OSYM KPSS : Kamu Personeli Seçme Sınavı

Kpss Kpds Kamu Memur Sınav Sonuçları, Sınav Soruları, Genel Kültür, Kamu Yönetimi, Eğitim Bilimleri

Asides


Toplist

Haberler

VATANDAŞLIK DERSi KONU ANLATIMI 3. BOLUM

May 22nd, 2006 by osym kpss

9

MİLLİ GÜVENLİK VE MİLLİ GÜÇ UNSURLARI

1. Milli Güvenlik:Ülkemizin bütünlüğünü iç ve dış tehditlere karşi korunması ve kollanmasıdır. Milli Güvenlik konusunun ülkemizin en önemli sorunu olmasının nedenleri şunlardır;

a. Ülkemizin tarihten gelen sorunları

b. // coğrafi konumu

c. Bölgemizdeki çıkar çatismalari

2. Milli Hedef:Bir milletin milli çıkarlarının gerçekleştirilmesinde ulaşilması gereken ve ulaşildıktan sonra da devam ettirilecek belirli amaçlardır.

3. Milli Güvenlik Siyasetini Belirleyen Organlar:

a. Milli Güvenlik Kurulu b. Cumhurbaşkanı c. Başbakan d. Bakanlar Kurulu

4. Milli Güç: Bir ülkenin siyasi,coğrafi,askeri,ekonomik,bilimsel,teknolojik,sosyal, kültürel ve nüfus güçlerinin toplamından oluşur.

5. Askeri Güç: Bir devletin ve milletin savaş gücüdür. Türkiye’de askeri güç , örgütlenmis olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücüdür.

a) Türk Silahlı Kuvvetlerinin Önemi: Türk Silahlı Kuvvetleri, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti için çok önemlidir. Çünkü;Türk Silahlı Kuvvetleri yurdun ve milletin bağımsızlığını ve bütünlüğünü korur.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin Komutanı Genel Kurmay başkanıdır.

Genel Kurmay Başkanlığı’na Bağlı Kuruluşlar:

1. Kara Kuvvetleri Komutanlığı

2. Deniz // //

3. Hava // //

4. Jandarma Genel Komutanlığı

5. Harp Akademileri //

b. Askerlik Görevinin Kutsallığı: Askerlik Türklerde kutsal bir görevdir. Çünkü her Türk ülkesinin bağımsızlığını,birliğini ve bütünlüğünü korumak ister. Bunu gerçekleştirmek için askerliği en iyi şekilde yapmayı ögrenmeliyiz.

Askerliğin Temel Koşulları Şunlardır; bedenen sağlam,20 yaşinı doldurmuş ve erkek olmaktır. Askerlik görevini bitirenler 41 yaşina kadar gerektiğinde tekrar askere çagrilabilirler.

6. TÜRKİYE’YE YÖNELİK İÇ VE DIŞ TEHDİT

a. Anarşi ve Terör Kavramı:

Anarşi:Devlet denetiminin kalmaması durumu

Anarşist:Devletin siyasi ve idari kurumlarını çökertmeye kalkışan kişilere denir.

Terör: Yıldırma - korkutma demektir.

10

Terörist: Terör eylemlerine girişen kimselere denir.

Terörizm: Siyasi bir amaca ulaşmak için yasa dışı yollarla şiddet kullanılmasıdır.

Uluslar arası örgütlerin herhangi bir ülkeyi yıpratmak ve etkilemek için yaptıkları eylemlere uluslar arası terörizm adı verilir.

b. Terörün Yayılma Sebepleri:

1. Bilgi ve anlayış azlığı

2. Kamuoyunun terör konusunda eğitimsizliği

3. Bazı kişi ve kuruluşların bilerek veya bilmeyerek terörizme katkısı

4. Doğal afetlerde ortaya çikan söylentiler.

5. Terörü destekleyen devletlerin mevcudiyeti

6. Bazı silah üreticilerin örgütlere silah satması

7. Ülkeler arası işbirliğinin sağlanamaması

8. Halkın yeteri kadar duyarlı olmaması.

7. Terörle Mücadelede Kişilere Düşen Görevler:

1. Milli hedefler doğrultusunda bilinçli olmak.

2. Eğitim ve ögretimi , milli birlik ve beraberliği sağlayıcı ve güçlendirici tarzda sürdürmek.

3. Yıkıcı ve bölücü faaliyetlere karşi bilinçli olmak.

4. Yıkıcı ve bölücü faaliyetleri etkisiz kılacak düşünce yapısına sahip olmak.

5. Terörizme karşı duyarlı olmak.

6. Türkiye Cumhuriyetine Türk toplumuna ,Türk milli değer ve kültürüne bağlı olmak.

7. Cumhuriyet yönetimine inançla bağlı olmak.

8. Türk olmakla gurur duymak.

9. Vatan ve bayrak sevgisiyle dolu olmak.

8. Güncel Tehdit:

Tehdit, korkutma gözdağı vermedir. Bir devlete tehdit içten de dıştan da gelebilir ve devletin düzenini yıkmayı amaçlar. a) Ülkemizdeki İç Tehdit Unsurlarının Başlıca Hedefleri Şunlardır:

1. Hedef ülkede anarşi ve terör ortamı meydana getirmek.

2. Devlet otoritesini sarsmak

3. Toplumu yönetilemez hale getirmek

4. Devletin ülkesiyle ve milletiyle olan bütünlüğünü parçalamak.

5. Çağdaş anlayışı yıkmak.

6. Ülkede rejimi değiştirerek kendi görüşlerinin etkin olduğu bir düzen kurmak.

b) Dış Tehdit Unsurlarının Hedefleri:

Dış tehdit unsurları da iç tehdit unsurları gibi laik,çagdas,özgürlükçü ve demokratik Türkiye Cumhuriyetini parçalamak, yok etmek amacındadır.

c)Türkiye’nin Jeopolitik Öneminden Dolayı Yabancı Ülkelerin Ülkemiz Üzerindeki Emelleri:

Jeopolitik konum;bir ülkenin bölge veya dünya siyasetindeki konumu demektir.

Ülkemizin Dünya üzerindeki yeri çok önemlidir. Üç tarafı denizlerle çevrilidir. Avrupa’yı Asya’ya bağlayan boğazlara sahiptir. Ayrıca üç kıt’anın birbirine en yakın olduğu yerdedir. Ortadoğu,Kafkas ve Balkan ülkeleriyle komşudur. Bütün bunlar düşmanlarımızın sayısını artırmaktadır. Ülkemizin gelişmemesi ve uygar ülkeler seviyesinin üstüne çikmamasi için bazı ülkeler ülkemizde terör ve kargaşa ortamı olması için çaba sarf ederler. Ancak Türk milleti, Atatürk’ün gösterdiği bilim ve teknoloji yolunda ilerlemektedir. Gelecek her türlü saldırıya ülkemiz kendisini hazırlamıştır.

d. Kaçakçılık:

Yasal olmayan yollardan büyük kazançlar elde etmek amacıyla uyuşturucu madde, silah,tarihi eser ve altın gibi maddelerin alınıp satılmasına kaçakçılık denir.

Ülkemizde Jandarma Genel Komutanlığı,Emniyet Genel Müdürlüğü,Gümrük Genel Müdürlüğü gibi resmi kuruluşlar kaçakçılıkla mücadele etmektedirler.

İNSAN HAKLARININ KORUNMASINDA KARŞILAŞILAN SORUNLAR

A. İNSAN HAKLARININ KORUNMASINDA BELLİ BAŞLI ENGELLER:

1. Kişilik özelliklerinden kaynaklanan engeller: Bazı kişilik özellikleri insan haklarının korunmasını kolaylaştırır. Örnegin; titiz bir insan çevrenin temiz tutulmasına özen göstererek, diğer insanların temiz bir çevrede yaşama hakkını korur. Bazı kişilik özellikleri insan haklarının korunmasını zorlaştırır. Örnegin; çabuk öfkelenen bir insan karşisındaki kişinin canına ve malına zarar verebilir.

2. Eğitimsizlikten kaynaklanan engeller: Eğitimsizlik insan haklarının korunmasında her zaman bir engel oluşturmuştur. Örnegin; çok zengin bir kültür mirası olan İstanbul Boğazı içinde bulunan saray ve yalıların birçoğu günümüzde eğitimsizlikten yok edilmekte ve başka amaçlarda kullanılmaktadır.

3. Ekonomik nedenlerden kaynaklanan engeller.

4. Siyasal nedenlerden kaynaklanan engeller.

5. Kültürden kaynaklanan engeller.

6. İnsan olma bilincinin eksikliği

7. Hoşgörüsüzlük.

8. Toplumsal ilişkilerin düzenlenme bilinci.

İnsan Haklarının Korunmasında ve İhlallerinin Önlenmesinde Devletin Görevleriyle İlgili İlkeler Şunlardır:

1. İnsan haklarını anayasa ve yasalarla güvence altına almak.

2. Yasalara göre hakları çigneyenlere engel olmak.

3. Suçluların yargılanarak cezalandırılmalarını sağlamak.

B-İNSAN HAKLARINI KORUMANIN İŞLEVLEŞTİRİLMESİNDE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİNİN ROLÜ:

İnsan haklarının bilinmesi için eğitim ve ögretim zorunludur. Özellikle okullardaki eğitici kol çalismalari, demokratik yaşama kurallarının ögrenilmesini ve benimsenmesini sağlar.

1. İnsan olma bilinci: İnsanlar,insan olarak diğer canlılardan daha değerli olduklarını , çünkü doğuştan bazı olanakları bulunduğunu eğitimle ögrenirler.

2. Vatandaş olma bilincini eğitimle elde ederiz.

3. İnsan haklarına saygıyı eğitimle ögreniriz.

4. İnsan haklarını talep etme:

Elbette ki hak aramak için de eğitimli olmak gerekir. Ancak eğitimle dilekçe hakkımız olduğunu ögreniriz. Dilekçeyle yetkili makama ve T. B. M. M’ne ya da gerektiğinde uluslar arası bir kuruluşa başvurabiliriz. İki ay içinde dilekçemize cevap alma hakkımız vardır. Eğer bu konu yargıyla ilgiliyse şikayetimizi mahkemeye yapar ve mahkeme önünde hakkımızı koruruz.

Devlet nedir?

VatanMillet

İktidar

Güçler: Yasama (TBMM)Yürütme (Cumhurbaşkanı,Bakanlar Kurulu)

Yargı (Bağımsız Mahkemeler)

Güçler ayrılığı prensibi demokratik bir anlayıştır.Tarih: 23 Nisan 1920

1. TBMM’de Güçler birliği mevcut idi.

Meclis hükümeti sisteminin uygulanması (yasama+yürütme)İstiklal mahkemeleri (yasama+yargı)

Tarih: 29 Ekim 1923

Güçler ayrılığına geçiş

Kabine hükümeti sistemine geçilir.(yasama×yürütme)1961 anayasasıyla yasama yargı birbirinden ayrılır.

1995’e kadar 450 olan milletvekili sayısı 1995’te 550’ye çikarilmistir.MİLLETVEKİLİ SEÇİMLERİ

Genel Seçim: - 5 yılda 1 yapılan rutin seçim

- Savaş halinde 1 yıl ertelenebilir. Erken Seçim: - Hükümet güvenoyu alamadığında yapılır.Ara Seçim: - Başbakanın istifa etmesi veya meclis kararıyla yapılır

- TBMM’de bir ilin temsilcisinin kalmaması

- TBMM milletvekillerinin %5 azalması

- Genel seçimlerin 30 ay sonrasına kadar ve genel seçime 1 yıl kalana kadar ara seçim yapılamaz.(İlk durum hariç)

Seçimlerin yapılmasında Yüksek Seçim Kurulu yetkilidir.

 YSK, 1961 anayasasıyla kuruldu, tıpkı Anayasa mahkemesi gibi.

 YSK’nın 7 asil, 4 yedek üyesi vardır.(6 sı yargıtaydan, 5 i danıştaydan)

 Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikayet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçim tutanaklarını kabul etme görevi Yüksek Seçim Kurulunundur.

Yüksek Seçim Kurulunun kararları kesindir. Bu kararlar aleyhine başka bir mercie başvurulamaz (m.79).

Yüksek Seçim Kurulu, Anayasanın “yasama” bölümünde düzenlenmiş olsa da, gerek kuruluş, gerek çalisma tarzı bakımından bir yargı organı niteliğindedir.

MİLLETVEKİLİ OLMA ŞARTLARI:

30 yaşını doldurmuş olmakTC vatandaşı olmak

Yüz kızartıcı suç işlememiş olmak

Taksirli suçlar hariç 1 yıldan fazla hüküm giymemiş olmak

Askerliğini yapmış olmak

Kamu hizmetlerinden yasaklı olmamak

KİMLER MİLLETVEKİLİ OLAMAZ? Askerler(TSK)Öğretim görevlileri (istifa ettikten 1 ay sonra görevlerine dönebilirler)

Barajlı Seçim Sistemi:Meclise girecek olan partinin önce geçerli oyların %10’unu alması gerekir.(Bu antidemokratik bir uygulamadır)

► Alınan oya göre sandalye sayısının artmasına basit çogunluk sistemi denir.

► Ülke barajı partiler için aranır , bağımsızlarda aranmaz

Milletvekilliğini Düşüren Durumlar:

1 ayda mazeretsiz 5 birleşim gününe katılmamış olmak 82. maddedeki üyelikle bağdaşmayan işler yapmak

İstifa etmesi durumunda( İstifa TBMM tarafından kabul edilirse)

Cumhurbaşkanı seçilirse

TC vatandaşlığından çikarilmasi durumunda

Şu Durumlarda TBMM Genel Kurulu toplanması gerekmez: Anaysa mahkemesinin parti kapatma kararında vekilin adı geçmesiKesin hüküm giymesi durumunda (TBMM’nin tatil döneminde böyle bir olay olursa TBMM ön izin verir, oylama tatil sonunda yapılır, dokunulmazlık kaldırılır)

Meclis en fazla 3 ay tatil yapabilir.(Meclisin 5 yıllık görev süresine “yasama dönemi”, 1 yıllık görev süresine “yasama yılı” denir.Tatil anında olağanüstü toplantı çagrisi Meclis Başkanı veya Cumhur başkanı tarafından yapılabilir.

TBMM’nin yasama yılı 1 Ekim’de başlar.TBMM açılış konuşmasını ‘isterse’ Cumhurbaşkanı yapar.

TBMM’nin GÖREV ve YETKİLERİ: Verilmiş ölüm cezalarını kesinleştirme yetkisi vardı 2004’te kalktı.Genel veya özel af ilanına karar vermek(Orman yakana af yok!)

Para basılmasına karar vermek

Cumhurbaşkanını seçmek

TSK kullanımına karar vermek(Meclis tatildeyse bu kararı Cumhurbaşkanı verir.)

