OSYM KPSS : Kamu Personeli Seçme Sınavı

Kpss Kpds Kamu Memur Sınav Sonuçları, Sınav Soruları, Genel Kültür, Kamu Yönetimi, Eğitim Bilimleri

Asides


Toplist

Haberler

IB UNI. MAKROIKTISAT DERS NOTLARI

May 21st, 2006 by osym kpss

not:Asagidaki linkten indirebileceginiz dosya sitemizde 6 bolum seklinde anlatilan makroiktisatin Istanbul Bilgi Universitesinin ders notlarindan derlenmis versiyonudur, .pdf uzantili olup acabilmeniz icin ucretsiz Adobe Acrobat dosyasina sahip olmaniz gerekmektedir.

>>>MAKROIKTISAT DERS NOTLARI<<<

2 Yorum »

MAKROIKTISAT 6

May 21st, 2006 by osym kpss

MAKROIKTISAT 6

AÇIK EKONOMİ

Kavramlar ve modeller

Altıncı Bölüm

ık ekonomi

Artık kapalı ekonomi varsayımını terkederek açık
ekonominin i
şleyişine bakabiliriz

Bir ekonominin açık yada kapalı olması iki ayrı
sürece tekabül eder

Dış ticaret akımları: ülke dışına mal ve hizmet
sat
ılması ve ülke dışından mal ve hizmet satı
alınmasıdır

Sermaye akımları: ülke dışında varlık satı
alınması ve ülke dışına varlık satılmasıdır

ık ekonomiler dünya mal-hizmet piyasalarında
ve dünya sermaye piyasalar
ında yer alırlar

Bu husus çok önemlidir: açık ekonomi, hem mal
ve hizmet hem de sermaye ak
ımlarını kapsar

ık ekonomi olarak Türkiye

Dünyada mutlak olarak kapalı ekonomi yoktur

Her ekonomide ihracat ve ithalat vardır

Mal ve hizmet ihracatının GSMH’daki payı bir
ekonominde aç
ıklık derecesini ölçer

Sermaye hareketlerinin serbest olması (konverti-
bilite) bir ba
şka makul açık ekonomi ölçüsüdür

Türkiye ekonomisi 1980′e kadar nisbeten kapalı
bir ekonomi idi

1980′lerde mal-hizmet ithalatını serbest bıraktı

1989′da TL’ye konvertibilite sağlandı

1996′da AB ile Gümrük Birliği Anlaşması ile
ık ekonomiye geçiş tamamlandı

Türkiye dışa açılıyor: 1979-99

1979 1989 1999
( MİLYON USD)
GSYİH 92.774 107.012 183.755
İhracat 2.261 11.780 29.326
Döviz Geliri 4.798 22.472 53.249
İthalat 5.069 40.692 40.692
Döviz Gideri 6.271 21.511 54.613
Endüstriyel İhracat/Toplam İhrac 34,7 78,9 90,0
İşçi Gelirleri / Döviz Gelirleri 13,5 8,5 8,5
Döviz Geliri / GSYİH 5,2 29,0 29,0
Döviz Gideri / GSYİH 6,8 29,7 29,7

GSMH'da dış dünyanın payı 1975-2001

GSMH’da dış dünyanın payı 1975-2001

1975 1980 1985 1990 1995 2000

— Döviz geliri/GSMH — Döviz gideri/GSMH

Ödemeler Dengesi (Bilançosu)

Ekonominin dış dünya ile tüm işlemleri Ödemeler
Dengesinde (yada bilançosunda) yeral
ır

TCMB aylık olarak ÖD’ni hesaplar ve yayınlar

Ödemeler Dengesi dört ana kalemden oluşur

Cari işlemler hesabı

Sermaye hesabı

Net hata ve noksan

Rezerv değişiklikleri

ÖD daima dengededir: tanım icabıık yada fazla
veremez

Ana kalemlerin her birinde açık yada fazla olabilir
ama hepsinin toplam
ı daima sıfırdır

İhracat, ithalat, net ihracat

İhracat (X) içeride üretilip dışarı satılan mal ve
hizmetlerdir

Ithalat (M) dışarıda üretilip içeride satılan mal ve
hizmetlerdir

Net İhracat (NX) = Dış Ticaret Açığı ihracatla
ithalat aras
ındaki farkdır

Dikkat: iktisatçılar için ihracat ve ithalat
hizmetleri ve faktör gelirlerini de kapsar

DİE tarafından her ay mal ihracatı (Free On
Board- FOB), mal ithalat
ı (Cost Insurance
Freight - CIF) ve d
ış ticaret dengesi açıklanır

Bunlar iktisatçıların kullandığı anlamda ihracat,
ithalat ve net ihracat de
ğildir

Cari işlemler hesabı

ÖD’nin Cari İşlemler Hesabı ekonominin her tür
döviz gelir ve giderini kapsar

Dış ticaret açığından daha kapsamlı bir ölçüdür

Cari işlemler dengesi Net İhracat (NX) anlamına
gelir

Cari işlemler hesabının alt kalemleri:

-Mal ticareti: ihracat, bavul ticareti, ithalat, altın, transit, vs.

