİLLETVEKİLİ OLMA ŞARTLARI:
Yüz kızartıcı suç işlememiş olmak
Taksirli suçlar hariç 1 yıldan fazla hüküm giymemiş olmak
Askerliğini yapmış olmak
Kamu hizmetlerinden yasaklı olmamak
► Alınan oya göre sandalye sayısının artmasına basit çogunluk sistemi denir.
► Ülke barajı partiler için aranır , bağımsızlarda aranmaz
Milletvekilliğini Düşüren Durumlar:
İstifa etmesi durumunda( İstifa TBMM tarafından kabul edilirse)
Cumhurbaşkanı seçilirse
TC vatandaşlığından çikarilmasi durumunda
TBMM’nin yasama yılı 1 Ekim’de başlar.TBMM açılış konuşmasını ‘isterse’ Cumhurbaşkanı yapar.
Para basılmasına karar vermek
Cumhurbaşkanını seçmek
TSK kullanımına karar vermek(Meclis tatildeyse bu kararı Cumhurbaşkanı verir.)
Hükümete kanun hükmünde kararname yetkisi vermek(1973’de başlamıştır)
Uluslararası anlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, onayı ise cumhurbaşkanı verir.(Uluslararası anlaşmalar kanun niteliğindeler lakin Anayasa mahkemesine verilemez)
Kanun yapmak, koymak, değiştirmek.
Bütçeyi hazırlamak(Bütçe kanunu Cumhurbaşkanı veto yetkisi dışındadır)
Kadük Olma: Yasama dönemi bitmeden sonucu bağlanamayan yasalara kadük oldu denir.
SİYASİ PARTİLER:
1946’da çok partili sisteme geçiş (Demokrat Parti’nin kurulmasıyla )
İlk defa tek dereceli, çok partili sisteme geçiş
Siyasi partiler en az 30 kişiden oluşur(parti kurmak için izin alınmaz)
3. Genel oy ilkesi: Yaş ve sezginlik dışında başka bir şart aranmadan ülkedeki herkesin oy verme hakkının olmasına denir.
* 1934 yılında kadınlara seçme- seçilme hakkının verilmesi genel oy ilkesine uygun bir adımdır.
* 1924’de vergi verenin oy vermesi şartının kaldırılması da aynı şekilde genel oy ilkesine uygundur.
Hükümlüler (taksirli(kazara) suçlu hariç 1 yıldan fazla hüküm giyenler oy veremez)
► Türkiye tarihinde yapılan ilk çok partili milletvekili seçimi 1946 yılında,çok partili ilk yerel seçim 1930 yılında yapıldı.
► Partiler kurulduktan sonra program ve iç tüzüğe sahip olmalı, bunları İç İşleri bakanlığına göndermeliler.Bundan sonra tüzel kişilik kazanırlar.
► Bir siyasi partinin programında, lâik cumhuriyetçi düzene aykırı maddeler; devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne aykırı, suça teşvik edici maddeler, zümre egemenliğine ilişkin maddeler olamaz.
► Hakimler ve Savcılar, Sayıştay dahil Yüksek Yargı Organları mensupları, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri, yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşimayan diğer kamu görevlileri, Silahlı Kuvvetler mensupları ile Yüksek Ögretim öncesi ögrencileri Siyasi Partilere üye olamazlar.
Yüksek Öğretim elemanları yasaklamanın dışındadır. Bunlar hakkında Yüksek Ögretim Kanunu uygulanır.
► Siyasi partilerin gelir kaynağı hazineden aldığı paradır.Bu parayı alabilmesi için;
SİYASİ PARTİLERİN KAPATILMASI
Parti programının uyması gereken kuralların ihlalinde hazineden alınan parayı geri ödemek ya da alamamakla cezalandırılabilir.
3. TBMM milletvekillerinin 1/5’inin yazılı teklifiyle
► Siyasi partilerin mali denetimini Anayasa mahkemesi yapar, Sayıştay yardımcı olur.
► Siyasi Parti Kurma
Yasal engeli bulunmayan, 18 yaşını doldurmuş kadın ya da erkek her Türkiye Cumhuriyeti yurttaşi siyasi bir parti kurabilir ve siyasi bir partiye üye olabilir. Parti kurmak için önceden izin alınması gerekmez. Siyasi bir parti kurabilmek için milletvekili seçilebilme yeterliliğine sahip en az 30 kişinin bir araya gelmesi, kuruluş bildirgesi, tüzük-program gibi belgeleri hazırlaması gerekiyor. Bunlar İçişleri Bakanlığı‘na teslim edildiğinde, parti kurulmuş oluyor.
“Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisince kırk yaşinı doldurmuş ve yükseköğrenim yapmış kendi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından… seçilir”.
Buna göre, Cumhurbaşkanı seçilme yeterliliğinin şartları şunlardır:
1. Türk Vatandaşlığı
2. Kırk Yaşinı Doldurmuş Olmak
3. Yüksek Öğrenim Şartı
1924 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu böyle bir ögrenim şartı aramıyordu. Bu şart ilk defa 1961 Anayasası tarafından konulmuştur. Bu şartın konulmasındaki asıl neden, 1950-60 döneminde Cumhurbaşkanlığı yapan ve yüksek ögrenim görmemiş olan Celal Bayar’a duyulan tepkidir
4. Milletvekili Olmak veya Milletvekili Seçilme Yeterliliğine Sahip Olmak
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi olmayan ama milletvekili seçilme yeterliliğine sahip birinin Cumhurbaşkanlığına aday gösterilebilmesi “Meclis üye tamsayısının en az beşte birinin yazılı önerisiyle mümkündür” (m.101/2).