Hükümete kanun hükmünde kararname yetkisi vermek(1973’de başlamıştır)

Uluslararası anlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, onayı ise cumhurbaşkanı verir.(Uluslararası anlaşmalar kanun niteliğindeler lakin Anayasa mahkemesine verilemez)

Kanun yapmak, koymak, değiştirmek.

Bütçeyi hazırlamak(Bütçe kanunu Cumhurbaşkanı veto yetkisi dışındadır)

Not: Cumhurbaşkanı meclisten gelen kararları onayladığı için bu kararların sonuçlarından sorunlu tutulamaz.(Karşi imza kuralı) Bir kanun Cumhurbaşkanı tarafından onaylanıp resmi gazetede yayınlandıktan 15 gün sonra yürürlüğe geçmiş olur.

Kadük Olma: Yasama dönemi bitmeden sonucu bağlanamayan yasalara kadük oldu denir.

SİYASİ PARTİLER:

İlk siyasi partiler 2. meşrutiyet le açıldı(1908)-İttihat ve Terakki-Ahrar-Hürriyet ve İtilaf Türkiye’nin ilk kurulan partisi CHP

1946’da çok partili sisteme geçiş (Demokrat Parti’nin kurulmasıyla )

İlk defa tek dereceli, çok partili sisteme geçiş

Siyasi partiler en az 30 kişiden oluşur(parti kurmak için izin alınmaz)

SEÇİMLERİN ESASLARI 1. Tek dereceli seçim sisteminin uygulanması(Halkın temsilcilerini doğrudan kendisinin seçmesi) Halka seçimlere katılma hakkı ilk defa 1876’da 1. meşrutiyetle verilmiştir.Ancak bu hak iki dereceli seçim sistemine göre verilmiştir.Bu sistem 1946’ya kadar uygulanmıştır.1946’da bu sistemin yerine tek dereceli seçim sistemi getirilmiş ve böylece halkın temsilcilerini doğrudan doğruya seçmesi sağlanmıştır.2. Gizli oy, açık sayım döküm esası(1950’den beri uygulanır)

3. Genel oy ilkesi: Yaş ve sezginlik dışında başka bir şart aranmadan ülkedeki herkesin oy verme hakkının olmasına denir.

* 1934 yılında kadınlara seçme- seçilme hakkının verilmesi genel oy ilkesine uygun bir adımdır.

* 1924’de vergi verenin oy vermesi şartının kaldırılması da aynı şekilde genel oy ilkesine uygundur.

4. Eşit oy ilkesi: Herkes bir oy hakkına sahiptir.5. Seçimlerin yargısal denetimi: YSK yapar, kararları kesindir, değiştirilemez.

►►Kimler oy veremez? Askeri ÖğrencilerEr ve erbaşlar

Hükümlüler (taksirli(kazara) suçlu hariç 1 yıldan fazla hüküm giyenler oy veremez)

Not: Tutukluklar oy verebilir.► 1931 yılında ilk bağımsız milletvekili kontenjanııldı(16 kişilik)

► Türkiye tarihinde yapılan ilk çok partili milletvekili seçimi 1946 yılında,çok partili ilk yerel seçim 1930 yılında yapıldı.

► Partiler kurulduktan sonra program ve iç tüzüğe sahip olmalı, bunları İç İşleri bakanlığına göndermeliler.Bundan sonra tüzel kişilik kazanırlar.

► Bir siyasi partinin programında, lâik cumhuriyetçi düzene aykırı maddeler; devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne aykırı, suça teşvik edici maddeler, zümre egemenliğine ilişkin maddeler olamaz.

► Hakimler ve Savcılar, Sayıştay dahil Yüksek Yargı Organları mensupları, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri, yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşimayan diğer kamu görevlileri, Silahlı Kuvvetler mensupları ile Yüksek Ögretim öncesi ögrencileri Siyasi Partilere üye olamazlar.

Yüksek Öğretim elemanları yasaklamanın dışındadır. Bunlar hakkında Yüksek Ögretim Kanunu uygulanır.

► Siyasi partilerin gelir kaynağı hazineden aldığı paradır.Bu parayı alabilmesi için;

Seçimlerde %7’yi aşmasıEn az 5 milletvekiline sahip olmalı

► Siyasi partiler üyelerden para toplar.► Siyasi partiler yabancı kişilerden para alamaz, ticaret yapamaz.

SİYASİ PARTİLERİN KAPATILMASI

Parti programında olmaması gereken şeyler varsa ve bunlara göre eylem yaparsa,ticaret yaparsa, yabancı kişi veya şirketlerden para alırsa kapatılırÖnce ceza verilir, sonra kapatılır

Parti programının uyması gereken kuralların ihlalinde hazineden alınan parayı geri ödemek ya da alamamakla cezalandırılabilir.

► Siyasi partinin kapatılma davasını Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Anayasa mahkemesine açar.Üç yolla gerçekleşir: 1. Re’sen2. Bakanlar kurulu kararı, Adalet bakanı isteğiyle

3. TBMM milletvekillerinin 1/5’inin yazılı teklifiyle

► Anayasa mahkemesi 2/3 (nitelikli) çoğunlukla karar verir.► 1961 anayasasıyla Anayasa mahkemesi kuruldu.

► Siyasi partilerin mali denetimini Anayasa mahkemesi yapar, Sayıştay yardımcı olur.

Siyasi Parti Kurma

Yasal engeli bulunmayan, 18 yaşını doldurmuş kadın ya da erkek her Türkiye Cumhuriyeti yurttaşi siyasi bir parti kurabilir ve siyasi bir partiye üye olabilir. Parti kurmak için önceden izin alınması gerekmez. Siyasi bir parti kurabilmek için milletvekili seçilebilme yeterliliğine sahip en az 30 kişinin bir araya gelmesi, kuruluş bildirgesi, tüzük-program gibi belgeleri hazırlaması gerekiyor. Bunlar İçişleri Bakanlığı‘na teslim edildiğinde, parti kurulmuş oluyor.

CUMHURBAŞKANI

“Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisince kırk yaşinı doldurmuş ve yükseköğrenim yapmış kendi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından… seçilir”.

Buna göre, Cumhurbaşkanı seçilme yeterliliğinin şartları şunlardır:

1. Türk Vatandaşlığı

2. Kırk Yaşinı Doldurmuş Olmak

3. Yüksek Öğrenim Şartı

1924 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu böyle bir ögrenim şartı aramıyordu. Bu şart ilk defa 1961 Anayasası tarafından konulmuştur. Bu şartın konulmasındaki asıl neden, 1950-60 döneminde Cumhurbaşkanlığı yapan ve yüksek ögrenim görmemiş olan Celal Bayar’a duyulan tepkidir

4. Milletvekili Olmak veya Milletvekili Seçilme Yeterliliğine Sahip Olmak

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi olmayan ama milletvekili seçilme yeterliliğine sahip birinin Cumhurbaşkanlığına aday gösterilebilmesi “Meclis üye tamsayısının en az beşte birinin yazılı önerisiyle mümkündür” (m.101/2).

5. Daha Önce Cumhurbaşkanlığı Yapmamış Olmak

B. Seçme YetkisiAnayasamızın 101’inci maddesine göre Cumhurbaşkanı seçme yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisine aittir. Cumhurbaşkanının Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından değil de, halk tarafından seçilmesi, doğrudan parlâmenter sistemin terk edilmesi sonucunu doğurur.

C. Seçim Usûlü

Seçim Süresi.- Cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından otuz gün önce veya Cumhurbaşkanlığı makamının boşalmasından 10 gün sonra Cumhurbaşkanlığı seçimine başlanır ve seçime başlama tarihinden otuz gün içinde sonuçlandırılır.Bu sürenin ilk 10 günü içinde adayların Meclis Başkanlık Divanına bildirilmesi ve kalan yirmi gün içinde de seçimin tamamlanması gerekir (m.102/2). Cumhurbaşkanı görev süresinin sona ermesi veya Cumhurbaşkanlığı makamının boşalması durumlarında Türkiye Büyük Millet Meclisi toplantı halinde değilse hemen toplantıya çagrilir (m.102/1).

Oylama Usûlü.- Cumhurbaşkanı “gizli oyla” seçilir. Bu nedenle, siyasî parti gruplarının, milletvekillerinin oylarını etkilemesi mümkün değildir. Oylamanın gizli olması, Cumhurbaşkanı adayının siyasî partilerden bağımsız olmasına da hizmet eder.

Yeter Sayı.- Kural olarak Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte iki çogunlugu ile seçilir. Burada üye tamsayısı dendiğine göre, bu sayı, 550’dir. Ölenler, istifa edenler, milletvekilliği düşenler bu sayıdan düşülmez. Buna göre üçte iki çogunluk 366 oy etmektedir.

Turlar .- Anayasamız seçilmek için üye tamsayısının üçte iki çogunlugunu kural olarak kabul ettiyse de, bu çogunluga ulaşilamaması durumunda kilitlenmeyi önlemek için, ikinci, üçüncü ve dördüncü tur oylamalar yapılmasını öngörmüstür. Bu turlar arasında Anayasaya göre en az “üçer gün” olmalıdır (Anayasa, m.102/3).

Birinci ve İkinci Tur Oylama.- Birinci ve ikinci tur oylamada Cumhurbaşkanı seçilmek için yeter sayı Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte ikisidir (m.102/3).

Üçüncü Tur .- İlk iki tur oylamada çogunluk sağlanamazsa üçüncü oylamaya geçilir. Üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çogunlugunu, yani 276 oy sağlayan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur.

Dördüncü Tur .- Üçüncü tur oylamada üye tamsayısının salt çogunlugu sağlanamadığı takdirde, üçüncü oylamada en çok oy almış bulunan iki aday arasında dördüncü oylama yapılır. Bu turda da seçilmek için yeter sayı üye tamsayısının salt çogunlugu, yani 276’dır.

Dördüncü tur oylamada da üye tamsayısının salt çogunlugu ile Cumhurbaşkanı seçilemediği takdirde derhal Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri yenilenir (m.102/3).

Bu hüküm 1961 Anayasası döneminde Cumhurbaşkanının seçilmesinde ortaya çikan kilitlenmeden ders alınarak oluşturulmuştur. Bilindiği gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisi 12 Mart 1980 günü Cumhurbaşkanı seçimlerine başlamış; ama 12 Eylül 1980 tarihine gelindiğinde hâlâ Cumhurbaşkanı seçememişti.

1982 Anayasasının öngördügü seçimlerin yenilenmesi yaptırımı, Türkiye Büyük Millet Meclisinin üzerinde “Demokles’in kılıcı” gibi sallandığından, Meclisin Cumhurbaşkanı seçememesi ihtimali çok azdır. Zira, milletvekilliklerinin sona ermesini istemeyen milletvekillerinin salt çogunlugu şu ya da bu şekilde dördüncü tura katılan iki adaydan biri üzerinde toplanacaktır. Bu hüküm, 1982 Anayasasının öngördügü kriz giderici hükümlerden biridir.

Görüldüğü gibi, 1982 Anayasası kriz giderici tedbirler almakla birlikte, Cumhurbaşkanının seçimi için “üye tamsayısının salt çogunlugu” kuralından vazgeçmemiştir. Dördüncü turda, en çok oy alan adayın Cumhurbaşkanı seçilmesi görüşü kabul edilmemiştir. Anayasa, devleti temsil edecek kişinin hiç olmazsa, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının salt çogunlugunun oyunu alması gerektiği fikrine sadık kalmıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Cumhurbaşkanı seçme kararı bir parlâmento kararı niteliğindedir.

1. Anayasa Hukuku Nedir?

Anayasa hukuku devletin şeklini ,yapısını , organlarının görev ve yetkilerini bunların birbirleri ile olan ilişkilerini düzenleyen kuralların tümüdür.

Anayasa hukuku bir iç kamu hukuku olarak devletin temel kuruluşunu , işleyişini , iktidarın el değiştirmesini ve iktidar karşisında bireylerin özgürlüklerinin inceleyen bir disiplindir.

2.ANAYASA ÇESİTLERİ

2.1 Geleneksel Anayasa: Sosyal adaleti düzenlemek için devletin müdahalesi olmadan uyulması zorunlu lan sosyal düzen kurallarıdır. Örf ve adetler önemli kaynaklardır.

ANAYASAL TEAMÜL: Yazılı anayasanın düzenlediği konularda vurgulama ile ortaya çikan kural . 2.2Yazılı Anayasa: Demokrasi ve hukuka bağlı devlet fikri geliştikçe devlet ve fertlerin açık ve kesin hukuk kurallarıyla bağlanması ihtiyacı anayasa ile sağlanmıştır. 2.2.1 Tarih ve Siyasi Köklerine Göre Yazılı Anayasa:

2.2.1.1Monarşik Yazılı Anayasa: Egemenliğin asli ve tek sahibinin hükümdar olduğu anayasalardır.

2.2.1.1.1Ferman: Ferman mahiyetindeki anayasalar hukuken kaynağını hükümdarın iradesinden alan anayasalardır. Hükümdar bu anayasa ile kendine sınır koymaktadır.

2.2.1.1.2Misak: Bir hükümdarın ürünü olan anayasadır ama dışarıdan gelen bir etki ile bağlanmaktadır.

2.2.1.2 Demokratik Yazılı Anayasa: Egemenliğin tek sahibinin halk veya millet olduğu esasına dayanan anayasalardır.

2.2.1.2.1 Organik ve Şekli Niteliklerine Göre Yazılı Anayasalar

2.2.1.2.1.1Yumuşak Yazılı Anayasalar: Adi kanunlardan üstün olmalarına rağmen adi kanun gibi yapılabilen veya bir adi kanunla değiştirilebilen anayasalardır.

2.2.1.2.1.2 Sert Yazılı Anayasalar; Adi kanunlardan farklı usul ve merasim uygulanarak yapılabilen anayasalardır.

Sert anayasanın sertliğine ilişkin düzenlemeler.

1. Değiştirilmesi için uzun süre gerekmektedir. 2. Bazı maddeleri değiştirilemez. , 2 ve 3. maddeler değiştirilemez.

3. Anayasanın yürürlüğe girmesi bazı durumlarda halk oyuna bağlı olabilir.

4. Anayasa değiştirme yetkisi genelde meclise verilir.

5. Belirli bir çoğunluk olması gerekir.

3.ANAYASA YAPILMASI: KURUCU İKTİDAR: Anayasayı yapan iktidardır.

Egemenlik tek bir kişide ise anayasa egemen kişiye göre olur. Demokratik değildir. Demokratik ülkelerde anayasa yapan KURUCU MECLİSTİR. Kurucu iktidar devletin siyasi yapısını oluşturan , yasama yürütme yargı organlarını, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan organdır. Devlete hukuki nitelik kazandıran kurucu iktidardır.

Kurulu iktidar: Kurucu meclis anayasayı yaptıktan sonra o anayasaya bağlı kalarak anayasa da değişiklik yapan meclistir.