Görünmeyenler: turizm, faiz, navlun, kar
transferi, di
ğer görünmeyenler

Transferler: işçi dövizleri, resmi transferler

Dış ticaret açığı (fazlası) ve cari işlemler açığı
(fazlası) çok farklı şeylerdir

Dış ticaret açığı ve dış denge

(Milyar USD) Ticaret Dengesi Görünmeyenler Cari İşlemler Dengesi
ABD 454 20 434
EU - 11 -10 -15 -25
Almanya 52 -76 -24
Brezilya -1 -25 -26
Rusya 61 -15 46
Türkiye -27 17 -10
İspnya 40 22 -18

2000 yılı verileri

Sermaye hesabı

ÖD’de, döviz geliri yada gideri olmayan döviz giriş
ve çıkışları Sermaye Hesabına kaydedilir

Sermaye hesabı mali işlemleri kapsar:

Yabancı doğrudan sermaye yatırımları (FDI)

Portföy yatırımları

Uzun dönemli borçlanmalar (1 yıldan uzun)

Kısa dönemli borçlanmalar (1 yıldan kısa)

Net sermaye hareketi NFI (Net Foreign Investment)
ekonominin d
ış dünya ile varlık alış verişini özetler
ve sermaye hesab
ı dengesi ile özdestir

Net hata ve noksan kalemi kaynağı bilinmeyen
döviz hareketlerini yakalar

TCMB döviz rezerv değişmeleri ÖD’de yer alır

Ödemeler dengesi: özet sunum

A. CARİ İŞLEMLER DENGESİ B. SERMAYE HAREKETLERİ (REZERV HARİÇ)
İHRACAT FOB İHRACAT BAVUL TİCARETİ TRANSIT TICARET İTHALAT FOB İTHALAT CIF ALTIN İTHALATI TRANSİT TİCARET NAVLUN VE SİGORTA DIŞ TİCARET DENGESİ DİĞER MAL VE HİZMET GELİRLERİ TURİZM FAİZ DİĞER DİĞER MAL VE HİZMET GİDERLERİ TURİZM FAİZ DİĞER TOPLAM MAL VE HİZMET DENGESİ doğrudan yatırımlar (net) portföy yatırımları (net) uzun vadeli sermaye hareketleri kullanımlar ödemeler mevduat (kmdth-net) kısa vadeli sermaye hareketleri varlıklar (net) verilen krediler bankalar döviz mevcutları diğer varlıklar yÜkÜmlÜlÜkler (net) sağlanan krediler mevduatlar
C. NET HATA VE NOKSAN
KARŞILIKSIZ TRANSFERLER (ÖZEL) : NET GENEL DENGE
İŞÇİ GELİRLERİ DİĞER KARŞILIKSIZ TRANSFERLER (RESMİ): NET İŞÇİ GELİRLERİ DİĞER D. REZERV HAREKETLERİ
ULUS. PARA FONU NEZD. VARLIKLAR ULUSLARARASI PARA FONU KREDİLERİ RESMİ REZERVLER

Ödemeler dengesi özeti: 1994-2001)

(MİLYARUSD) TOPLAM 1994-2001 GSMH % Pay
İHRACAT İTHALAT 232,8 -328,0 16,5 -23,2
TİCARET DENGESİ -95,2 -6,7
GÖRÜNMEYENLER ve TRANSFER GELİRLERİ GÖRÜNMEYENLER ve TRANSFER GHARCAMALARI 185,5 -101,0 13,1 -7,1
GÖRÜNMEYENLER VE TRANFER DENGESİ 84,5 6,0
A. CARİ İŞLEMLER DENGESİ -10,7 -0,8
TOPLAM DÖVİZ GELİRLERİ TOPLAM DÖVİZ GİDERLERİ 418,3 -428,9 29,6 -30,3
B. SERMAYE HAREKETLERİ (REZERV HARİÇ) 12,6 0,9
DOĞRUDAN YATIRIMLAR (NET) PORTFÖY YATIRIMLARI (NET) TOPLAM BORÇLANMA (NET) 6,1 -3,2 9,7 0,4 -0,2 0,7
C. NET HATA VE NOKSAN 0,6 0,0
TOPLAM DÖVİZ ARZI (NET) (A+B+C) 2,5 0,2
F. TOPLAM REZERV DEĞİŞİMİ (+ düşüş) -2,5 -0,2