5. Daha Önce Cumhurbaşkanlığı Yapmamış Olmak
C. Seçim Usûlü
Seçim Süresi.- Cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından otuz gün önce veya Cumhurbaşkanlığı makamının boşalmasından 10 gün sonra Cumhurbaşkanlığı seçimine başlanır ve seçime başlama tarihinden otuz gün içinde sonuçlandırılır.Bu sürenin ilk 10 günü içinde adayların Meclis Başkanlık Divanına bildirilmesi ve kalan yirmi gün içinde de seçimin tamamlanması gerekir (m.102/2). Cumhurbaşkanı görev süresinin sona ermesi veya Cumhurbaşkanlığı makamının boşalması durumlarında Türkiye Büyük Millet Meclisi toplantı halinde değilse hemen toplantıya çagrilir (m.102/1).
Oylama Usûlü.- Cumhurbaşkanı “gizli oyla” seçilir. Bu nedenle, siyasî parti gruplarının, milletvekillerinin oylarını etkilemesi mümkün değildir. Oylamanın gizli olması, Cumhurbaşkanı adayının siyasî partilerden bağımsız olmasına da hizmet eder.
Yeter Sayı.- Kural olarak Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte iki çogunlugu ile seçilir. Burada üye tamsayısı dendiğine göre, bu sayı, 550’dir. Ölenler, istifa edenler, milletvekilliği düşenler bu sayıdan düşülmez. Buna göre üçte iki çogunluk 366 oy etmektedir.
Turlar .- Anayasamız seçilmek için üye tamsayısının üçte iki çogunlugunu kural olarak kabul ettiyse de, bu çogunluga ulaşilamaması durumunda kilitlenmeyi önlemek için, ikinci, üçüncü ve dördüncü tur oylamalar yapılmasını öngörmüstür. Bu turlar arasında Anayasaya göre en az “üçer gün” olmalıdır (Anayasa, m.102/3).
Birinci ve İkinci Tur Oylama.- Birinci ve ikinci tur oylamada Cumhurbaşkanı seçilmek için yeter sayı Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte ikisidir (m.102/3).
Üçüncü Tur .- İlk iki tur oylamada çogunluk sağlanamazsa üçüncü oylamaya geçilir. Üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çogunlugunu, yani 276 oy sağlayan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur.
Dördüncü Tur .- Üçüncü tur oylamada üye tamsayısının salt çogunlugu sağlanamadığı takdirde, üçüncü oylamada en çok oy almış bulunan iki aday arasında dördüncü oylama yapılır. Bu turda da seçilmek için yeter sayı üye tamsayısının salt çogunlugu, yani 276’dır.
Dördüncü tur oylamada da üye tamsayısının salt çogunlugu ile Cumhurbaşkanı seçilemediği takdirde derhal Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri yenilenir (m.102/3).
Bu hüküm 1961 Anayasası döneminde Cumhurbaşkanının seçilmesinde ortaya çikan kilitlenmeden ders alınarak oluşturulmuştur. Bilindiği gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisi 12 Mart 1980 günü Cumhurbaşkanı seçimlerine başlamış; ama 12 Eylül 1980 tarihine gelindiğinde hâlâ Cumhurbaşkanı seçememişti.
1982 Anayasasının öngördügü seçimlerin yenilenmesi yaptırımı, Türkiye Büyük Millet Meclisinin üzerinde “Demokles’in kılıcı” gibi sallandığından, Meclisin Cumhurbaşkanı seçememesi ihtimali çok azdır. Zira, milletvekilliklerinin sona ermesini istemeyen milletvekillerinin salt çogunlugu şu ya da bu şekilde dördüncü tura katılan iki adaydan biri üzerinde toplanacaktır. Bu hüküm, 1982 Anayasasının öngördügü kriz giderici hükümlerden biridir.
Görüldüğü gibi, 1982 Anayasası kriz giderici tedbirler almakla birlikte, Cumhurbaşkanının seçimi için “üye tamsayısının salt çogunlugu” kuralından vazgeçmemiştir. Dördüncü turda, en çok oy alan adayın Cumhurbaşkanı seçilmesi görüşü kabul edilmemiştir. Anayasa, devleti temsil edecek kişinin hiç olmazsa, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının salt çogunlugunun oyunu alması gerektiği fikrine sadık kalmıştır.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin Cumhurbaşkanı seçme kararı bir parlâmento kararı niteliğindedir.
1. Anayasa Hukuku Nedir?
Anayasa hukuku devletin şeklini ,yapısını , organlarının görev ve yetkilerini bunların birbirleri ile olan ilişkilerini düzenleyen kuralların tümüdür.
Anayasa hukuku bir iç kamu hukuku olarak devletin temel kuruluşunu , işleyişini , iktidarın el değiştirmesini ve iktidar karşisında bireylerin özgürlüklerinin inceleyen bir disiplindir.
2.ANAYASA ÇESİTLERİ
2.1 Geleneksel Anayasa: Sosyal adaleti düzenlemek için devletin müdahalesi olmadan uyulması zorunlu lan sosyal düzen kurallarıdır. Örf ve adetler önemli kaynaklardır.
2.2.1.1Monarşik Yazılı Anayasa: Egemenliğin asli ve tek sahibinin hükümdar olduğu anayasalardır.
2.2.1.1.1Ferman: Ferman mahiyetindeki anayasalar hukuken kaynağını hükümdarın iradesinden alan anayasalardır. Hükümdar bu anayasa ile kendine sınır koymaktadır.
2.2.1.1.2Misak: Bir hükümdarın ürünü olan anayasadır ama dışarıdan gelen bir etki ile bağlanmaktadır.
2.2.1.2 Demokratik Yazılı Anayasa: Egemenliğin tek sahibinin halk veya millet olduğu esasına dayanan anayasalardır.
2.2.1.2.1 Organik ve Şekli Niteliklerine Göre Yazılı Anayasalar
2.2.1.2.1.1Yumuşak Yazılı Anayasalar: Adi kanunlardan üstün olmalarına rağmen adi kanun gibi yapılabilen veya bir adi kanunla değiştirilebilen anayasalardır.