4.Anayasanın Değiştirilmesi

1. Asli Kurucu İktidar (meşru ihtilallerden doğan) 2. Tali Değiştirici İktidar: Anayasadaki temel sistemi bozmadan anayasayı değiştirebilen iktidardır. Örnegin 1 2 3 . maddeler hariç diğer maddelerde anayasaya bağlı kalarak değişme yapabilir.

5.Devlet:Egemenlik yetkisinin özellikleri:

Toplum adına kullanılan bir yetkidir. Yasama yürütme yargı olarak ülke içinde kullanılan bir yetkidir.

6.İktidar6.1Sosyal İktidar : Vakıflar dernekler. Bu iktidarın sınırları yasama organını belirlediği sınırlar içersinde olur.

6.2Siyasi İktidar :

Devletin Kişiliği: Tüzel kişiliği ile devlet hukuki ilişkilere girer.

7.DEVLET ŞEKİLLERİ

7.1 Egemenliğin Kaynağı Bakımından Devlet Şekilleri

7.1.1Monarşik Devlet: Egemenliğin sahibi tek bir kişidir.

7.1.1.1Hükümdarın Tahta Geçiş Tarzına göre monarşik Devlet

7.1.1.1.1Seçimli Monarşi: Hükümdar saltanat hakkını seçimle kazanır. Cumhuriyetten farkı hükümdar seçimle geldiği halde seçenin bir temsilcisi değildir.

7.1.1.1.2 Irsi Monarşi: (Hanedanlık Sistemi) Veraset sistemi ile hükümdarlık geçer.

7.1.1.2 Saltanat Makamının Sınırlarına Göre Monarşik Devlet

7.1.1.2.1Mutlak Monarşi: Hükümdarın saltanat hakkının kanuni bir sınırlamaya tutulmadığı monarşidir.

7.1.1.2.2Meşru Monarşi: Monartın yetkilerini sınırlayan hukuki bir belge vardır.

7.1.2 Cumhuriyet Devleti

7.1.2.1Aristokrasi: Yaş , cinsiyet soyluluk gibi belli bir meslek gurubu yürütme yetkisini kullandığı cumhuriyet devletidir.

7.1.2.2Demokrasi: Seçime dayalı temsil yetkisine sahip bir gurubun temsil yetkisini kullanmasıdır.

7.2 Egemenliğin Yapısı Bakımından Devlet Şekilleri

7.2.1Basit Devlet (Tekli Uniter Devlet): Ülke içinde bir hukuk ve kanun birliği vardır.Tek tip yasama yürütme organı vardır.

7.2.1.1Merkezci Yönetimci Devlet:Egemenliğin bir başka düzeyde paylaşilmadığı, tek bir merkezi kurumda toplandığı devletlerdir.

7.2.1.2Yerinden Yönetimli Devletler: Egemenliğin merkezde olması yanında yönetim kuruluşlarının sistem içersinde güçlü olduğu devletlerdir.

7.2.1.3Çok Uluslu Çok Bölgeli Devletler: Yönetimin bir yerden gerçekleştirildiği bazı bölgelere ya da yapılara özerklik tanındığını gördüğümüz devletlerdir.

7.2.2 Karma Devlet :

7.2.2.1Devlet Birlikleri: 2 ayrı devletin birleşmesi ile oluşur.

7.2.2.1.1Kişisel Birlik: kaç devletin tek bir kralın yönetimine girmesidir. Bu devletler iç işlerinde bağımsızdırlar.

7.2.2.1.2Gerçek Birlik:

7.2.2.2Devlet Toplulukları

7.2.2.2.1Konfederasyon: 11 den fazla devletin oluşturduğu bir birliktir. Bu devletler istediklerinde ayrılabilirler. Ortaklaşa oluşturulan bir yapı görülür. (Diet meclisi) bu meclisin aldığı kararlar o devleti bağlar.

7.2.2.2.2Federasyon: Eyaletlerin ya da devletçiklerin federal anayasa çerçevesinde bir araya gelerek üst yapı oluşturmasıdır. Her federal devletçiğin kendi düzeyinde yasama yürütme ve yargı oluşturduğu devletlerdir. Nüfuz sayısına göre ve ya standart şekilde bütün eyaletler temsil edilir. Yasama yürütme ve yargı devletçikler arasında bölüşülmüştür. Federal devlet uluslar arası ilişkiler bakımından tek bir devlettir.

8. DEVLET:

İnsanlar arası ilişkileri düzenleyen . Bu ilişkilerin normlara uygun olarak yürümesini sağlayan , kamusal hizmetleri üreten, anlaşmazlıkları çözen ve en üst egemen meşru gücü temsil eden hukuksal kişiliktir.

9.DEMOKRASİ

9.1Kuvvetler ayrılığı ilkesine göre yönetim biçimleri:

9.1.1Parlamenter Sistem: Yasa ve yürütme arasında dengeli işbirliğine dayalı bir düzenek vardır. 2 kurum da gelişmiştir. Yasama organı hükümeti (yürütmeyi) güvenoyu ile düşürme, hükümetin de yasama organını fesih hakkı vardır. Cumhurbaşkanı en fazla oy alan partinin başkanını başbakan olarak atar. Başbakan başkanları belirler. Cumhurbaşkanı onaylar.2 türlü yürütme vardır. Sorumsuz kanat:Devlet veya cumhurbaşkanının siyasi sorumluluğu yoktur. Yetkileri semboliktir. Sorumlu kanat: Hükümet sorumlu kanattır. Göreve gelebilmek için güvenoyu alır. Yumuşak kuvvet ayrılıkları ile ortaya çikar .1 parlamento ve buna karşi sorumlu bir hükümet vardır. Parlamento seçimle başa gelir . Her parlamentosu olan sistem parlamenter sistem değildir.

9.1.2Başkanlık Sistemi Başkan devlet başkanı ve yürütme başkanıdır. Halk başkanı seçer yürütme tamamen ona bağlıdır. Bakanları başkan atar. Başkan ve hükümetin kongreye karşi sorumluluğu yoktur. Kongre üyesi değildir başkan. Bunun yerine denetim ve denge mekanizmaları vardır. Karşilıklı fesih yetkisi yoktur. Başkanın üst düzey atamalarını,uluslar arası antlaşmaları kongrenin onaylama yetkisi vardır. Yasamayı kongre yapar. Kongre temsilciler meclisi (eyaletler nüfuslarına göre temsil edilirler) ve senato (eyaletler standart 2 kişi ile temsil edilirler) ‘dan oluşur.

9.1.3Yarı Başkanlık Sistemi: Yasama ve yürütme organı meclistir. İsviçre de görülmektedir. 1921 yılında meclis hükümeti sistemi Türkiye’de uygulanmıştır.

Yürütme yasama yetkisi meclisindir. Meclis başkanı ve devlet başkanı aynı kişidir.

Yasama organı kendi içersinde bakanları ve hükümeti oluşturur. Tek tek bakanların meclise karşi sorumluluğu vardır.

9.1.4Meclis hükümeti Sistemi: Devlet başkanını doğrudan halk seçer. Başkan geniş yetkilerle donatılmıştır. Hükümet meclise karşi sorumludur. Kriz zamanında devlet başkanı halk oyuna (yasama organı gibi) yasa sunabilir. Önemli konular halkın oyuna sunulabilinir. Meclis fesih edile bilinir.

9.2Demokrasinin Temel Değerleri:

1. Rasyonel bir sistemdir. İnsanoğlunun bulduğu en iyi yönetim biçimidir. Meşruluğunı insanlığın koyduğu rasyonel ilkelerden alır. 2. Özgürlük ve eşitliği içerir.

3. Siyasal çoğulculuk, her türlü düşüncenin serbest aktarımı gibi ögeleri içerir. Toplumsal çogunlugun iyiyi kötüyü kendi görmesi için farklışüncelerin varlığı demokratik yaşamın vazgeçilmez kurallarındandır.

4. Temsil ilkesi: Kamu işlerinin yürütülmesinde meclisin yetkisini toplumdan almasıdır. Temsilciler aracılığı ile demokrasinin yürüdüğü görülür.

5. Seçim ilkesi aracılığı ile temsilciler belirlenir.

6. Çoğunluğun yönetme hakkı: Seçimle birlikte çogunlugun seçtiği kişilerin yönetmesi. Azınlığın çogunluk haline gelebilme hakkı vardır. Muhalefet etme hakkı vardır. Demokratik sistem muhalefet hakkını en geniş şekilde koruyan sistemdir.

7. Temel hak ve özgürlüklerin korunması, eşit şekilde dağıtılması

8. Yasa önünde eşitlik ilkesi , bireylerin hukuk kurallarına eşit statüde bağımlı olması.

10.SİYASİ KATILIMA ve SİYASİ ÇOGULCULUGA GÖRE REJİMLER

10.1Anayasa Demokrasisi:

10.2Totaliter Rejimler: Resmi bir ideoloji, tek bir adam, gizli polis terörü, kitle iletişin vasıtaları üzerinde parti denetim tekeli, silahlı kuvvetlerin kontrolü, ekonomini tek bir merkezden yönetimi temel gözlenen özelliklerdir.

10.2.1FAŞİSM:Her türlü otoriteye, şiddete bağlı yönetim biçimi. Krize düşen ülkelerde burjuvazinin yükselen sınıflar (örnegin işçi sınıfı) karşisında kendi gücünü, toplumsal üstünlügünü koruyabilmek için oluşturduğu siyasal değerlerdir.

Demokratik ilkelerden vazgeçip baskı ve otorite dönemine geçilmesine faşizm denir. Bu sistem 1. dünya savaşi sonrası oluşan krizle oraya çikar. 10.2.2Komünizm: 11.HÜKÜMET : Siyasi otorite kullanan bütün devlet organlarına denir. Siyasi iktidarı elinde tutan kurumdur.

12.YAPILARINA GÖRE YÜRÜTME BİÇİMLERİ

12.1Geleneksel Yürütme

12.1.1Tek Yapılı Geleneksel Yürütme: Hükümete tek bir kişinin sahip olduğu sistemlerdir.

12.1.1.1Totaliter Rejimler: Yürütme bir diktatör tarafından kullanılır.

12.1.1.2Monarşik Rejimler: Yürütme bir monartın elindedir.

12.1.1.3Başkanlık Sistemi: Sert kuvvetler ayrılığı ilkesi geçerlidir. Yürütme yetkisinin bir cumhurbaşkanınca kullanılmasıdır.

12.1.2 Grup (kollejyol ) Geleneksel Yönetme: Yürütmenin birçok kişi ya da bir kurul halinde oluştuğu bir yürütme biçimidir.

12.1.3İkili Geleneksel Yönetme: Yönetmenin 2 başlı yapıldığı sistemdir. Sorumlu ve sorumsuz kanat vardır.Bir kişi ile bir kurulun işbirliği halinde faaliyet gösterdikleri yürütme şeklidir.

12.2Aktüel Yürütme:

12.2.1Kişisel İktidar: Devlet iktidarının 1 kişide toplanması ile olur. Tüm yetkilerin bir kişide toplanmasıdır. Gasp veya zorbalıkla olabilir diktatörlükle eş anlamlıdır.

12.2.2Kişiselleşmiş İktidar: Demokratik Anayasal düzen içersinde hükümet faaliyetlerinin giderek bireyselleşmesi.

Sebepleri

Bunalımlar Krizler

Kitle iletişim araçlarının etkinliği

Lider arayışı olmasına neden olur.13. Yürütmenin işlevleri

13.1 Yürütmenin Geleneksel İşlevleri

13.2 Yürütmenin Güncel (aktüel ) işlevleri

YÜRÜTMENİN İŞLEVLERİ

Geleneksel İşlevleri

Güncel (Aktüel) İşlevleri

Kanunların uygulanması : Yasama organıKanun tasarılarını yapar: bir kanunu yaptıktan sonra son olarak yürütmeyi hangi organın yapacağını belirler.(sağlık bakan

lığı,orman bakanlığı)

Cumhurbaşkanının yasalara uygun olarak Denetleme yetkisi vardır. Yürütme kendi içersinde yer alacak bakanları seçer, kamu yönetiminin örgütsel inşasını da yapar.

Yürütme bir öngörü organıdır. Geleceğe dair kalkınma planları hazırlar.

Yürütme atılım organıdır. Kanunların ve parlemento direktiflerini pasif olarak uygulayan değil aktif bir organ olmuştur. Karar organıdır. Bütçeyi hazırlaması örnek olarak verilebilir.

Düzenleyici işlem yapması da aktüel işlevlerindendir.

KHK (kanun hükmünde kararname) çıkarabilmesi aktüel hale gelmiş olduğunu ıspatlar.

14.SİYASİ PARTİLER

Siyasi partiler aracılığı ile Demokrasinin kurumsallaşması başlamıştır. Parti: Üyelerin düşünce ve menfaatlerini gerçekleştirmek için iktidarı kısmen ya da tamamen elde etmek amacı ile siyasi hayata katılan teşkilatlanmış guruptur.

Parti: Merkezi ve yerel düzeyde kurulmuş örgütlenmis, siyasi iktidarı elde etmeyi ve kullanmayı amaçlayan ve bunun için de halkın desteğini sağlamaya çalisan sürekli bir kuruluştur.

Parti: Bir program etrafında toplanmış siyasal iktidarı elde etmek ya da paylaşmak amacını güden devamlı bir örgüte sahip kuruluştur.

14.1Siyasi Partilerin Tipik Özellikleri

1. İktidarı kullanma isteği. 2. Ülke çapında örgütlenmis olmaları.

3. Süreklilik arz eden kuruluşlardır.

4. Seçim yolu ile halkın desteğini elde ederek başa geçerler.

14.2SİYASİ PARTİ TİPOLOJİSİ14.2.1 Maurice Duvergerin Tasnifi:

14.2.1.1 KADRO PARTİLERİ: Seçim dönemlerinden seçim dönemlerine çalışan, üyelerinin sayısından çok niteliğine önem veren partilerdir. Sistemli üye kayıt defterleri yoktur. Düzenli bir aidat sistemi yoktur. Önemli bağışlarla finans sağlarlar. Hiyerarşi ve merkezciliğin zayıf olduğu partilerdir.

14.2.1.2 KİTLE PARTİLERİ: Bir sosyal sınıfa kümeye dayanır. Siyasal devşirme ve yönetme daha çok sayıda seçmene ulaşmak gibi amaçları vardır. Faaliyetleri seçim dönemi dışı zamanı da kapsar. Finansmanı üye aidatları ile sağlanır. Düzenli kayıt ve aidat defterleri vardır. Merkezci, ideolojik ve hiyerarşik partilerdir.