ık ekonomide tasarruf-yatırım

Milli gelir denklemini hatırlayalım

Y = C + I + G + NX

ÖD’den NX = NFI

Buna göre açık ekonomide tasarruf

Y -C -G = I + NX
_ S = I + NX = I + NFI

Tasarruf = İç yatırım + Net sermaye hareketi

Artı NFI (cari denge fazlası) yurt dışına net sermaye
ç
ıkışıdır ve tasarrufun iç yatırımdan daha yüksek
olmas
ıdır

Eksi NFI (cari denge açığı) yurt dışından sermaye
giri
şidir tasarrufun iç yatırımdan daha küçük
olmas
ıdır

İç ve dış tasarruf

Yukarıdaki sonuç çok önemlidir

ık ekonomide tasarruf-yatırım ilişkisini yeniden
ifade edebiliriz

ık ekonomi, iç tasarrufun iç yatırımdan farklı
olabilmesine olanak tanır

ık ekonomide toplam tasarruf iç ve dış tasarruf
toplam
ıdır

St = SD + SF Toplam Tasarruf = İç Tasarruf + Dış Tasarruf

Dolayısı ile yatırım toplam tasarrufa eşitlenir

ST = SD + SF = I

+ SF = - NFI = - NX (yani cari denge açığı)

Dış tasarruf yüksek yatırımı finanse eder

Döviz kurları

Döviz kurlarıık ekonominin en önemli
fiyatlar aras
ında yer alır

Biri gözlenen diğeri hesaplanan üç farklı kur

Nominal döviz kuru (fiilen varolan)

Reel döviz kuru (enflasyondan arındırılmış)
-Sat
ın alma gücü paritesi döviz kuru (nisbi fiyat

farklılıklarından arındırılmış)

Nominal döviz kuru bir birim ülke parasının satı
aldığı yabancı para miktarıdır

Örnek: 1 $ = 1.300.000 TL Amerikalılar kurdur;
1.000.000 TL = 0.769 $ Türkler için kurdur

Yüksek enflasyon nedeni ile Türkiye’de döviz
kuru ters kullan
ılmaktadır

Döviz kurunda değişim

Aynı miktar TL ile daha çok döviz alabiliyorsak,
TL nominal olarak de
ğer kazanmıştır

Aynı miktar TL ile daha az döviz alabiliyorsak
TL nominal olarak de
ğer kaybetmiştir

Devalüasyon ve revalüasyon aynı anlama gelir
fakat sadece sabit kur rejimleri için kullan
ılır

Nominal değişimi iki ülke arasındaki enflasyon
farklar
ı ile karşilaştırarak reel döviz kuru bulunur

Türkiye’de bu hesabı TCMB yaparak (Tartılı
Efektif Reel Kur - TERK) yayınlamaktadır

Nominal değişime ve enflasyon farklarına göre
bir ülke paras
ının reel olarak aşirı-değerli yada
şük-değerli olduğu söylenebilir

Satın alma gücü paritesi

Reel döviz kurlarını ne belirler?

Uzun dönem için en eski ve yaygın hipotez reel
kurlar
ın satın alma gücü paritesine göre
belirlendi
ğidir

Mantığı basittir: uzun dönemde dış ticarete konu
olan bir ürün (tradeables) her yerde ayn
ı fiyata
sat
ılmalıdır

Reel kurlar, heryerde fiyatları eşitleyecek şekilde
belirlenir; aksi halde ticaret karl
ı olacaktır

Ancak hizmetler için bu mümkün değildir

Dünya bankası ülke fiyat yapılarını karşilaştırarak
Sat
ın Alma Gücü Paritesi kurları (PPP) hesaplar
ve yay
ınlar

Nominal kur ve enflasyon

Nominal kurların seyrini izlediğimiz zaman, uzun
dönemde ülkeler aras
ındaki enflasyon farkların
bire bir nominal kurlara yans
ıdığını görürüz

Yüksek enflasyonlu ülkelerde nominal kurlar
sürekli de
ğer kaybeder

şük enflasyonlu ülkelerde nominal kurlar
sürekli de
ğer kazanır

Türkiye’de uzun dönemde nominal kurdaki
de
ğişimin tümü enflasyon farkı tarafından
ıklanmaktadır

Ancak satın alma gücü paritesi hipotezi cari
denge a
ğırlıklıdır

Kısa dönemde sermaye hareketleri nominal
kurun belirlenmesinde çok etkilidir

ık ekonomide denge: klasik model

Önce basit bir model üstünde tasarruf, yatırım, dış
ık, reel faiz ve reel kur ilişkisine bakalım