2.2.1.2.1.2 Sert Yazılı Anayasalar; Adi kanunlardan farklı usul ve merasim uygulanarak yapılabilen anayasalardır.
Sert anayasanın sertliğine ilişkin düzenlemeler.
3. Anayasanın yürürlüğe girmesi bazı durumlarda halk oyuna bağlı olabilir.
4. Anayasa değiştirme yetkisi genelde meclise verilir.
5. Belirli bir çoğunluk olması gerekir.
Egemenlik tek bir kişide ise anayasa egemen kişiye göre olur. Demokratik değildir. Demokratik ülkelerde anayasa yapan KURUCU MECLİSTİR. Kurucu iktidar devletin siyasi yapısını oluşturan , yasama yürütme yargı organlarını, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan organdır. Devlete hukuki nitelik kazandıran kurucu iktidardır.
Kurulu iktidar: Kurucu meclis anayasayı yaptıktan sonra o anayasaya bağlı kalarak anayasa da değişiklik yapan meclistir.
4.Anayasanın Değiştirilmesi
6.2Siyasi İktidar :
Devletin Kişiliği: Tüzel kişiliği ile devlet hukuki ilişkilere girer.
7.DEVLET ŞEKİLLERİ
7.1 Egemenliğin Kaynağı Bakımından Devlet Şekilleri
7.1.1Monarşik Devlet: Egemenliğin sahibi tek bir kişidir.
7.1.1.1Hükümdarın Tahta Geçiş Tarzına göre monarşik Devlet
7.1.1.1.1Seçimli Monarşi: Hükümdar saltanat hakkını seçimle kazanır. Cumhuriyetten farkı hükümdar seçimle geldiği halde seçenin bir temsilcisi değildir.
7.1.1.1.2 Irsi Monarşi: (Hanedanlık Sistemi) Veraset sistemi ile hükümdarlık geçer.
7.1.1.2 Saltanat Makamının Sınırlarına Göre Monarşik Devlet
7.1.1.2.1Mutlak Monarşi: Hükümdarın saltanat hakkının kanuni bir sınırlamaya tutulmadığı monarşidir.
7.1.1.2.2Meşru Monarşi: Monartın yetkilerini sınırlayan hukuki bir belge vardır.
7.1.2 Cumhuriyet Devleti
7.1.2.1Aristokrasi: Yaş , cinsiyet soyluluk gibi belli bir meslek gurubu yürütme yetkisini kullandığı cumhuriyet devletidir.
7.1.2.2Demokrasi: Seçime dayalı temsil yetkisine sahip bir gurubun temsil yetkisini kullanmasıdır.
7.2 Egemenliğin Yapısı Bakımından Devlet Şekilleri
7.2.1Basit Devlet (Tekli Uniter Devlet): Ülke içinde bir hukuk ve kanun birliği vardır.Tek tip yasama yürütme organı vardır.
7.2.1.1Merkezci Yönetimci Devlet:Egemenliğin bir başka düzeyde paylaşilmadığı, tek bir merkezi kurumda toplandığı devletlerdir.
7.2.1.2Yerinden Yönetimli Devletler: Egemenliğin merkezde olması yanında yönetim kuruluşlarının sistem içersinde güçlü olduğu devletlerdir.
7.2.1.3Çok Uluslu Çok Bölgeli Devletler: Yönetimin bir yerden gerçekleştirildiği bazı bölgelere ya da yapılara özerklik tanındığını gördüğümüz devletlerdir.
7.2.2 Karma Devlet :
7.2.2.1Devlet Birlikleri: 2 ayrı devletin birleşmesi ile oluşur.
7.2.2.1.1Kişisel Birlik: kaç devletin tek bir kralın yönetimine girmesidir. Bu devletler iç işlerinde bağımsızdırlar.
7.2.2.1.2Gerçek Birlik:
7.2.2.2Devlet Toplulukları
7.2.2.2.1Konfederasyon: 11 den fazla devletin oluşturduğu bir birliktir. Bu devletler istediklerinde ayrılabilirler. Ortaklaşa oluşturulan bir yapı görülür. (Diet meclisi) bu meclisin aldığı kararlar o devleti bağlar.
7.2.2.2.2Federasyon: Eyaletlerin ya da devletçiklerin federal anayasa çerçevesinde bir araya gelerek üst yapı oluşturmasıdır. Her federal devletçiğin kendi düzeyinde yasama yürütme ve yargı oluşturduğu devletlerdir. Nüfuz sayısına göre ve ya standart şekilde bütün eyaletler temsil edilir. Yasama yürütme ve yargı devletçikler arasında bölüşülmüştür. Federal devlet uluslar arası ilişkiler bakımından tek bir devlettir.
8. DEVLET:
İnsanlar arası ilişkileri düzenleyen . Bu ilişkilerin normlara uygun olarak yürümesini sağlayan , kamusal hizmetleri üreten, anlaşmazlıkları çözen ve en üst egemen meşru gücü temsil eden hukuksal kişiliktir.
9.DEMOKRASİ
9.1Kuvvetler ayrılığı ilkesine göre yönetim biçimleri:
9.1.1Parlamenter Sistem: Yasa ve yürütme arasında dengeli işbirliğine dayalı bir düzenek vardır. 2 kurum da gelişmiştir. Yasama organı hükümeti (yürütmeyi) güvenoyu ile düşürme, hükümetin de yasama organını fesih hakkı vardır. Cumhurbaşkanı en fazla oy alan partinin başkanını başbakan olarak atar. Başbakan başkanları belirler. Cumhurbaşkanı onaylar.2 türlü yürütme vardır. Sorumsuz kanat:Devlet veya cumhurbaşkanının siyasi sorumluluğu yoktur. Yetkileri semboliktir. Sorumlu kanat: Hükümet sorumlu kanattır. Göreve gelebilmek için güvenoyu alır. Yumuşak kuvvet ayrılıkları ile ortaya çikar .1 parlamento ve buna karşi sorumlu bir hükümet vardır. Parlamento seçimle başa gelir . Her parlamentosu olan sistem parlamenter sistem değildir.