14.2.2 Sigmund Neuman Tasnifi:

14.2.2.1FERDİ TEMSİL PARTİLERİ: Sınırlı partilerdir. Seçim kampanyalarında ve parlamento çalismalarinda harekete geçerler. Amaçları iktidarı ele geçirmektir. Üyelerin sosyal yaşantıları merkez tarafından kontrol edilmediği görülür. Kadro partileri gibi ilk aşama ürünü partileridir.

14.2.2.2SOSYAL BÜTÜNLEŞME PARTİLERİ: 20. yy sonrası sosyak ve siyasi buhranların ve siyasal katılımın artması sonucu oluşan partilerdir.

14.2.2.2.1Topyekün Bütünleşme Partileri: Faaliyetlerini sadece devlet yönetimine ve seçimlere yoğunlaşmazlar. Seçmenlerini sosyal yaşamlarını da etkilemeye çalisirlar. Üyelerine serbest düşünce hakkı tanımayan ideolojik katı ve sert partilerdir. Komünist, faşist partiler örneklerini oluşturur.

14.2.2.2.2Demokratik Bütünleşme Partileri: Ferdi partilerle topyekün partiler arasında yer alır. Seçim kazanmak aynı zamanda bir sosyal sınıfın, dini cemaatin kendilerince kutsal değerlerini siyasi planda da gerçekleştirmeyi amaçlayan partilerdir. Üyelerinin sosyal yardımlarına belli ölçülerde müdahale eden partilerdir. Ayırıcı özelligi manevi değerler dünyası ile pratik siyasi alan arasında fark göstermeleridir.

14.3SİYASİ PARTİ İŞLEVLERİ

1. Menfaatlerin birleştirilmesi: Birbirleri ile çelisen sosyal taraflar tarafından açıklanan menfaatlerin birleştirilmesidir. 2. Aracılık İşlevi: Sosyalle (halk) iktidar arasında taşiyıcılığı partilerin yaptığı görülmektedir. Toplum taleplerini partiler aracılığın ile duyurmaktadır.

3. Siyasi devşirme işlevi: İktidarın hangi kadrolarla çalisacagini belirlemesi işlevidir.

4. Siyasi sosyalleşme: Partiler; siyasi sosyalleşmeye katkı sağlayan, kitleleri eğiten, yeni tutumlar kazandıran bir özellige sahiptir.

5. Yönetme ve hükmetme işlevi: İktidara geldiklerinde parlamentoya karşi sorumlu olarak yürütme gibi asli fonksiyonlarını yerine getirirler.

6. Eleştirme işlevi: Bir sonraki seçimleri kazanmak için siyasi iktidarı denetlemektedir.

15.SİYASİ PARTİ SİSTEMLERİ15.1Tek Parti Sitemi: Temelde tek parti ile birden fazla parti ayrımına dayanmaktadır.

15.1.1Tek Parti: Gerçekte tek parti varsa (tipik örneğini diktatörlükler oluşturur).

15.1.2Birden Fazla parti:

15.2Çift Parti Sistemi: Birden çok parti yer almaktadır. Sistemin işleyişi 2 büyük partiye dayanır. Küçük partilerin pazarlık gücü yoktur. Karakteristik özelligi bir partinin diğer partilere ihtiyacı olmadan iktidara geçebilme özelligidir . Bu özellik ortadan kalktıkça saflık bozulur. Saf iki parti ve saf olmayan iki parti sistemi olarak ikiye ayrılır.

Saflığın Özellikleri

Sistemdeki iki parti mutlak çoğunluk için yarışırlar. İki partiden biri yarışma neticesinde parlamento çogunlugunu kazanır. Sistemde radikal değişiklik amaçlamadığını sadece yönetmeye yönelik hedeflerinin olduğunu görürüz.

Rejimin temel meseleleri üzerinde 2 partinin uzlaşmış olması gerekir.

Bu partilerin katı politikalardan uzaklaştığı daha ılımlı politikalar izlediği görülür.

15.3Çok Parti Sistemi: İktidar dengesini etkileyen 2 den fazla parti vardır.15.3.1 Ilımlı Çok Parti Sistemi:

Eğilim genellikle sağ ve sol bloklardan oluşur. hükümetin değişmesi blokların değişmesi ile olur. Parti blokları arasındaki rejim temel felsefedir.

rejim mücadelerinde partilerin ılımlı gerçekçi olmaya çalistiklari görülür.

Aşırı derecede kutuplaşmış partiler arasında ideolojik mesafe büyük değildir.

15.3.2Aşırı Çok Partiler: Yelpazenin ucunda yer alan partilere yer verilir. Partiler arasında görüş farklılıkları esastır.

İktidarın yoğun biçimde merkezi koalisyonlarca oluşturulduğu görülür.

Aşırı partilerin sürekli muhalefette kaldığın görülür.

Demokrasi kurumu ve kısa vadeli çalismalarin olduğu buna karşin uzun vadeli çalismalarin olmadığı siyasi iktidarsızlığın aşirı partileri güçlendirdiğini görürüz.

Kamu bütçesinden partilere yardım sağlanır. Oy oranına göre mali kaynak sağlanır. Ticaretle uğraşmaları ve uluslar arası kuruluşlardan yardım alınmasının yasal olmadığı kuruluşlardır. Anayasa mahkemesi denetleme görevini yapar.15.4 SARTORİ‘NİN TEK PARTİ SİSTEMİ

15.4.1Hakim Parti Sistemi: Siyasi siStem içersinde birden çok parti vardır. Çogulcu (PLURALIST) bir yapı vardır. Ve bu partiler hep yarışır ama hep aynı partinin başta olduğu görülür.

Dürüst ve eşit seçimlerin sonucunda hakim partinin seçmen kitlesinin çoğunluğunca desteklenmesi nedeni ile parlamentoda uzun süre kalması ve desteklenmesidir.

15.4.2Hegemonyacı Tek Parti Sistemi: Eşit şartlar içersinde bir iktidar mücadelesine rastlanmaz. Yapıları çogulcu sistemden farklıdır. 2. bir partinin olduğu bir yapı vardır. Diğer partilerin fazla bir önemi yoktur. Esas partini yanında onun suni kuruluşu partiler vardır. Bu yapı tepkilerin yer altına kaymasını önlemek üzere kurulmuştur.

15.4.3 Gerçek Tek Parti Sistemi: 1 den çok parti hukuken ve fiilen yoktur.

15.4.3.1Totaliter Tek Parti Sistemi: İdeolojinin çok yoğun olduğunu, sistemli bir dünya görüşü olduğunu ve toplumu bu görüşe uydurmaya çalistigini söyleyebiliriz. Ekonomik ve sosyal yapıyı kontrol altına almak isteyen bir ideolojinin olduğunu ve devletle partinin bütünleştiği görülür.

15.4.3.2Pragmatik Tek Parti Sistemi: Daha yumuşak ılımlı bir ideoloji esastır. Partinin kitleye ulaşma yeteneği (mobilizasyon) zayıf olduğu ideolojik bütünlüğün zayıf olduğu sistemdir.

15.4.3.3Otoriter Tek Parti Sistemi: 2 sistemin ortasındadır. Bölücü olmaktan çok siyasi faaliyetleri dışlayan yapıdadır. Mobilizasyon yeteneği sınırlıdır. Sosyal alt gurupların etkinliklerine izin verilir.

16.İnsan Haklarının Felsefi Gelişimi

16.1 Temel Hak ve Özgürlükler: Pozitif hukuk tarafından güvence altına alınan. yasama yürütme organlarının isteği ile ortadan kaldırılamayan haklardır.

16.2 17. yy Tabi Hukuk Doktrini (doğal hukuk yaklaşimı) : Bu kişi haklarışüncesi stoisyenler tarafından dile getirilmiştir. Ve kişi haklarışüncesi devlet kanunlarının üzerinde bir kanun olduğu ve bütün insanların bu kanuna akıl yolu ile ulaşabileceğinin mümkün olduğu söylenmiştir. Sosyal mukavele ile otorite ortaya çikar. Tabi hukuk doktrini doğal yaşamdan sosyal yaşama geçerken otoritenin kişilere ait hakları engellemesine karşi çikar.

16.3 18. yy Felsefi Doktrini (bireyci hak yaklaşımı): Bireyin mutluluğu esastır. Devletin amacı bireyin haklarını korumaktır. kişi ile devlet arasında başka bir sosyal gruba yer vermediğini, mülkiyet hakkının kutsal bir biçimde değerlendirildiğini görmekteyiz.

16.4 19. yy Sosyal Doktrini ( sosyal hak yaklaşımı): Devlet ekonomik ve sosyal alanda iyileştirmeler yaparak bu hakları (temel hak ve özgürlükler) bireylerin kullanabileceği koşulları sağlamaktadır. Devlet aktiftir. Devletin aktif olması demek kamu örgütlerinin ortaya çikarildigi sonucunu doğurur.

16.5 İnsan Hakları: Bütün insanların hiç bir ayrım gözetilmeden yalnızca insan oluşlarından dolayı sahip oldukları hakların bütününü kapsayan kavramdır. Ulaşilıcak haklar listesinin idealini tamsil eder.

16.6 Kamu Özgürlükleri: İnsan hajklarının gerçekleşmiş kısmıdır.

17.Temel Hak ve ÖzgürlüklerinTarihi Gelişimi (ulusal planda)

17.1İngiltere: Tabi hukuk doktrininden önce insan hakları uygulamaları görülmüştür. Kralın bazı yetkilerinin sınırlandığı görülmüştür. Kralın kişi haklarına saygı göstermesi gerekmiştir.

17.1.1Magna Carta Belgesi: Halka belli hürriyetleri vermekten çok kralı kısıtlayan bir belgedir. Bu gelişmeler yalnız ingiliz halkını kapsayan bir düzenlemedir. Diğer ülkelere yol gösterici, uyarıcı ilk örnektir. HAk ve özgürlüklerin gelişimi için somut bir adımdır.

Parlementonun izni olmadan vergi konmaması, kanuni sebep olmadan kimsenin hapis deilmemesi, tutuklana kişinin kısa sürede yargı önüne çikarilmasi gibi kuralları içerir. (yargıçların bağımsızlığı)

17.2 ABD: Virjinya anayasasınn başina haklar bildirgesi eklenmiştir. Bütün insanşiga beyan edilmiştir.

17.3 Fransa 1789 Fransız İhtilali (1789 Fransıs Bildirgesi) : O dönemde fransızca en yaygın dildir. Bildiri sade ve genel düzenlemeleri içermektedir. Kuvvetler ayrımı, milli egemenlik, temsilciler aracılığı ile yönetim, vicdan, hürriyet gibi kavramlara yer verilmiştir.

18.Temel Hak ve Özgürlüklerin Tarihi Gelişimi ( Uluslararsı Planda)

Dünya savaşı sonrasınaki yıkımlar sonucu toplumlar örgütlenmeye başlamıştır. insan haklarının güvence altına alınması ile uluslararası barışın sağlanabileceği görüşü ile birleşmiş Milletler kurulmuştur.

18.1Birleşmiş Milletler İnsan hakları Bildirgesi

Evrensel bir bildiridir. Bütün insanların hiçbir ayrım olmadan yararlanabileceği bir bildiridir.

Ekonomik ve sosyal haklara da yer verir.

Farklı sosyal rejimlerde kullanılabilir.

Denetim mekanizması yoktur yani ülkeler birleşmiş milletler insan hakları bildirgesine uyup uymaadıkları konusunda denetlenmez.

Klasik ve sosyal haklara yer verir.

Bildirgede genel tanımlar vardır.

18.2Avrupa Konseyi İnsan Hakları Bildirgesi Hak ve özgürlüklerin avrupa kütürünün ortak bir prçası olduğu ve geliştirilemesi düşünülmüştür. Amaç üyelerin arasında daha sıkı bir birlik kurmaktır. Bu sözleşme üye devletleri bağlayıcıdır. Ve denetim sistemi getirilmiştir. bireysel haklar ayrıntılı bir biçimde düzenlenir.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İNSAN HAKLARI BİLDİRGESİ AVRUPA KONSEYİ İNSAN HAKLARI BİLDİRGESİ
Farklı siyasal rejimlerde kullanılabilir. Denetim mekanizaması yoktur

Devletleri bağlayıcı değildir.

Geneldir

Klasik ve sosyal haklara yer verir

Genel tanımlar vardır

Demokratik rejimlerde kullanılır Denetim mekanizması vardır.

Üye ülkeleri bağlayıcıdır

Bölgeseldir. Avupa birliğine üye ülkeleri kapsar

Klasik haklara yer verir

ık tanımlar, sınırları belirleyici bir uslup vardır.

19. TEMEL HAK ve ÖZGÜRLÜKLERİN DÜZENLENMESİ ve SINIRLANDIRILMASI

19.1 Özgürlüklerin Düzenlenmesi

19.1.1 Önleyici Sistem: Hürriyetlerin sınırlarını aşarak kullanılmasını ya da kötüye kullanılmasını engellemek belli kuralların konması ile olur. İzin alma ya da bildirimde bulunma şartı vardır. Kamu düzenini hak ve özgürlüklerin önüne alındığı görülür

19.1.1.1Yasaklayıcı Önleme: Hürriyetlerin kullanılması için idarenin izni gerekmektedir. Her duruma göre idarenin taktir yetkisi olduğu ve subjektif olduğu söylenir.

19.1.1.2 Düzenleyici Önleme: Önceden belirlenmiş objektif şartlara bağlı bir özgürlük kullanımı vardır. İdarenin denetimi bu önceden belirlenmiş şartlara bağlıdır. Demokratik bir yöntemdir.

19.1.1.3 Basit önleme(Bildirim): Hürriyetin nerde kullanılacağının idareye bildirimi gerekir. İdarenin onayı veya reddi sözkonusu değildir.

19.1.2 Düzeltici Sistem: Sorumluluğunu taşimak üzere hak ve özgürlüklerin kullanılmasına ait yetkinin kişde olması.

19.2 Hürriyetlerin Sınırlandırılması

Toplum düzeni içersinde hürriyetler kullanılabilir. Kamu düzenini, barışı sağlamak, hak ve özgürlüklerin kullanılabilir kılınmasını sağlamak devletin görevlerindendir.

Hürriyetlerin düzenlenmesi ile denge sağlanabilir. Düzenleme sınırlama demek değildir.

Demokratik toplumlarda kamu düzeni ile hak ve özgürlükler arasında denge bulunmalıdır. Bu denge düzenleme ve sınırlama ile sağlanabilir.

Sınırmamayı demokratik düzenlerde kimin gerçekleleştireceğinin Anayasada belirtildiği görülür.

19.3George Jellinelge hürriyet Yaklaşımı

19.3.1Negatif Statü Hakları: Negatif statü hakları kişinin hakları ve ödevleridir. Devletin kişiye bağlı hak ve özgürlüklere müdahake etmemesi gerekir.

19.3.2Pozitif statü Hakları: Sosyal hak ve özgürlüklerdir. Devletin hak ve özgürlükleri eşitlemesi gerekir (eşitlik çerçevesi içinde). Düzenleme esas sınırlamalar istinadır.