9.1.2Başkanlık Sistemi Başkan devlet başkanı ve yürütme başkanıdır. Halk başkanı seçer yürütme tamamen ona bağlıdır. Bakanları başkan atar. Başkan ve hükümetin kongreye karşi sorumluluğu yoktur. Kongre üyesi değildir başkan. Bunun yerine denetim ve denge mekanizmaları vardır. Karşilıklı fesih yetkisi yoktur. Başkanın üst düzey atamalarını,uluslar arası antlaşmaları kongrenin onaylama yetkisi vardır. Yasamayı kongre yapar. Kongre temsilciler meclisi (eyaletler nüfuslarına göre temsil edilirler) ve senato (eyaletler standart 2 kişi ile temsil edilirler) ‘dan oluşur.
9.1.3Yarı Başkanlık Sistemi: Yasama ve yürütme organı meclistir. İsviçre de görülmektedir. 1921 yılında meclis hükümeti sistemi Türkiye’de uygulanmıştır.
Yasama organı kendi içersinde bakanları ve hükümeti oluşturur. Tek tek bakanların meclise karşi sorumluluğu vardır.
9.2Demokrasinin Temel Değerleri:
3. Siyasal çoğulculuk, her türlü düşüncenin serbest aktarımı gibi ögeleri içerir. Toplumsal çogunlugun iyiyi kötüyü kendi görmesi için farklı düşüncelerin varlığı demokratik yaşamın vazgeçilmez kurallarındandır.
4. Temsil ilkesi: Kamu işlerinin yürütülmesinde meclisin yetkisini toplumdan almasıdır. Temsilciler aracılığı ile demokrasinin yürüdüğü görülür.
5. Seçim ilkesi aracılığı ile temsilciler belirlenir.
6. Çoğunluğun yönetme hakkı: Seçimle birlikte çogunlugun seçtiği kişilerin yönetmesi. Azınlığın çogunluk haline gelebilme hakkı vardır. Muhalefet etme hakkı vardır. Demokratik sistem muhalefet hakkını en geniş şekilde koruyan sistemdir.
7. Temel hak ve özgürlüklerin korunması, eşit şekilde dağıtılması
8. Yasa önünde eşitlik ilkesi , bireylerin hukuk kurallarına eşit statüde bağımlı olması.
10.1Anayasa Demokrasisi:
10.2Totaliter Rejimler: Resmi bir ideoloji, tek bir adam, gizli polis terörü, kitle iletişin vasıtaları üzerinde parti denetim tekeli, silahlı kuvvetlerin kontrolü, ekonomini tek bir merkezden yönetimi temel gözlenen özelliklerdir.
10.2.1FAŞİSM:Her türlü otoriteye, şiddete bağlı yönetim biçimi. Krize düşen ülkelerde burjuvazinin yükselen sınıflar (örnegin işçi sınıfı) karşisında kendi gücünü, toplumsal üstünlügünü koruyabilmek için oluşturduğu siyasal değerlerdir.
12.YAPILARINA GÖRE YÜRÜTME BİÇİMLERİ
12.1Geleneksel Yürütme
12.1.1Tek Yapılı Geleneksel Yürütme: Hükümete tek bir kişinin sahip olduğu sistemlerdir.
12.1.1.1Totaliter Rejimler: Yürütme bir diktatör tarafından kullanılır.
12.1.1.2Monarşik Rejimler: Yürütme bir monartın elindedir.
12.1.1.3Başkanlık Sistemi: Sert kuvvetler ayrılığı ilkesi geçerlidir. Yürütme yetkisinin bir cumhurbaşkanınca kullanılmasıdır.
12.1.2 Grup (kollejyol ) Geleneksel Yönetme: Yürütmenin birçok kişi ya da bir kurul halinde oluştuğu bir yürütme biçimidir.
12.1.3İkili Geleneksel Yönetme: Yönetmenin 2 başlı yapıldığı sistemdir. Sorumlu ve sorumsuz kanat vardır.Bir kişi ile bir kurulun işbirliği halinde faaliyet gösterdikleri yürütme şeklidir.
12.2Aktüel Yürütme:
12.2.1Kişisel İktidar: Devlet iktidarının 1 kişide toplanması ile olur. Tüm yetkilerin bir kişide toplanmasıdır. Gasp veya zorbalıkla olabilir diktatörlükle eş anlamlıdır.
12.2.2Kişiselleşmiş İktidar: Demokratik Anayasal düzen içersinde hükümet faaliyetlerinin giderek bireyselleşmesi.
Sebepleri
Kitle iletişim araçlarının etkinliği
13.1 Yürütmenin Geleneksel İşlevleri
13.2 Yürütmenin Güncel (aktüel ) işlevleri
|
YÜRÜTMENİN İŞLEVLERİ |
|
|
Geleneksel İşlevleri |
Güncel (Aktüel) İşlevleri |
lığı,orman bakanlığı) Yürütme bir öngörü organıdır. Geleceğe dair kalkınma planları hazırlar. |
Düzenleyici işlem yapması da aktüel işlevlerindendir. KHK (kanun hükmünde kararname) çıkarabilmesi aktüel hale gelmiş olduğunu ıspatlar. |
14.SİYASİ PARTİLER
Siyasi partiler aracılığı ile Demokrasinin kurumsallaşması başlamıştır. Parti: Üyelerin düşünce ve menfaatlerini gerçekleştirmek için iktidarı kısmen ya da tamamen elde etmek amacı ile siyasi hayata katılan teşkilatlanmış guruptur.
Parti: Merkezi ve yerel düzeyde kurulmuş örgütlenmis, siyasi iktidarı elde etmeyi ve kullanmayı amaçlayan ve bunun için de halkın desteğini sağlamaya çalisan sürekli bir kuruluştur.
Parti: Bir program etrafında toplanmış siyasal iktidarı elde etmek ya da paylaşmak amacını güden devamlı bir örgüte sahip kuruluştur.
14.1Siyasi Partilerin Tipik Özellikleri
3. Süreklilik arz eden kuruluşlardır.
4. Seçim yolu ile halkın desteğini elde ederek başa geçerler.
14.2.1.1 KADRO PARTİLERİ: Seçim dönemlerinden seçim dönemlerine çalışan, üyelerinin sayısından çok niteliğine önem veren partilerdir. Sistemli üye kayıt defterleri yoktur. Düzenli bir aidat sistemi yoktur. Önemli bağışlarla finans sağlarlar. Hiyerarşi ve merkezciliğin zayıf olduğu partilerdir.
14.2.1.2 KİTLE PARTİLERİ: Bir sosyal sınıfa kümeye dayanır. Siyasal devşirme ve yönetme daha çok sayıda seçmene ulaşmak gibi amaçları vardır. Faaliyetleri seçim dönemi dışı zamanı da kapsar. Finansmanı üye aidatları ile sağlanır. Düzenli kayıt ve aidat defterleri vardır. Merkezci, ideolojik ve hiyerarşik partilerdir.
14.2.2 Sigmund Neuman Tasnifi:
14.2.2.1FERDİ TEMSİL PARTİLERİ: Sınırlı partilerdir. Seçim kampanyalarında ve parlamento çalismalarinda harekete geçerler. Amaçları iktidarı ele geçirmektir. Üyelerin sosyal yaşantıları merkez tarafından kontrol edilmediği görülür. Kadro partileri gibi ilk aşama ürünü partileridir.
14.2.2.2SOSYAL BÜTÜNLEŞME PARTİLERİ: 20. yy sonrası sosyak ve siyasi buhranların ve siyasal katılımın artması sonucu oluşan partilerdir.
14.2.2.2.1Topyekün Bütünleşme Partileri: Faaliyetlerini sadece devlet yönetimine ve seçimlere yoğunlaşmazlar. Seçmenlerini sosyal yaşamlarını da etkilemeye çalisirlar. Üyelerine serbest düşünce hakkı tanımayan ideolojik katı ve sert partilerdir. Komünist, faşist partiler örneklerini oluşturur.
14.2.2.2.2Demokratik Bütünleşme Partileri: Ferdi partilerle topyekün partiler arasında yer alır. Seçim kazanmak aynı zamanda bir sosyal sınıfın, dini cemaatin kendilerince kutsal değerlerini siyasi planda da gerçekleştirmeyi amaçlayan partilerdir. Üyelerinin sosyal yardımlarına belli ölçülerde müdahale eden partilerdir. Ayırıcı özelligi manevi değerler dünyası ile pratik siyasi alan arasında fark göstermeleridir.
14.3SİYASİ PARTİ İŞLEVLERİ
3. Siyasi devşirme işlevi: İktidarın hangi kadrolarla çalisacagini belirlemesi işlevidir.
4. Siyasi sosyalleşme: Partiler; siyasi sosyalleşmeye katkı sağlayan, kitleleri eğiten, yeni tutumlar kazandıran bir özellige sahiptir.
5. Yönetme ve hükmetme işlevi: İktidara geldiklerinde parlamentoya karşi sorumlu olarak yürütme gibi asli fonksiyonlarını yerine getirirler.
6. Eleştirme işlevi: Bir sonraki seçimleri kazanmak için siyasi iktidarı denetlemektedir.
15.1.1Tek Parti: Gerçekte tek parti varsa (tipik örneğini diktatörlükler oluşturur).
15.1.2Birden Fazla parti:
15.2Çift Parti Sistemi: Birden çok parti yer almaktadır. Sistemin işleyişi 2 büyük partiye dayanır. Küçük partilerin pazarlık gücü yoktur. Karakteristik özelligi bir partinin diğer partilere ihtiyacı olmadan iktidara geçebilme özelligidir . Bu özellik ortadan kalktıkça saflık bozulur. Saf iki parti ve saf olmayan iki parti sistemi olarak ikiye ayrılır.
Saflığın Özellikleri
Rejimin temel meseleleri üzerinde 2 partinin uzlaşmış olması gerekir.
Bu partilerin katı politikalardan uzaklaştığı daha ılımlı politikalar izlediği görülür.
rejim mücadelerinde partilerin ılımlı gerçekçi olmaya çalistiklari görülür.
Aşırı derecede kutuplaşmış partiler arasında ideolojik mesafe büyük değildir.
İktidarın yoğun biçimde merkezi koalisyonlarca oluşturulduğu görülür.
Aşırı partilerin sürekli muhalefette kaldığın görülür.
Demokrasi kurumu ve kısa vadeli çalismalarin olduğu buna karşin uzun vadeli çalismalarin olmadığı siyasi iktidarsızlığın aşirı partileri güçlendirdiğini görürüz.
15.4.1Hakim Parti Sistemi: Siyasi siStem içersinde birden çok parti vardır. Çogulcu (PLURALIST) bir yapı vardır. Ve bu partiler hep yarışır ama hep aynı partinin başta olduğu görülür.
Dürüst ve eşit seçimlerin sonucunda hakim partinin seçmen kitlesinin çoğunluğunca desteklenmesi nedeni ile parlamentoda uzun süre kalması ve desteklenmesidir.