19.3.3Aktif Statü Hakları: Katılma hakları

20. Osmanlı Dönemi itibari ile Hazırlanmış Anayasalar ve Bildiriler

20.1 Sened-i İttifak (1808)

Feodal beylerden biri padişah alehine baş kaldırırsa diğğer feodal beyler padişahla beraber olup ona karşi birleşecek.( Merkezi gücü diğer yerel güçlere kabul ettiriyor ve kuvvetlendiriyor) Devlet kudretli hükümdarın şahsına toplanacak fakat yetkileri kullanmak sadrazama ait olacak. ( Merkezi otoritenin sınırlandırılması söz konusu)

Padişahın şahsı mukaddes ve gayri mesul olacak, iktidarın kullanılmasından dolayı bütün mesuliyet sadrazama ait olacak

Resmi sıfata haiz ve yetkili memur olmayanlardan hiç kimseye devlet işlerinde emir verilmeyecek

Devlet düzenini korunmasında beyler ( yerek yönetim) padişahla yani yani merkezi yönetimle iş birliği yapacaklar.

Yoksulların korunması esas olup ayan kendi yönetimindeki yerlerin asayişine ve vergilerin yüksek olmayışına özen gösterecek.

Her yeni gelen bu belgeyi onaylayacak. (aktörler değişse de belgenin uygulanacağına dair güvence getrilmiştir)

20.1.1Magnacarta İle Sened-i İttifak’ın kıyaslamasıSened-i İttifakta merkesi otorite ayanları( yerel otoriteyi) çairiyor. ingiliz magnacarta’sı feodal beylerin(yerel otoritenin) dayatmasıdır.

Bu belgeyi 2. Mahmut istemeyerek imzalamıştır.

Bu belge osmanlı demokrasileşmesinde ilk belgedir.

Devlet otoritesini kullanmada devleti idare edenlerin hak ve hürriyetlerine sınırlandırılma getirilmiştir.

20.2 Gülhane Hattı Hümayünü (1839)

Mustafa Raşit Paşa’nın uğraşları ile hazırlanmıştır.

Osmanlı Devleti’nin şeriat hükümlerine uymadığından geri kaldığı belirtilmiştir. Halka can mal ve namus güvenliği geetirilmektedir.

Kanun karşısında vergi ve askerlikte eşitlik

Osmanlı Devleti’nin çesitli toplumları arasındaki ırk din ve dil farklılıklarının ortadan kaldırılması vaad edilmektedir.

Suçluların mahkemelerinin yapılarak cezalandırılması

Memur hukukunun yeniden düzene sokulması

Padişahın tek taraflı iradesi ile ortaya konan bir ferman niteliğindedir. Padişah kendisini birtakım kurallara şartlara bağlamaktadır. hukuk devleti olmakonusunda atılan ilk adımdır.

Yürütme ve yasamanın faaliyetlerinin devletin fonksiyonları arasında olduğu açıklanmaktadır.

20.3 Kanun-i Esasiye (1876)

Bu anayasa ile deletin dininin islam ve devletin meşruti monarşi olduğu bildirilmektedir.. Hükümdarın sorumsuz ve mukaddes olduğu, halifelik ünvanina sahip olduğu, osmanlı sülalesinin egemenliğe sahip olduğu, devletin dininin islam olduğu bu anayasa ile açıklanmıştır.

Osmanlı Devleti bu anayasa ile ilk defa anayasalı devlet haline gelmiştir.

Kanun-i esasiye’e göre devletin organları

Meclis-i Umumi (yasama organı): 2 meclisten oluşan bir yasama organıdır.

Heyet-i Mebusan: Seçim yolu ile kurulan bir meclistir. Sınırlı oy ilkesi esastır. Erkeklerin ve emlak sahibi olanların oy hakkı vardır.

Heyet-i Ayan: Üyeleri padişah tarafından tayin edilir.

20.4 Kanun-i Esasiye (1909)

1909 da yapılan anayasa değişikliği 1876 anayasasını yeni bir anayasa yaparcamışsına değişmeler ile yeni bir düzenleme getirdi.

Yasama organı Meclis-i Umumi iki meclisten oluşan bir meclistir.

Heyet-i Mebusan: Tam bir millet temsilcisi haline getirildi. Rejimin en kuvvetli organı olmuştur.

Heyet-i Ayan:

bu iki meclis paadişahın iznini almadan kanun değişkliği yapabiliyordu. mecli_i mebusan artık padişahın tek taraflı iradesi ile kapatılamıyacaktı. hükümet iel meclis arasında anlaşmazlık olursa hükümet meclisin feshini padişahtan isteyecekti. Padişah ayanın görüşünü aldıktan sonra meclisi fesh edebilicekti.

Padişah hükümet başkanını ve üyelerini meclis üyeleri arasından seçicekti. Bakanlar ; meclisi mebusana karşi sorumludur. Bakanlar kurulundan sadece sadrazam padişah tarafından seçilecekti. Diğer bakanlar sadrazam tarafından seçilecekti.

Padişah isteediği kişiye sürgüne gönderemiyecekti toplantı yapma ve dernek kurma hürriyeti

Haberleşme hürriyeti

Bu anayasa değişiklikleri Osmanlı Devleti’nin teokratik yapısnı değiştirememiştir. Parlementer sisteme dayanan meşruti monarşi kurmuştur.20.5 1921 Anayasası

Osmanlıda bugüne kadar görülen gelişmeler padişahın mutlak iktidarını sınırlamaya yönelikti. Bu girişimlerde halkın iktidarı paylaşması ülke yönetiminde bir ölçüde söz sahibi olması amaçlanıyordu. 1921 anayasası iktidarı doğrudan halka vermiştir. (egemenlik kayıtsız şartsız milletindir)

Yönetim 1921 anayasası ile meşruluğunuve yönetim yetkisini TAnrı2dan ya da kendi gücünden değil halktan alır.

1921 anayasası sınırlı konuları düzenlemiştir. Devletin örgütlenmesine, yasama ve yürütmeye ilişkin temel esasları içeriyordu. İnsan haklarına ilişkin kurallara yer verilmemiştir.

Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Yürütme ve yasama yetkisi TBMM since yapılır.

Büyük Millet Meclisi iller halkınca seçilmiş üyelerden oluşur.

TBMM seçimi iki yılda bir yapılır.

Şeriat hükümlerinin uygulanması, kanunların yürürlüğe konması ve anlaşmalar TBMM ne aittir.

20.6 1924 Anayasası Tek Partili Dönem uygulaması (1924-1945)

Cumhuriyeti kuranlar amaçlarının demokratik bir yönetim olduğunu bildirdiler. Muhakefeti kendi içerlerinden çikarma metodunu denediler.

Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası

Serbest Fırka

Çok Partili Dönem

Seçimlerin tek dereceli seçim sistemine göre yapılması kabul edildi. Dernek kurma hürriyetinde gelişme sağlandı. Seçimler hakim güvencesine bağlandı.

20.6.1 1924 Anayasası‘nın aksayan yönleri

Kuvvetler birliği sistemi TBMM nin iktidat partisi liderlerinin (yürütmenin) eline geçmesine neden olmuştur. Muhalefet partilerinin siyasi faaliyetleri ve meclis içi çalismalari keyfi olarak kısıtlanabiliyordu. 1924 Anayasa’sı hürriyetleri düzenlemişti ama bunların güvencesi yoktu.

1924 Anayasası‘nda kanunların anayasaya uygunluğunu denetleyeceği bir mekanizma yoktu.

Anayasanın bizzat kendisi de güvence altında değildi. Anayasa meclisteki iktidar partisi çogunlugunun isteğine bağlı idi.

20.7 1961 Anayasası1924 Anayasası‘nda çözüm bulunamayan hürriyet ve güvencesine 1961 Anayasısı‘nda çözüm aranmıştır.

Yine 1924 anayasası Demokrasi uygulamalarına tam olarak cevap vermemiştir. 1961 anayasası ile bu durum düzeltilmeye çalisilmistir.

20.7.1 1961 Anayasası Kaynakları

1924 Anayasası: Bazı hükümler aynen yeni anayasaya getirilmiştir. İstanbul Bilim Komisyonu tarafından hazırlanan ön tasarı

İtalyan(1947) ve Federal Almanya (1949) Anayasaları

1789 fransız insan ve vatandaş hakları beyannamesi

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları evrensel Demeci

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

20.7.2 1961 Anayasası‘nın Başlangıç prensipleri ( Anayasanın dayandığı temel ilkeler) Anayasa; hukuk dışı davranışları ile meşruluğunu kaybeden bir iktidara direnme hakkına sahip bir milletindir. Milliyetçidir

Atatürk devrimlerini temel kabul eder.

Devletin öz yapısı ve hedefi bakımından 1) İnsan Hak ve Hürriyetlerini 2) milli dayanışmayı 3) sosyal adaleti teminat altına alması mümkün kılan bir cumhuriyettir.

Anayasa devlet siyasi iktidarını millet egemenliğine dayandırmıştır. Anayasa egemenliği halka değil millete vermiştir.

Millet egemenliğini Anayasada koyduğu esaslara göre yetkili organlar eliyle kullanır. bu suretle egemenliğin kullanulması yetkili organlar arasında paylaştırılmıştır.

Egemenliğin kullanbılması hiçbir suretle hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz.

20.7.3 1961 Anayasası‘nın Eleştirisi Parlementer sistemin Türk Toplumu’nun bünyesine uydurulması için hiç bir hüküm getirilmemiştir. Parlemento güçsüz kurulmuş, yürütme daha da güçsüz kurulmuştur. örnegin cumhurbaşkanı seçimi çikmaza girdiği zaman hiçbir anayasal çözüm düşünülmemiştir. 1961 Anayasası Türk milletinin birlik ve beraberliğini simgeleyen milli düşünceyi ortaya koymaktan çok teorik olarak ideal bir siyasi ve sosyal teşkilatlanmayı türk toplumuna yerleştirmeyi düşünmüştür.

Yasama tam olarak yasama fonksiyonunu yerine getirememiştir. (istikrarlı ve tam çogunluk yokluğu yüzünden)

Yürütme organı güçlü bir organ değildi

Yargı tarafsız olamamıştı

20.8 1982 Anayasası 20.8.1 1982 ve 1931 Anayasalarının karşilaştırması

1982 Anayasası 1961 Anayasası‘na oranla daha kazuistik bir yöntemle hazırlanmıştı: 82 anayasasını bütün maddeleri 61 anayasasının ilgili maddelerine göre daha uzun ve ayrıntılıdır. Her iki anayasa da sadece genel ilkeler ortaya konup, bunların uygulama biçimlerini kanunlara bırakma amacı güder. 1982 anayasasında çerçeve anayasası anlayışının benimsenmeyip birçok muhtemel durumları düzenlemek isteyen kazuistik bir yönteme yer verildiği görülür. 1982 Anayasası 1961 Anayasası‘ndan daha katı bir niteliktedir: Değiştirilmesi normal kanunlardan daha güç şartlara bağlanmış olan anayasalara Katı Anayasa denir. 1982 Anayasası‘nda değiştirilmesi teklif edilmeyecek hükümlerin kapsamı genişletilmiştir. Anayasa değişikliği sürecine (1961 Anayasası‘nda olmayan) onay safhası eklenmiştir. Cumhurbaşkanına onaylamadığı anayasa değişikliğini halk oyuna sunma yetkisi verilmiştir.

1982 Anayasası bir geçiş dönemi ön görmüştür.

1982 Anayasası otorite-Hürriyet dengesinde otoritenin ağırlığını arttırmıştır: 1961 anayasası otorite-hürriyet dengesini otorite aleyhine bozmuş ve devleti güçsüz kılmıştı. 82 anayasası ile birlikte hükümetin 61 anayasası yüzünden birçok noktalarda elinin kolunun bağlanması engellenmiştir.

1982 Anayasası devlet yapısı içersinde yürütme organını güçlendirmiştir.

1982 Anayasası siyasal karar alma mekanizmalarındaki tıkanıklıkları giderici hükümler getirmiştir: 1982 anayasası ile siyasi bunalımları azaltma amacı güdülmüştür. cumhurbaşkanına anayasada belirtilen durumlarda TBMM seçimlerini yenileme yetkisi verilmiştir.

1982 Anayasası 1961 Anayasası‘na oranla daha az katılımlı bir demokrasi modelindedir: Türkiye’de demokrasi anlayışları siyasi katılma ve çogulculuk, devlet iktidarının sınırlandırılması konularında farklılık gösterir.

1) Siyasi Katılma ve çogulculuk: Halkın esas rolü belli aralıkta kendisini yönetecek olanları seçmekten ibarettir. Devlet seçilmiş organların eliyle yönetilmelidir. Halk veya çesitli gruplar bu aşamada siyasi kararları etkilemeye çalismamalidir. 2) Halkın siyasete (seçimlerde oy vermek dışında) aktif ve sürekli katılması

1982 anayasası tam olarak yukarıda açıklanan 1. anlayışa dönmüş olmamakla beraber 61 anayasasına göre daha katılımcıdır.

Siyasi amaçlı grev, lokavt, işyeri işgali, iş yavaşlatma yapılamaz. Dernekler siyasi amaç güdemez.

8 Yorum »

VATANDAŞLIK DERSi KONU ANLATIMI 2. BOLUM

May 22nd, 2006 by osym kpss

YÜKSEK MAHKEMELER:

1.Anayasa mahkemesi.

2.Yargıtay.

3.Danıştay.

4.Askeri Yargıtay.

5.Askeri Yüksek İdare Mahkemesi

6.Uyuşmazlık Mahkemesi.

ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU

11 asıl ve 4 yedek üyeden oluşur.

1-Üyeleri Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, AYİM, Sayıştay Başkanı veya üyesi olmalıdır.

2–40 yaşını doldurmuş yükseköğretim görmüş ve kamu hizmetinde 15 yıl çalismis olmalıdır.

a)Yüksek öğrenim kurumlarının; hukuk, iktisat, siyasal bilimler dallarında ögrenim görmeli

b)Rektör, dekan, Müsteşar, Müsteşar Yardımcısı, General, Amiral, Büyükelçi, Bölge Valisi veya Vali olmalıdır.

c)Mesleğinde avukat, olarak bilfiil çalismalidir.

Göreve seçilip de kabul etmeyenler 1 ayda tekrar seçilir.

65 Yaşını doldurunca emekliliğe ayrılırlar.

Başkan ve Başkan Vekilinin Seçimi

Asıl üyeler arasından gizli oyla ve üye tam sayısının salt çogunlukla 4 yıl için seçilir.

Anayasa Mahkemesinin Görevleri

1-Kanunların, KHKlerin ve TBMM İçtüzüğüşekil ve esas bakımından denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından denetler.