15.4.2Hegemonyacı Tek Parti Sistemi: Eşit şartlar içersinde bir iktidar mücadelesine rastlanmaz. Yapıları çogulcu sistemden farklıdır. 2. bir partinin olduğu bir yapı vardır. Diğer partilerin fazla bir önemi yoktur. Esas partini yanında onun suni kuruluşu partiler vardır. Bu yapı tepkilerin yer altına kaymasını önlemek üzere kurulmuştur.
15.4.3 Gerçek Tek Parti Sistemi: 1 den çok parti hukuken ve fiilen yoktur.
15.4.3.1Totaliter Tek Parti Sistemi: İdeolojinin çok yoğun olduğunu, sistemli bir dünya görüşü olduğunu ve toplumu bu görüşe uydurmaya çalistigini söyleyebiliriz. Ekonomik ve sosyal yapıyı kontrol altına almak isteyen bir ideolojinin olduğunu ve devletle partinin bütünleştiği görülür.
15.4.3.2Pragmatik Tek Parti Sistemi: Daha yumuşak ılımlı bir ideoloji esastır. Partinin kitleye ulaşma yeteneği (mobilizasyon) zayıf olduğu ideolojik bütünlüğün zayıf olduğu sistemdir.
15.4.3.3Otoriter Tek Parti Sistemi: 2 sistemin ortasındadır. Bölücü olmaktan çok siyasi faaliyetleri dışlayan yapıdadır. Mobilizasyon yeteneği sınırlıdır. Sosyal alt gurupların etkinliklerine izin verilir.
16.İnsan Haklarının Felsefi Gelişimi
16.1 Temel Hak ve Özgürlükler: Pozitif hukuk tarafından güvence altına alınan. yasama yürütme organlarının isteği ile ortadan kaldırılamayan haklardır.
16.2 17. yy Tabi Hukuk Doktrini (doğal hukuk yaklaşimı) : Bu kişi hakları düşüncesi stoisyenler tarafından dile getirilmiştir. Ve kişi hakları düşüncesi devlet kanunlarının üzerinde bir kanun olduğu ve bütün insanların bu kanuna akıl yolu ile ulaşabileceğinin mümkün olduğu söylenmiştir. Sosyal mukavele ile otorite ortaya çikar. Tabi hukuk doktrini doğal yaşamdan sosyal yaşama geçerken otoritenin kişilere ait hakları engellemesine karşi çikar.
16.3 18. yy Felsefi Doktrini (bireyci hak yaklaşımı): Bireyin mutluluğu esastır. Devletin amacı bireyin haklarını korumaktır. kişi ile devlet arasında başka bir sosyal gruba yer vermediğini, mülkiyet hakkının kutsal bir biçimde değerlendirildiğini görmekteyiz.
16.4 19. yy Sosyal Doktrini ( sosyal hak yaklaşımı): Devlet ekonomik ve sosyal alanda iyileştirmeler yaparak bu hakları (temel hak ve özgürlükler) bireylerin kullanabileceği koşulları sağlamaktadır. Devlet aktiftir. Devletin aktif olması demek kamu örgütlerinin ortaya çikarildigi sonucunu doğurur.
16.5 İnsan Hakları: Bütün insanların hiç bir ayrım gözetilmeden yalnızca insan oluşlarından dolayı sahip oldukları hakların bütününü kapsayan kavramdır. Ulaşilıcak haklar listesinin idealini tamsil eder.
16.6 Kamu Özgürlükleri: İnsan hajklarının gerçekleşmiş kısmıdır.
17.Temel Hak ve ÖzgürlüklerinTarihi Gelişimi (ulusal planda)
17.1İngiltere: Tabi hukuk doktrininden önce insan hakları uygulamaları görülmüştür. Kralın bazı yetkilerinin sınırlandığı görülmüştür. Kralın kişi haklarına saygı göstermesi gerekmiştir.
17.1.1Magna Carta Belgesi: Halka belli hürriyetleri vermekten çok kralı kısıtlayan bir belgedir. Bu gelişmeler yalnız ingiliz halkını kapsayan bir düzenlemedir. Diğer ülkelere yol gösterici, uyarıcı ilk örnektir. HAk ve özgürlüklerin gelişimi için somut bir adımdır.
Parlementonun izni olmadan vergi konmaması, kanuni sebep olmadan kimsenin hapis deilmemesi, tutuklana kişinin kısa sürede yargı önüne çikarilmasi gibi kuralları içerir. (yargıçların bağımsızlığı)
17.2 ABD: Virjinya anayasasınn başina haklar bildirgesi eklenmiştir. Bütün insanşiga beyan edilmiştir.
17.3 Fransa 1789 Fransız İhtilali (1789 Fransıs Bildirgesi) : O dönemde fransızca en yaygın dildir. Bildiri sade ve genel düzenlemeleri içermektedir. Kuvvetler ayrımı, milli egemenlik, temsilciler aracılığı ile yönetim, vicdan, hürriyet gibi kavramlara yer verilmiştir.
18.Temel Hak ve Özgürlüklerin Tarihi Gelişimi ( Uluslararsı Planda)
Dünya savaşı sonrasınaki yıkımlar sonucu toplumlar örgütlenmeye başlamıştır. insan haklarının güvence altına alınması ile uluslararası barışın sağlanabileceği görüşü ile birleşmiş Milletler kurulmuştur.
18.1Birleşmiş Milletler İnsan hakları Bildirgesi
Ekonomik ve sosyal haklara da yer verir.
Farklı sosyal rejimlerde kullanılabilir.
Denetim mekanizması yoktur yani ülkeler birleşmiş milletler insan hakları bildirgesine uyup uymaadıkları konusunda denetlenmez.
Klasik ve sosyal haklara yer verir.