OHAL, Sıkıyönetim ve savaş hallerinde çikarilan KHK şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasaya dava açılamaz.

Şekil bakımından denetleme Cumhurbaşkanlığınca veya TBMM üyelerinin 1/5tarafından istenebilir. Kanunun yayınlandığı tarihten itibaren 10 gün geçtikten sonra şekil bozukluğuna bağlı iptal davasıılamaz.

2-Yüce Divan sıfatıyla yargılar.(Cumhurbaşkanı,BK üyeleri ,Anayasa mah.,Yargıtay Danıştay,Askeri Yargıtay,AYİM,HSYK Başkan ve üyelerini Başsavcılarını)yüce divan kararları kesindir.

3-Siyasi partilerin kapanmasına bakar.

4-Üst düzey devlet yöneticilerini ve yüksek yargı organı mensuplarını Yüce Divan’da yargılar.

5-Siyasi partilerin mali denetimini yapar.

İptal Davası Açmaya Yetkili Olanlar:

İptal davası kanunlar, KHK ve TBMM içtüzükleri hakkında açılır.

1-Cumhurbaşkanı

2-İktidar ve ana muhalefet partisi meclis grupları

3-TBMM üye tamsayısının 1/5’i

—TBMM’den kanunların şekil bozukluğu iddiasıyla dava açılamaz.

—Milletlerarası anlaşmaların aleyhine Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.

—Dava açma süresi kanunlar, KHK ve TBMM içtüzüğü RG de yayınlanmasından başlayarak 60 gündür.

—Anayasa Mahkemesi kararları kesindir.

İptal davaları geriye yürümez.

Başkan ve Üyelerin Giremeyeceği Davalar

1-Kendilerine ait ya da kendilerini ilgilendiren davalar

2-Aralarında evlilik bağı kalkmış olsa bile eşinin kan ve sıhriyet yönünden usul ve fürunun 4. dereceye kadar olanların davaları

3-Hâkim, savcı ve hakem sıfatıyla baktığı ve bilirkişilik ile tanıklık yaptığı davalar.

4-İstişare mütalaa ve kanaat beyan etmiş olduğu davalar

M.154-YARGITAY

Adliye mahkemeleri tarafından verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümleri son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli davaların ilk ve son derece mahkemesidir. Yargıtay üyeleri, birinci sınıfa ayrılmış adli hâkim ve savcılar arasından Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulunca seçilirler.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve vekili 5 aday arasından Cumhurbaşkanınca 4 yıl için seçilir.

M.155-DANIŞTAY

İdari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı kararlara karşi son inceleme merciidir.

Danıştay davaları görmek Başbakan ve Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında 2 ay içinde düşüncelerini bildirmekle ve tüzük tasarılarını incelemek, idari uyuşmazlıkları çözmekle görevlidir.

Danıştay üyeleri Cumhurbaşkanınca seçilir.

M.156-ASKERİ YARGITAY

Askeri mahkemelerce verilen kararlara karşı son inceleme merciidir.

3 aday gösterilir. Cumhurbaşkanı üyelerini seçer.

M.157-ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ

Askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile asker kişileri ilgilendiren, askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesidir.

Askeri hakim sınıfından olmayan üyelerin görev süreleri 4 yılı geçemez.

Askerlik yükümlülüklerinden doğan uyuşmazlılarda ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz.

M.158-UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ

Adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözer.

Diğer mahkemeler ile Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesinin kararı esas alınır.

Bu mahkemenin başkanlığı Anayasa mahkemesince seçilir.

M.159-HAKİM VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yaparlar

Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır.

Kurulun kararlarına karşi yargı yolu kapalıdır.

M.160-SAYIŞTAY

Genel ve katma bütçeli idarelerin bütün gelir ve giderleri ile mallarını TBMM adına denetler sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlar ve kanunlarla verilen inceleme ve denetleme işlemlerini yapmakla görevlidir.

Sayıştay’ın kesin hükümlerine karşi ilgililer yazılı bildirimden itibaren 15 gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltme yoluna gidilebilir. Bu kararlara karşi idari yargı yoluna başvurulamaz.

Vergi ve benzeri mali yükümlülüklerde Danıştay ve Sayıştay uyuşamazsa, Danıştay’ın kararı esastır.

M.161-BÜTÇENİN HAZIRLANMASI VE UYGULANMASI

Devletin ve KİT dışındaki kamu tüzel kişilerinin harcamalarını yıllık bütçelerle yapılır.

Bütçe Kanununa bütçe dışı hükümler konamaz.

Bakanlar Kurulu genel ve katma bütçe tasarıları ile milli bütçe tahminlerini gösteren raporu , mali yıl başindan 75 gün önce TBMM’ne sunar. Bütçe raporu Bütçe Komisyonunda (40 kişi) incelenir. Bütçe komisyonunca 55 içinde kabul edilip TBMM de görüşülür ve mali yıl başina kadar karar bağlanır.

TBMM üyeleri bütçe kanun tasarılarının Genel Kurulda görüşülmesi sırasında gider artırıcı ve gelir azaltıcı önerilerde bulunulamaz.

Bakanlar Kuruluna KHK ile bütçede değişiklik yapma yetkisi verilemez.

M.164-KESİN HESAP

Kesin hesap kanun tasarıları kanunda daha kısa bir süre kabul edilmemişse, ilgili oldukları mali yılın sonundan başlayarak en geç 7 ay sonra Bakanlar Kurulunca TBMM’ne sunulur.

Sayıştay genel uygunluk bildirimini kesin hesap kanun tasarısının verilmesinden başlayarak en geç 75 gün içinde TBMM ne sunar.

Genel Kurul kesin hesap kanun tasarısını yeni yıl bütçe kanunu tasarısıyla beraber görüşerek karar bağlar

Sermayesinin yarıdan fazlası doğrudan doğruya veya dolaylı olarak Devlete ait olan kamu kuruluş ve ortaklarında denetim görevi TBMM ne aittir Sayıştay’ca yapılmaz.

ANAYASANIN DEĞİŞTİRİLMESİ

Anayasanın değiştirilmesi TBMM üye tamsayısının en az 1/3 tarafından yazıyla teklif edilebilir.

Genel kurulda iki kez görüşülür. Kabulü TBMM üye tam sayısının 3/5 ‘ü yani 330 oyla kabul edilir.

Cumhurbaşkanı Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları bir daha görüşülmek üzere TBMM ne gönderebilir. Meclis geri gönderilen kanunu üye tam sayısının 2/3 ile aynen kabul ederse Cumhurbaşkanı bunu halkoyuna sunabilir.

Meclisçe üye tamsayısının 3/5 ile veya 2/3 az oyla kabul edilen anayasa değişiklikleri Cumhurbaşkanı tarafından Meclise iade edilmediği zaman halkoyuna sunulmak üzere RG de yayımlanır.

Doğrudan veya Cumhurbaşkanının iadesi üzerine Meclis üye tamsayısının 2/3 ile kabul edilen Anayasa değişikliğine ilişkin kanun veya maddeleri Cumhurbaşkanı tarafından halkoyuna sunulabilir. Bunlar RG de yayımlanır.

Halkoyuna sunulan kanun değişikliklerin yürürlüğe girmesi için halkoylamasında kullanılan geçerli oyların yarısından çogunun kabul olması gerekir.

SAVAŞ HALİ

Bakanlar Kurulu ister. TBMM karar verir, Cumhurbaşkanı onaylar.

DEMOKRASİNİN 4 TEMEL ŞARTI

1. Cumhuriyet

2. Serbest seçim

3. Vatandaşların temel haklarının tanınması

4. Serbest örgütlenme

Ülkemizde temsili demokrasi vardır.

DEVLET, DEMOKRASİ, ANAYASA,

VATANDAŞLIK HAKLARI VE SORUMLULUKLARI

A – KAVRAMLAR

Devlet : Bir vatan üzerinde yaşayan insan topluluğunun beraber ve bir düzen içerisinde yaşamak amacıyla kurduğu örgütlenmeye devlet denir.

Devleti Meydana Getiren Unsurlar: Vatan, millet ve egemen kuvvettir.

Demokrasi : Halkın kendisini yönetecek kişileri kendi iradesiyle seçtiği yönetim biçimidir.

Demokrasinin Temel İlkeleri: Milli egemenlik, hürriyet ve eşitlik, siyasi partilerdir.

Anayasa : Devletin yönetim şeklini kişilerin haklarını ve ödevlerini, devlet organlarını ve bu organlar arasındaki ilişkileri belirten en genel hukuk kurallarıdır.

Anayasalarımız : 1921 Anayasası, 1924 Anayasası, 1961 Anayasası, 1981 Anayasası.

Vatandaş : Aynı topraklar üzerinde yaşayan ve aynı devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olan kişilerdir.

Kamu : Bir ülkede yaşayan insanların tümüdür.

Kamuoyu : Her hangi bir konu üzerinde halkın benimsediği genel düşünce ve ortak kanaattir.

Sivil Toplum Örgütleri: Devletin müdahalesi dışında kalmış ve bireylerin kendi kendilerini yönlendirebildikleri demokratik bir yapıdır. Sendika, vakıf, dernek gibi.

B - TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NİN YÖNETİM YAPISI

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yönetim yapısı üçe ayrılır:

1. MERKEZİ YÖNETİM: Merkezî yönetimin başında Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu vardır. Bakanlar Kurulu, başbakan ve bakanlardan meydana gelir.

a. Cumhurbaşkanı : Devletin başıdır. Türkiye Cumhuriyeti’ni ve milleti temsil eder. Cumhurbaşkanı seçilebilmek için kırk yaşinı doldurmuş olmak, yüksek ögrenim yapmış olmak, TBMM üyesi ya da milletvekili seçilebilme yeterliliğine sahip olmak gibi şartlar gereklidir. Cumhurbaşkanı, meclis tarafından üye tam sayısının üçte iki çogunlugunun oylarıyla seçilir. Görevleri: Yurt içinde ve dışında devleti temsil etmek, yasaları yayınlatmak, yüksek dereceli memurları atamak, uluslararası antlaşmaları onaylamak, yasaları tekrar görüşülmek üzere TBMM’ye geri göndermek.

b. Başbakan ve Bakanlar Kurulu: Başbakan,TBMM üyeleri arasından Cumhurbaşkanınca atanır. Bakanlar Kurulu üyeleri, başbakan tarafından seçilir ve cumhurbaşkanınca atanır. Meclis dışından da bakan seçilebilir.

Başbakan, bakanlıklar arasında iş birliğini sağlar. Hükümetin genel programının uygulanmasından o sorumludur.

Devletin önemli işleri, Bakanlar Kurulunda görüşülerek karara bağlanır.

c. Merkezdeki Yardımcı Kuruluşlar:

Milli Güvenlik Kurulu: Milli Güvenlik Kurulu, hükümete yardımcı olan bir kuruluştur. Kararların uygulanmasından hükümet sorumludur. Asker ve sivillerden oluşur.

Devlet Planlama Teşkilatı: Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınma konularının planlanmasında hükümete yardımcı olan, danışmanlık yapan, plan ve program hazırlayan başbakanlığa bağlı bir kuruluştur.

Danıştay : En yüksek idârî mahkeme, danışma ve inceleme organıdır. Bağımsız bir kuruluştur.

Sayıştay : Devletin gelir ve giderlerini, TBMM adına denetleyen, yargı yetkisi de bulunan kuruluştur.

2. İL YÖNETİMİ: İl yönetimi ;merkezi yönetime bağlı illerle bu illere bağlı ilçeler,ilçelere bağlı bucak ve köylerden oluşur. Ayrıca ,nüfusu köyden fazla ,ilçeden az belediye yönetimi bulunan ve “Belde” adını alan yönetim birimleri bulunur.

-Her ilin başında hükümetin atadığı bir vali vardır.

-Her ilçenin başında hükümetin atadığı bir kaymakam vardır.

-Bucakların başinda ise hükümetin atadığı bir bucak müdürü vardır.

-Köylerin başında köylülerin seçtiği ve kaymakama bağlı olan muhtar görev yapar.

* İLDE VALİYE BAĞLI OLAN BİRİMLER ŞUNLARDIR:

-Özel Kalem Müdürlüğü

-İl Milli Eğitim Müdürlüğü

-İl Emniyet Müdürlüğü

-İl Jandarma Komutanlığı

-İl Sağlık Müdürlüğü

-İl Nüfus Müdürlüğü

-İl Kültür Müdürlüğü

-İl Tarım Müdürlüğü

-İl Turizm Müdürlüğü

-İl Bayındırlık Müdürlüğü

-İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü

-İl Defterdarlığı

-İl Veteriner Müdürlüğü

İlde mahkemeler ,savcılıklar ve askerlik şubeleri de bulunur fakat, bunlar valiliğe bağlı değildir. İllerde il yönetim kurulu, ilçelerde ilçe yönetim kurulu vardır. Bucaklarda bucak meclisi vardır.

3. YEREL YÖNETİMLER:

Üç tür yerel yönetim vardır.

a-İl Özel Yönetimi

b-Belediye Yönetimi

c-Köy Yönetimi

a-İL ÖZEL YÖNETİMİNİN BAŞLICA ORGANLARI

1. Vali 2. İl Genel Meclisi 3. İl Daimi Encümeni

b-BELEDİYE YÖNETİMİNİN BAŞLICA ORGANLARI

1. Belediye başkanı :5 yılda bir halk tarafından seçilirler.

2. Belediye meclisi :Belediyenin genel karar organıdır. Üyeleri o yörenin halkı tarafından seçilir. Üye sayısı yörenin büyüklüğüne göre çogalir. Belediye meclisine, belediye başkanı başkanlık eder.

3. Belediye encümeni : Belediyenin ikinci karar organıdır. Yazı işleri, hesap işleri, sağlık işleri,fen işleri,veteriner,teftiş kurulu müdürleri gibi yöneticiler belediye başkanının başkanlığında toplanır.

Önemli kararları belediye meclisi alır. Bu kararlar doğrultusunda işleri belediye encümeni yürütür. Belediyelerin bütçeleri, vali ya da kaymakam tarafından onaylanarak yürürlüğe girer.

BELEDİYELERİN GÖREVLERİ ŞUNLARDIR:

o Gıda maddelerinin sağlık koşullarına uygun olarak üretilip üretilmedigini denetler.

o Ekonomik alanda denetleme ve fiyat tespiti yapar.

o İş ruhsatları ve bina yapım belgeleri verir.

o Su işleriyle ve ısınmayla ilgilenir.

c. KÖY YÖNETİMİ

Köy kanununa göre , köyler oluşturulur. Köy kurma yetkisi iç işleri bakanlığına verilmiştir. Köyler 442 sayılı Köy kanunu ile yönetilir. Köy tüzel kişiliğinin organları; muhtar, köy ihtiyar heyeti ve köy derneğidir. Muhtar köyde hem yerel yönetimin hem de özel yönetimin başidır. Köy ilköğretim okulu müdürü ve köy imamı köy ihtiyar heyetinin doğal üyeleridir. Diğer üyeler 5 yılda bir seçilen üyelerdir bunlara aza da denir. Köy yönetiminin geliri köylünün gelir durumuna göre alınan salma adındaki vergidir. Köy halkı bazı işleri ortaklaşa çalisarak yaparlar buna imece denir.

C – VATANDAŞLIK HAKLARI

Vatandaşlık Hakları : Kişilerin toplumla ilişkilerinden doğan haklara denir. Üç gruptur.

1. SOSYAL HAKLAR: Toplum yaşamında herkese insanlık onuruna yaraşir bir yaşam düzeyi, sağlamayı amaçlayan haklardır. Sosyal haklardan başlıcaları; ailenin korunması, eğitim ve ögrenim hakkı, sağlık, çevre ve konut hakkı, gençliğin korunması ve sporun desteklenmesi, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması gibi haklardır .

Bir Ülkede Sosyal Haklar Eşitlikle Korunmadığında Şu Sorunlar Ortaya Çikar:

1. Toplumda ekonomik açıdan güçsüz olanlar, güçlüler karşisında korunamaz ve adalet sağlanamaz. 2. İnsanın yaşam mücadelesi zorlaşir, insan onuruna uygun bir ortamda yaşam gerçekleşemez.

3. Yoksulluk ortadan kalkmaz, artar. Fakirler hiç bir haktan yararlanamaz.

4. Toplumda huzur ve güven kalmaz. Bunalımlar artar.

5. İnsan imkanlarını geliştiremez. Bilim sanat ve teknolojik alanlarda etkinlikler gerçekleştiremez.

Türk Kadınının Toplumdaki Yeri Türk kadını bugünkü durumuna ,Atatürk ilke ve inkılâplarıyla gelmiştir. Bugün kadınlarımız erkeklerle eşit eğitim olanaklarından yararlanmakta ve hemen her iş kolunda çalismaktadir. Bu şekilde kadınların erkeklerle eşit olarak toplumdaki yerlerini almaları bir uygarlık aşamasıdır. Ve Atatürk inkılâplarının en başarılı sonuçlarından biridir.

2. EKONOMİK HAKLAR: Devlet güçsüzleri, güçlüler karşısında korumak gerçek eşitliği ve toplumsal dengeyi sağlamak amacıyla vatandaşlara ekonomik haklar tanımıştır. Çalisma hakkı, tüketici hakları gibi haklar başlıca ekonomik haklardır.

* Bir Ülkede Ekonomik Haklar Eşitlikle Korunamadığında Şu Sorunlar Ortaya Çikar:

1. İnsanın doğuştan sahip olduğu temel haklar korunamaz.

2. Çalışanlar emeğinin karşilığını alamaz.

3. Çalışanların sağlıklı bir ortamda çalismalar mümkün olmaz.

4. İnsanların hak ve özgürlükleri korunamaz.

* Türk Kadınının Çalisma Hayatındaki Yeri: Ülkemizde kadınlar sosyal yaşama öncelikle ögretmen olarak katılmıştır. Günümüzde kadınlarımız her alanda son derece başarılı hizmetlerde bulunmakta ve erkeklerle el ele toplumun kalkınması için çalismaktadirlar.

3. SİYASAL HAKLAR: Vatandaşların ülke yönetimine katılmasını sağlayan haklara siyasal haklar denir. Seçme ve seçilme hakkı, vatandaş olma hakkı, kamu hizmetine girme hakkı, dilekçe hakkı başlıca siyasal haklardır.

* Bir ülkede siyasal haklar eşitlikle korunduğunda şu faydalar sağlanır:

1. İnsanların her türlü zorlamadan, devletin ve diğer insanların baskısından uzak kalmaları ve yaşamlarını kendi istedikleri gibi düzenlemeleri kolaylaşir.

2. Kişiye, başkalarının ve devletin karışamayacağı güvenli bir ortam yaratılabilir. İnsanlar bu ortamda hukukun izin verdiği ölçüde başkalarına zarar vermeden haklarını özgürce kullanabilirler.

3. Demokrasinin işlerlik kazanması ve sürekli korunması sağlanabilir.

Ç – VATANDAŞ OLMA SORUMLULUKLARI

Vatandaş Olma Bilinci : Bir vatandaşın haklarının ve görevlerinin farkında olmasıdır. Demokratik yönetimin varlığı ve sürekliliği; vatandaş olma bilincine sahip ve bu bilinç çerçevesinde uygun davranışlar sergileyen insanların çoklukta olmasıyla sağlanabilir.

* Vatandaş Olma Bilincinin Gerektirdikleri:

1. Demokrasi, eşitlik ve özgürlük gibi değerleri benimsemek ve demokrasinin gereğine inanmış olmak.

2. Vatandaş olarak haklarının ve sorumluluklarının bilincinde olmak.

3. Yasalara titizlikle uymak.

4. Diğer insanlara karşi saygılı ve hoşgörülü davranmak, şiddetten yana değil, barıştan yana olmak.

5. Her türlü ayrımcılığa karşi olmak.

* Vatandaş Olma Sorumluluğunu Taşima Yolları:

1. Seçme ve seçilme hakkı

2. Vergi vermek

3. Askerlik yapmak

4. Kanun ve kurallara saygılı olmak

* Bir ülkede vatandaşlar görev ve sorumluluklarını yerine getirmezlerse şu sorunlar ortaya çikar:

1. Yönetim dürüst, bilgili, çağdaş ve ülke çikarlari için çalisacak kişilerin elinde olmaz. Yöneticiler halkı temsil edemez.

2. Devlet, ülke giderlerini karşılayacak geliri elde edemez. Dolayısıyla vatandaşa karşi görevini yerine getiremez. İçte düzeni, dışta bağımsızlığı koruyamaz.

3. Ülke bütünlüğü, bağımsızlığı ve varlığı tehlikeye girer.

4. Demokratik yönetimin yerini baskıcı yönetim alır. İnsan hakları korunamaz. Bazı kii ve gruplara ayrıcalık tanınır.

* Millet: Aynı topraklar üzerinde yaşayan aralarında dil, duygu, ülkü, tarih, kültür ve çikar birliği olan insan topluluğudur.

* Vatan: Bir milletin üzerinde yaşadığı toprak parçasıdır.

D – DAYANIŞMA

Dayanışma : İnsanların duygu, düşünce ve ortak çikarlarda birbirine karşilıklı olarak bağlı duruma gelmesine dayanışma denir. Dayanışma, toplumda kişiler arasında sevgi, saygı ve işbirliğini geliştirir. Çünkü, dayanışma ahlâkî bir gerekliliktir.

Kurtuluş Savaşında verdiğimiz milli mücadele ve elde ettiğimiz zafer, milli birlik ve beraberliğin bir eseridir.

Birlik ve beraberliğin olmadığı bir toplumda kargaşa ve terör vardır.

* Dayanışmada Sevgi, Saygı ve Hoşgörünün Önemi:

Dayanışma, sevgi, saygı ve hoşgörü varsa gerçekleşebilir. Birbirini sevmeyen, hoşgörü sahibi olmayan, birbirinin haklarına saygı göstermeyen insanlar dayanışma içinde olamazlar.

İNSAN HAKLARININ KORUNMASI

A. İNSAN HAKLARINI KORUMANIN ÖNEMI:

İnsan hakları, insanın sahip olduğu haklardır. İnsanın bazı özellikleri ve taşidığı imkanlar onu diğer canlılardan ayırır. İnsan haklarının temelinde, hiçbir canlıda bulunmayan özellikleri nedeniyle ,insanın değerinin korunması gerekliliği yatar. İnsan hakları korunmazsa,insanın değeri yok sayılmış olur ve birçok sorun ortaya çikar.

1. İnsan Haklarının Korunmaması Sonucu Ortaya Çikan Sorunlar:

İnsan haklarının tanınması ve korunması uzun mücadeleler sonucunda mümkün olabilmiştir.

Eğer insan hakları korunmazsa şu olumsuz durumlar ortaya çikar.

a)Toplumda huzur ve güven kalmaz.

b)Kimse başkalarının haklarına saygı göstermez.

c)İnsanların devlete olan güvenleri zayıflar. d)Güçlü olanlar güçsüzleri ezerek, daha güçlü duruma gelirler. e)Toplumdaki insanlar arasında eşitlik söz konusu olmaz.

f)Demokrasi, yerini baskıcı yönetime bırakır.

g)Toplum başka bir devletin egemenliğine girebilir.

* İnsan hakları korunduğu zaman bütün bu olumsuzluklar ortadan kalkar. İnsan haklarını korumak ve yaşatmak hepimizin en başta gelen görevidir.

2. İnsan Haklarını Korumanın Sonuçları:

İnsan haklarının korunması ,her zaman olumlu sonuçlara yol açar. Bu sonuçlar şöyle belirlenebilir.

a)Toplum huzur ve güven içinde olur. Adalet sağlanır.

b)Bireyler yeteneklerini geliştirebilir.

c)Demokratik siyasi yaşam gelişir.

d)İnsanların gelecek kaygısı azalır.

e)İnsanlar vatandaş olma bilincine sahip olurlar.

f)Herkes yasalara uyar.

g)Vatandaşlar birlik ve bütünlük içinde yaşarlar.

h)İnsanlar diğer ülkelerdeki insanların haklarının korunması içinde çaba gösterir , sonuçta yurtta ve dünyada barış sağlanır.

I)Sivil Toplum Örgütleri rahat çalışacakları için seslerini duyurarak kamuoyu oluşturur.

i)İnsanlar arasında dil,ırk,cinsiyet,siyasi düşünce ve mezhep ayrımı yapılmaz.

B-İNSAN HAKLARININ KORUNMASI

İnsan hakları ulusal ve uluslar arası düzeyde olmak üzere iki şekilde korunabilir.

1. İNSAN HAKLARININ ULUSAL DÜZEYDE KORUNMASI

İnsan hakları, anayasa ve yasalarla,insan haklarını korumakla yükümlü devlet organlarıyla,sivil toplum kuruluşları aracılığıyla ve insan hakları danışma kurullarıyla korunur.

a) İnsan Haklarını Korumakla Yükümlü Devlet Organları

1-Anayasa mahkemesi 2-Danıştay 3-Sivil Toplum Örgütleri 4-Yargı Organları

b) İnsan Haklarının Korunmasında Sivil Toplum Kuruluşları ve İşlevleri

İnsan haklarının korunması, devlet ve vatandaş olarak hepimizin görevidir. Tek tek vatandaş olarak yapabileceklerimiz sınırlıdır. Vatandaşların bir araya gelerek oluşturdukları örgütler,insan haklarının korunmasında daha etkili olurlar. Bu örgütler sivil toplum kuruluşlarıdır.

Ülkemizde İnsan Haklarıyla İlgili Olan Sivil Toplum Örgütleri Şunlardır.

1. İnsan Hakları Vakfı 2. Ankara Kadın Dayanışma Vakfı 3. Sokak Çocuklari Derneği

4. Çevre Koruma Vakfı 5. Türkiye Erozyonla Mücadele ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA) 6. Tüketici Haklarını Koruma Derneği ve Sendikalar

c) İnsan Hakları Danışma Kurulları ve İşlevi

Her ülkede İnsan Hakları Danışma Kurulları oluşturulmuştur. Danışma kurulları; hukukçulardan,düşünürlerden,sivil toplum kuruluşlarıyla,kamu kuruluşlarından gelen temsilcilerden ve uzmanlardan oluşur.

Bu kurulların amacı insan haklarıyla ilgili sorunların incelenip yetkili birimlere bildirilmesi ve

önerilerde bulunulmasını sağlamak içindir.

İnsan Hakları Ulusal Düzeyde Korunmazsa Şu Durumlar Ortaya Çikabilir:

1. Devlet, bireyin haklarını korumaz.

2. Hükümetin uygulamaları,yargı denetimine açık olmaz.

3. Devlet memurları vatandaşin işlerini, aksatır.

4. İnsan haklarını çigneyenler cezalandırılmaz.

5. Sivil Toplum Örgütleri kamuoyu oluşturamaz.

6. Devletin gerçekleştirmesi gereken özgürlük,eşitlik ve güvenlik gerçekleşemez. Hukuk devleti ortadan kalkar.

2. İNSAN HAKLARININ ULUSLAR ARASI DÜZEYDE KORUNMASI

Birleşmiş Milletlerin kuruluşunu izleyen dönemde bireyler,uluslar arası planda artık belli bir devletin vatandaşi olarak değil,tek tek insanlar olarak da korunmaya başlandı. Bu fikrin dünya çapinda ilk önemli açıklaması, A. B. D başkanı Franklin ROOSVELT tarafından yapılmıştır. ROOSVELT 1941 yılında dört temel özgürlügün bütün dünyada gerçekleşmesi gerektiğini söylemiştir. Bunlar;

a-Söz ve anlatım özgürlügü

b-Vicdan özgürlüğü

c-Yoksulluktan kurtulma özgürlüğü

d-Korkudan kurtulma özgürlüğü

a) Uluslar Arası Kuruluşlar:

İnsan haklarının uluslar arası düzeyde örgütlü olarak korunabilmesi için Birleşmiş Milletler Örgütü 24 Ekim 1945’te kurulmuştur.

Birleşmiş Milletler Örgütüne bağlı olan komisyon ve komitelerin başlıcaları şunlardır:

1. Irk Ayrımcılığının Kaldırılması Komitesi

2. Apartheid’a Karşı Grup

3. İnsan Hakları Komitesi

4. Ekonomik-Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi

5. Kadınlara Karşi Ayrımcılığın Kaldırılması Komitesi

6. İşkenceye Karşi Komite

7. Çocuk Hakları Komitesi

AVRUPA KONSEYİNE BAĞLI OLAN KOMİSYON VE KURULUŞLAR

a-İnsan Hakları Komisyonu b-İnsan Hakları Komisyonu c-Bakanlar Komitesi

b) Uluslar Arası Belgeler:

İnsan haklarının uluslar arası belgelerle de korunması gerekmiştir. Bu konudaki başlıca belgeler şunlardır:

1. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi

2. Kişisel ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslar Arası Sözleşme

3. Ekonomik,Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslar Arası Sözleşme

4. İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme

5. Avrupa Sosyal Şartı

6. İşkence ve İnsani Olmayan Yada Küçültücü Ceza ve Muamelelerin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi

7. Her Türlü Irk Ayrımcılığının Önlenmesine Dair Uluslar Arası Sözleşme

8. Kadınlara Karşi Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Hakkında Uluslar Arası Sözleşme

9. Çocuk Hakları Sözleşmesi

10. Paris Antlaşması

11. Güney Afrika’daki Sistemli Irk Ayrımcılığı Suçunun Cezalandırılması ve Kaldırılması Uluslar Arası Sözleşmesi

12. Helsinki Sonuç Belgesi

c) Uluslar Arası Gönüllü Kuruluşlar:

1. Uluslar Arası Kızılhaç Komitesi

2. // // Hukukçular Komisyonu

3. İnsan Hakları İçin Uluslar Arası Birlik

4. Uluslar Arası Pen Kulübü

5. // // Af Örgütü

ç) İnsan Haklarınının Korunmasında İnsan Hakları Eğitiminin Önemi:

Halkı insan haklarına saygılı yetiştirmenin ön koşulu , onlara eğitim yoluyla insan haklarını tanıtmak ve bu haklardan nasıl yararlanacaklarını ögretmektir. Bunun için de okul yanında kitle iletişim araçlarından yararlanmak gerekir. Televizyon ,radyo ve yazılı basın insan hakları eğitiminde devlete ve topluma destek olmalıdır.