Bildirgede genel tanımlar vardır.
| BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İNSAN HAKLARI BİLDİRGESİ | AVRUPA KONSEYİ İNSAN HAKLARI BİLDİRGESİ |
Devletleri bağlayıcı değildir. Geneldir Klasik ve sosyal haklara yer verir Genel tanımlar vardır |
Üye ülkeleri bağlayıcıdır Bölgeseldir. Avupa birliğine üye ülkeleri kapsar Klasik haklara yer verir Açık tanımlar, sınırları belirleyici bir uslup vardır. |
19. TEMEL HAK ve ÖZGÜRLÜKLERİN DÜZENLENMESİ ve SINIRLANDIRILMASI
19.1 Özgürlüklerin Düzenlenmesi
19.1.1 Önleyici Sistem: Hürriyetlerin sınırlarını aşarak kullanılmasını ya da kötüye kullanılmasını engellemek belli kuralların konması ile olur. İzin alma ya da bildirimde bulunma şartı vardır. Kamu düzenini hak ve özgürlüklerin önüne alındığı görülür
19.1.1.1Yasaklayıcı Önleme: Hürriyetlerin kullanılması için idarenin izni gerekmektedir. Her duruma göre idarenin taktir yetkisi olduğu ve subjektif olduğu söylenir.
19.1.1.2 Düzenleyici Önleme: Önceden belirlenmiş objektif şartlara bağlı bir özgürlük kullanımı vardır. İdarenin denetimi bu önceden belirlenmiş şartlara bağlıdır. Demokratik bir yöntemdir.
19.1.1.3 Basit önleme(Bildirim): Hürriyetin nerde kullanılacağının idareye bildirimi gerekir. İdarenin onayı veya reddi sözkonusu değildir.
19.1.2 Düzeltici Sistem: Sorumluluğunu taşimak üzere hak ve özgürlüklerin kullanılmasına ait yetkinin kişde olması.
19.2 Hürriyetlerin Sınırlandırılması
Toplum düzeni içersinde hürriyetler kullanılabilir. Kamu düzenini, barışı sağlamak, hak ve özgürlüklerin kullanılabilir kılınmasını sağlamak devletin görevlerindendir.
Hürriyetlerin düzenlenmesi ile denge sağlanabilir. Düzenleme sınırlama demek değildir.
Demokratik toplumlarda kamu düzeni ile hak ve özgürlükler arasında denge bulunmalıdır. Bu denge düzenleme ve sınırlama ile sağlanabilir.
Sınırmamayı demokratik düzenlerde kimin gerçekleleştireceğinin Anayasada belirtildiği görülür.
19.3George Jellinelge hürriyet Yaklaşımı
19.3.1Negatif Statü Hakları: Negatif statü hakları kişinin hakları ve ödevleridir. Devletin kişiye bağlı hak ve özgürlüklere müdahake etmemesi gerekir.
19.3.2Pozitif statü Hakları: Sosyal hak ve özgürlüklerdir. Devletin hak ve özgürlükleri eşitlemesi gerekir (eşitlik çerçevesi içinde). Düzenleme esas sınırlamalar istinadır.
19.3.3Aktif Statü Hakları: Katılma hakları
20. Osmanlı Dönemi itibari ile Hazırlanmış Anayasalar ve Bildiriler
20.1 Sened-i İttifak (1808)
Padişahın şahsı mukaddes ve gayri mesul olacak, iktidarın kullanılmasından dolayı bütün mesuliyet sadrazama ait olacak
Resmi sıfata haiz ve yetkili memur olmayanlardan hiç kimseye devlet işlerinde emir verilmeyecek
Devlet düzenini korunmasında beyler ( yerek yönetim) padişahla yani yani merkezi yönetimle iş birliği yapacaklar.
Yoksulların korunması esas olup ayan kendi yönetimindeki yerlerin asayişine ve vergilerin yüksek olmayışına özen gösterecek.
Her yeni gelen bu belgeyi onaylayacak. (aktörler değişse de belgenin uygulanacağına dair güvence getrilmiştir)
Bu belgeyi 2. Mahmut istemeyerek imzalamıştır.
Bu belge osmanlı demokrasileşmesinde ilk belgedir.
Devlet otoritesini kullanmada devleti idare edenlerin hak ve hürriyetlerine sınırlandırılma getirilmiştir.
20.2 Gülhane Hattı Hümayünü (1839)
Mustafa Raşit Paşa’nın uğraşları ile hazırlanmıştır.
Kanun karşısında vergi ve askerlikte eşitlik
Osmanlı Devleti’nin çesitli toplumları arasındaki ırk din ve dil farklılıklarının ortadan kaldırılması vaad edilmektedir.
Suçluların mahkemelerinin yapılarak cezalandırılması
Memur hukukunun yeniden düzene sokulması
Yürütme ve yasamanın faaliyetlerinin devletin fonksiyonları arasında olduğu açıklanmaktadır.
20.3 Kanun-i Esasiye (1876)
Bu anayasa ile deletin dininin islam ve devletin meşruti monarşi olduğu bildirilmektedir.. Hükümdarın sorumsuz ve mukaddes olduğu, halifelik ünvanina sahip olduğu, osmanlı sülalesinin egemenliğe sahip olduğu, devletin dininin islam olduğu bu anayasa ile açıklanmıştır.
Osmanlı Devleti bu anayasa ile ilk defa anayasalı devlet haline gelmiştir.
Kanun-i esasiye’e göre devletin organları
Meclis-i Umumi (yasama organı): 2 meclisten oluşan bir yasama organıdır.
Heyet-i Mebusan: Seçim yolu ile kurulan bir meclistir. Sınırlı oy ilkesi esastır. Erkeklerin ve emlak sahibi olanların oy hakkı vardır.