İnsan Hakları Eğitiminin Amaçları Nelerdir?

1. Haberdar etme 2. Bilgilendirme 3. Davranış geliştirme 4. Duyarlı Vatandaş Yetiştirme

d) İnsan Haklarıyla İlgili Özel Günler:

1. Birleşmiş Milletler Günü ( 24 Ekim)

2. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin Kabul Edilişinin Yıl Dönümü (10 Aralık)

3. Çocuk Hakları Günü ( 20 Kasım)

4. Dünya Çocuk Günü ( Ekim ayının ilk pazartesi günü)

5. Dünya Kadınlar Günü ( 8 Mart)

6. Sakatlar Haftası ( 10-16 Mayıs)

7. Çevre Koruma Haftası ( Haziran ayının ikinci Pazar günü)

8. Avrupa Konseyi Günü (5 Mayıs)

9. Dünya Barış Günü ( 1 Eylül)

1 Yorum »

VATANDAŞLIK DERSi KONU ANLATIMI 1. BOLUM

May 22nd, 2006 by osym kpss

VATANDAŞLIK DERSİ

OSMANLI İMPARATORLUĞU VE ANAYASAL GELİŞMELER

Osmanlı İmparatorluğu döneminde ilk anayasal gelişme, 1808 tarihli “Sened-i İttifak”tır. 2. Mahmut döneminde, Alemdar Mustafa Paşa’nın önderliginde merkezi hükümetle ayanlar arasında imzalanmıştır. Anayasal nitelikte olmayan bir belgedir.

Osmanlı döneminde anayasal gelişmelerin ikincisi, 1839 tarihli Tanzimat Fermanı’dır. Abdülmecit döneminde yapılmıştır.

Anayasal gelişmelerin 3.sü 1856 tarihli “Islahat Fermanıdır. Abdülaziz döneminde yapılmıştır.

Bunlar hukuk devletine geçişin ilk adımlarıdır.

TÜRK ANAYASALARI

1876 ANAYASASI (KANUN-İ ESASİ)

Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk ve tek anayasasıdır.

İki meclisli bir anayasadır. (Meclis-i Ayan ve Meclisi Mebusan)

Heyeti Ayan üyelerini Padişah seçer.

Meclisi feshetme yetkisi Padişaha aittir.

1908 yılında 2.Meşrutiyet’in ilanıyla yeniden anayasa ilan edilmiştir.

1909’da bu anayasa da değişikliğe uğramıştır.

Türkler ilk defa bu anayasa ile seçme ve seçilme hakkını elde ettiler.

Yasama ve Yürütme yetkileri Padişah’ın elinde toplandı. Yasama organı Ayan ve Mebusan Meclisidir. Yürütme organı ise Bakanlar kurulundan oluşmaktadır. Yürütmenin başinda Padişah bulunur.

Bakanlar kurulunu atama ve görevine son verme yetkisi Padişah’a verildi.

Sürgün yetkisi padişaha verildi.

1909 ANAYASASI (8 AĞUSTOS 1909) Padişah’ın yetkileri kısıtlandı. 1876 Anayasasında meclisi fesh etme yetkisi Padişah’a verilmişti. Bu anayasada meclisi kapatma yetkisi meclise verildi.Padişah’ın veto yetkisine sınırlama getirildi.

Vatandaşlara dernek, Parti ve Toplantı yapma hakkı tanındı.

Basından sansür kaldırıldı.

Bu anayasa 1876 Anayasa’sının değişikliğe uğramış biçimi olduğundan bazı kaynaklarda ayrı bir anayasa olarak geçmemektedir !

1921 ANAYASASI (TEŞKİLAT-I ESASİYE - 20 Ocak 1921)

Yasama, yürütme ve yargı güçleri TBMM’de toplanmıştır. (Güçler birliği)

Milli egemenlik ilkesinin kabul edildiği ilk anayasadır.

Türk tarihinin en kısa süreli anayasasıdır.

TBMM Başkanı aynı zamanda Devlet Başkanı’dır.

İlk ve tek yumuşak (kolay değiştirilebilir) anayasadır.

Kuvvetler birliği ilkesini benimsemiştir.

Hükümet, seçtiği vekiller tarafından yönetilir.

Seçimler iki yılda bir yapılır.

Milli egemenlik yolunda önemli bir adım atıldı !

Kuvvetler birliği ilkesi benimsenmiştir !

Meclis Hükümeti sistemini benimsenmiştir !

YORUMU

“Halk kendi seçtiği vekillerle yönetiliyor” ki bu maddeden ayrı bir devletten bahs edildiğinden, yeni bir devletin kurulduğunun hukuki yönden belgelenmesidir.

Olağanüstü şartlarda hazırlanan, geçiş dönemi anayasasıdır.

Türkiye Cumhuriyetinin ilk anayasasıdır.

Bütün kuvvet ve kaynağını halktan alır.

Savaş nedeniyle bu anayasa kısa ve öz olmuştur.

Cumhuriyetin ilanı ile anayasaya bazı maddeler eklenmiştir.

Bu Anayasa; Mustafa Kemal’in Meclise değişik zamanlarda sunduğu önergelerden oluşmuştur !

Demokratik ve devrimci bir özellik taşır. Vatandaş haklarına yer vermez !

1923 DEĞİŞİKLİKLERİ

Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu açıkça belirtilmiştir.

Devletin dininin İslam, resmi dilinin Türkçe olduğu belirtilmiştir.

Cumhurbaşkanı, TBMM tarafından ve Başbakan, Cumhurbaşkanı tarafından atanacaktır.

1924 ANAYASASI (10 NİSAN 1924)

Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.

Devletin yönetim şekli Cumhuriyettir.

Devletin dini İslam, başkenti Ankara ve dili Türkçe’dir.

Devletin başkenti, rejimi ve bayrağı değiştirilemez.

Yasama ve Yürütme yetkileri meclise aittir.

Yargı, bağımsız mahkemelerce yürütülür.

Meclis; yürütme yetkisini seçtiği Cumhurbaşkanı ve onun atadığı Bakanlar kanalıyla kullanır. Meclis; hükümeti her zaman denetler.

Üst üste aynı kişi Cumhurbaşkanı seçilebilir.

Seçimler dört yılda bir yapılır.

Seçmen yaşı 18 olacaktır.

Devletin dini İslam olduğu kabul edildiğinden bu anayasa laik değildir. Aynı zamanda diğer anayasalardan ayrılan en önemli özelligidir !

Yargının bağımsız mahkemelere verilmesi üzerine kısmen kuvvetler ayrılığı gerçekleşti !

İnkılapların yapılması ve değişen şartlar uygun bir anayasaya duyulan ihtiyaç sonucu hazırlandı !

1924 ANAYASASI ÜZERİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

Devletin dini İslam’dır maddesi 1928 yılında anayasadan çikarildi.

Bu değişimle birlikte laiklik gerçekleşti !

Seçmen yaşı 22’ye çikarildi.

Ormanlar devletleştirildi.

Kadınlara milletvekili olma hakkı tanındı.(1934)

Atatürk ilkeleri anayasaya girdi.

Laiklik anayasaya girdi. (1937)

Toprak reformu yapıldı.

ÖZELLİKLERİ 1924 anayasası beş kez değişikliğe uğradı.En uzun süreli anayasadır.En çok değişiklik yapılan anayasadır.

Kişi hak ve özgürlükler tanınır.

Sosyal haklara yer verilmez

1961 ANAYASASI (9 Temmuz 1961)

İki meclisli parlamento ( millet meclisi ve Cumhuriyet Senatosu) sistemini kabul etmiştir.

Kuvvetler ayrılığı prensibi getirildi.

Yürütme organı Cumhurbaşkanı ve Bakanlar kurulundan oluşur.

Meclis yasaların kabulünde son söze sahiptir.

Hukuk devleti ilkesi benimsenmiştir.

Sosyal Devlet anlayışı benimsenmiştir.

Seçimlerin; serbest, eşit, gizli, tek dereceli genel oy ilkelerine göre yapılacağı belirtilmiştir.

Çoğunlukçu demokrasi anlayışından çogulcu demokrasi anlayışına geçildi.

Temel hak ve hürriyetlerle ilgili geniş düzenlemelere yer verilmiştir. Temel hak ve hürriyetlerin hangi hallerde sınırlandırılacağı belirtilmiştir.

Üniversitelere TRT’ye özerk statü tanındı.

Anayasa mahkemesi kuruldu

DPT (Devlet Planlama Teşkilatı) kuruldu.

Milli Birlik komitesi kuruldu.

Millet meclisi ve Cumhuriyet senatosu olmak üzere iki meclisli sistem oluşturuldu.

İki meclisli sistem açıdan 1876 anayasasına benzemektedir !

1961 anayasası temel hak ve özgürlüklere geniş ve ayrıntılı olarak yer verilmiştir !

1982 ANAYASASI (18 EKİM 1982)

Yürütme organı güçlendirildi.

Cumhuriyet senatosu kaldırıldı.

Meclis 400 üyeden oluşmaktadır.

Türk ve Tarih kurumları birleştirildi.

Milletvekilleri beş yılda bir Cumhurbaşkanı da yedi yılda bir seçilecek.

Kuvvetler ayrılığı ilkesi benimsendi.

Ayrıntılı düzenleme var.

Mecliste karar almak kolay.

Katılımcı demokrasi var.

Diyanet işleri başkanlığı kuruldu.

NİTELİKLERİ Atatürk milliyetçiliğiDemokratik devletLaik devlet

Sosyal devlet

Hukuk devleti

İnsan haklarına saygılı

1924, 1961 VE 1982 ANAYASALARININ ORTAK ÖZELLİKLERİ Ulusal Hakimiyeti her şeyin üstünde tutma,TBMM’nin üstünlüğünü koruma,Cumhuriyet rejiminin değiştirilemez olması.

T. C ANAYASASI (18 EKİM 1982)

Kuvvetler Ayrımı: Devlet organları arasında üstünlük anlamına gelmeyip; devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret olması ve bununla sınırlı medeni işbölümü-işbirliğinin bulunması; üstünlügün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunmasıdır.

1982 Anayasasında 177 madde bulunmaktadır.

16 geçici madde vardır. Toplam 193 madde 7 kısımdan oluşmaktadır.

Başlangıç kısmı anayasa metnine dâhildir.

KısımGenel Esaslar

M.1-Devletin Şekli:

Türkiye Devleti bir cumhuriyettir.

M.2-Cumhuriyetin Nitelikleri:

Türkiye Cumhuriyeti; Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

M.3-Devletin Bütünlüğü, Resmi Dili, Bayrağı, Milli Marşi ve Başkenti:

Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Milli marşi, “İstiklal Marşi’dır.

Başkenti Ankara’dır.

1982 anayasasındaki değiştirilemeyecek hükümler şunlardır :

Milli marşı İstiklal Marşi’dır.

Başkenti Ankara’dır.

Bayrağı ay yıldızlı bayraktır.

Türkiye; devleti ve milletiyle bölünmez bir bütündür.

Dili Türkçe’dir.

Türkiye devleti bir cumhuriyettir.

M.6.Egemenlik: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Türk milleti egemenliğini yetkili organ eliyle kullanır.M.7-Yasama: Yasama yetkisi, Türk milleti adına TBMM’nindir. Bu yetki devredilemez.

M.8-Yürütme:

Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu’na aittir.

M.9-Yargı:

Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.

M.11-Anayasanın Bağlayıcılığı ve Üstünlügü:

Anayasa hükümleri yasama yürütme yargı organlarını idari makamları ve diğer kuruluş ve kişileri bağlar. Kanunlar Anayasaya aykırı olamazlar.

Temel hak ve hürriyetlerin nitelikleri:

DokunulmazDevredilmezVazgeçilmez

M.13-Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması:

—Temel hak ve hürriyetler, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, milli egemenliğin, milli güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, genel ahlak ve sağlığın korunması amacıyla anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak ancak kanunla sınırlandırılabilir.

—Temel hak ve hürriyetlerle ilgili sınırlama demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz öngörüldügü amaç dışı kullanılamaz

— Suç ve ceza geçmişe yürütülemez suçluluğu mahkeme kararıyla saptanana dek kimse suçlu sayılmaz

—Yabancıların temel hak ve özgürlükleri milletlerarası hukuka uygun kanunla sınırlanabilir.

Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması:

Bu durumlarda temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir.

SavaşSeferberlikSıkıyönetim

Olağanüstü hal

Ancak bu dört durumda bile: Kişinin yasam hakkına maddi ve manevi varlığının bütününe dokunulamaz.Kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz. TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN SINIFLANDIRILMASI Kişinin hak ve ödevleri:

Kişinin maddi ve manevi varlığının dokunulmazlığı

Zorla çalıştırma yasağı

Kişi hürriyeti ve güvenliği

Özel hayatın gizliliği

Konut dokunulmazlığı

Haberleşme hürriyeti

Yerleşme ve seyahat hürriyeti

Din ve vicdan hürriyeti

şünce ve kanaat hürriyeti

şünceyi açıklama ve yayma hürriyeti

Bilim ve sanat hürriyeti

Basın hürriyeti, Süreli ve süresiz yayın hakkı, Basın araçlarının korunması, Kamu tüzel kişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme araçlarından yararlanma hakkı

Düzeltme ve cevap hakkı

Dernek kurma hürriyeti, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı

Mülkiyet hakkı

Hak arama hürriyeti, Kanuni hâkim güvencesi, Suç ve cezalara ilişkin düzenleme, İspat hakkı

Temel hak ve hürriyetlerin korunması

—Zorla çalıştırılma yasağında hiç kimse zorla çalistirilamaz. Ancak hükümlülük, tutukluluk ve olağanüstü hallerde vatandaşlık ödevinden kaynaklanan çalismalar istisnadır.

—Herkes kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılır.

—Yakalanan ve tutuklanan kişi 48 saatte, toplu olarak işlenen suçlarda 4 gün içerisinde hâkim karşısına çikarilir.

—Tıbbı zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında kısının vücut bütünlü