Heyet-i Ayan: Üyeleri padişah tarafından tayin edilir.
20.4 Kanun-i Esasiye (1909)
1909 da yapılan anayasa değişikliği 1876 anayasasını yeni bir anayasa yaparcamışsına değişmeler ile yeni bir düzenleme getirdi.
Yasama organı Meclis-i Umumi iki meclisten oluşan bir meclistir.
Heyet-i Mebusan: Tam bir millet temsilcisi haline getirildi. Rejimin en kuvvetli organı olmuştur.
Heyet-i Ayan:
bu iki meclis paadişahın iznini almadan kanun değişkliği yapabiliyordu. mecli_i mebusan artık padişahın tek taraflı iradesi ile kapatılamıyacaktı. hükümet iel meclis arasında anlaşmazlık olursa hükümet meclisin feshini padişahtan isteyecekti. Padişah ayanın görüşünü aldıktan sonra meclisi fesh edebilicekti.
Padişah hükümet başkanını ve üyelerini meclis üyeleri arasından seçicekti. Bakanlar ; meclisi mebusana karşi sorumludur. Bakanlar kurulundan sadece sadrazam padişah tarafından seçilecekti. Diğer bakanlar sadrazam tarafından seçilecekti.
Haberleşme hürriyeti
Osmanlıda bugüne kadar görülen gelişmeler padişahın mutlak iktidarını sınırlamaya yönelikti. Bu girişimlerde halkın iktidarı paylaşması ülke yönetiminde bir ölçüde söz sahibi olması amaçlanıyordu. 1921 anayasası iktidarı doğrudan halka vermiştir. (egemenlik kayıtsız şartsız milletindir)
Yönetim 1921 anayasası ile meşruluğunuve yönetim yetkisini TAnrı2dan ya da kendi gücünden değil halktan alır.
1921 anayasası sınırlı konuları düzenlemiştir. Devletin örgütlenmesine, yasama ve yürütmeye ilişkin temel esasları içeriyordu. İnsan haklarına ilişkin kurallara yer verilmemiştir.
Büyük Millet Meclisi iller halkınca seçilmiş üyelerden oluşur.
TBMM seçimi iki yılda bir yapılır.
Şeriat hükümlerinin uygulanması, kanunların yürürlüğe konması ve anlaşmalar TBMM ne aittir.
Cumhuriyeti kuranlar amaçlarının demokratik bir yönetim olduğunu bildirdiler. Muhakefeti kendi içerlerinden çikarma metodunu denediler.
Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası
Serbest Fırka
Çok Partili Dönem
Seçimlerin tek dereceli seçim sistemine göre yapılması kabul edildi. Dernek kurma hürriyetinde gelişme sağlandı. Seçimler hakim güvencesine bağlandı.
20.6.1 1924 Anayasası‘nın aksayan yönleri
1924 Anayasası‘nda kanunların anayasaya uygunluğunu denetleyeceği bir mekanizma yoktu.
Anayasanın bizzat kendisi de güvence altında değildi. Anayasa meclisteki iktidar partisi çogunlugunun isteğine bağlı idi.
Yine 1924 anayasası Demokrasi uygulamalarına tam olarak cevap vermemiştir. 1961 anayasası ile bu durum düzeltilmeye çalisilmistir.
20.7.1 1961 Anayasası Kaynakları
İtalyan(1947) ve Federal Almanya (1949) Anayasaları
1789 fransız insan ve vatandaş hakları beyannamesi
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları evrensel Demeci
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
Atatürk devrimlerini temel kabul eder.
Devletin öz yapısı ve hedefi bakımından 1) İnsan Hak ve Hürriyetlerini 2) milli dayanışmayı 3) sosyal adaleti teminat altına alması mümkün kılan bir cumhuriyettir.
Anayasa devlet siyasi iktidarını millet egemenliğine dayandırmıştır. Anayasa egemenliği halka değil millete vermiştir.
Millet egemenliğini Anayasada koyduğu esaslara göre yetkili organlar eliyle kullanır. bu suretle egemenliğin kullanulması yetkili organlar arasında paylaştırılmıştır.
Egemenliğin kullanbılması hiçbir suretle hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz.
Yasama tam olarak yasama fonksiyonunu yerine getirememiştir. (istikrarlı ve tam çogunluk yokluğu yüzünden)
Yürütme organı güçlü bir organ değildi
Yargı tarafsız olamamıştı
1982 Anayasası bir geçiş dönemi ön görmüştür.
1982 Anayasası otorite-Hürriyet dengesinde otoritenin ağırlığını arttırmıştır: 1961 anayasası otorite-hürriyet dengesini otorite aleyhine bozmuş ve devleti güçsüz kılmıştı. 82 anayasası ile birlikte hükümetin 61 anayasası yüzünden birçok noktalarda elinin kolunun bağlanması engellenmiştir.
1982 Anayasası devlet yapısı içersinde yürütme organını güçlendirmiştir.
1982 Anayasası siyasal karar alma mekanizmalarındaki tıkanıklıkları giderici hükümler getirmiştir: 1982 anayasası ile siyasi bunalımları azaltma amacı güdülmüştür. cumhurbaşkanına anayasada belirtilen durumlarda TBMM seçimlerini yenileme yetkisi verilmiştir.
1982 Anayasası 1961 Anayasası‘na oranla daha az katılımlı bir demokrasi modelindedir: Türkiye’de demokrasi anlayışları siyasi katılma ve çogulculuk, devlet iktidarının sınırlandırılması konularında farklılık gösterir.
1982 anayasası tam olarak yukarıda açıklanan 1. anlayışa dönmüş olmamakla beraber 61 anayasasına göre daha katılımcıdır.
Siyasi amaçlı grev, lokavt, işyeri işgali, iş yavaşlatma yapılamaz. Dernekler siyasi amaç güdemez.