Modelde klasik varsayımı kullanacağız: milli gelir
üretim fonksiyonu taraf
ından belirlenir

Bu durumda, iki piyasa (borçverilebilir fonlar
piyasas
ı ve döviz piyasası) ve iki değişken (reel faiz
ve reel kur) olacakt
ır

Değişkenler iki piyasada birden belirlenecektir

Borçverilebilir fonlar piyasasını ve döviz piyasasını
tek tek ele aldıktan sonra ekonominin dengesini
saptayaca
ğız

Dikkat: döviz kuru piyasada oluşuyor (serbest kur
rejimi); sabit kur rejimine sonra bakaca
ğız

Borçverilebilir fonlar piyasası

ık ekonomide tasarruf özel ve kamu
tasarrufudur

S = Y -C -G = ( Y -T -C) + ( T -G )

Tasarruf borçverilebilir fonlar piyasasında arzdır

Yatırım borçverilebilir fonlar piyasasında taleptir

ık ekonomide tasarruf iç ve dış yatırım
toplam
ına eşit olmalıdır

S = I + NFI

Bu eşitliği denge reel faiz haddi temin eder

Reel faiz haddi tasarrufla iç ve dış yatırımları
eşit hale gelmesini sağlayacak düzeyde oluşur

Faiz haddi

Borçverilebilir fonlar piyasasında

denge

5%

Borçverilebilir fonlar piyasasında denge

Tasarruf ( S )

Yatırım ( I + NFI)

TL 1,200 trl.

0

0

Borçverilebilir Fonlar (trilyon TL)

Döviz piyasasında arz ve talep

Döviz piyasasında arz ve talep Net İhracat NX ve
Net Sermaye Hareketi NFI kökenlidir (NX = NFI)

NX (cari işlemler dengesi) döviz piyasasında TL
talebini temsil eder (net ihracattan gelen döviz
bozduruluyor)

TL’nin reel değer kaybı TL talebini arttırır: NX
e
ğrisi negatif eğimlidir

NFI (sermaye hesabı dengesi) döviz piyasasında TL
arz
ını temsil eder (dış yatırım için döviz alınıyor)

NFI borçverilebilir fonlar piyasasında belirlenir;
kurdan ba
ğımsızdır: NFI eğrisi dikeydir

Dikkat: NX ve NFI eksi yada artı olabilir (cari
i
şlemler dengesi açık yada fazla verebilir)

Döviz piyasasında denge

Reel döviz kuru döviz piyasasında TL talep ve
arz
ının eşitlenmesini temin eder

Denge kurunda, net ihracattan gelen TL talebi net
sermaye hareketinden gelen TL arz
ına eşittir

Eğer dengede net ihracat eksi ise (cari dengede
ık), TL talebi negatiftir dolayısı ile TL arzı da
negatiftir (yani sermaye hesab
ında fazla vardır)

Eğer dengede net ihracat artı ise (cari dengede
fazla), TL arz
ı pozitiftir dolayısı ile TL arzı da
pozitiftir (yani sermaye hesab
ında açık vardır)

Denge dışında, talep arzdan yüksek ise (döviz
bollu
ğu) TL değer kazanır; arz talepten yüksek
ise (TL bollu
ğu) TL değer kaybeder

Rer Reel döviz kuru rer0

Döviz piyasasında denge NFI

NX Döviz piyasında TL miktarı

Cari işlemler NFI = 0 Cari işlemler Döviz

dengesi açığı dengesi fazlası TL miktarı

Reel Faiz Haddi - NFI grafiği Klasik açık ekonomi: değerlendirme

Model basit şekilde kur-faiz ilişkisini anlamaya
yard
ımcıdır

Milli gelirin sabit tutulması analizi kısıtlamaktadır

Kur ve faiz reeldir; enflasyon, nominal faiz ve kur
yoktur

Para politikası yoktur (klasik “dichotomy”)

ık ekonomide kurun esas itibariyle tasarruf-
yat
ırım ilişkisi ve iç para-döviz tercihleri ile
belirlenmesi önemli bir sonuçtur

Modele likidite tercihi ve para politikası eklenince
ık ekonomi için LM-IS modeline geçilir

Böylece milli gelir Y de modelin içsel değişkeni
halini al
ır

ık ekonomide LM-IS

Hatırlayalım: LM-IS modeli borçlanabilir fonlar ve
para piyasas
ından oluşuyordu

ık ekonomide NFI (net sermaye hareketi) ve
döviz piyasas
ı ekleniyor

Kapalı ekonomi IS eğrisinde sadece iç yatırım
vard
ı: şimdi iç yatırım + net sermaye hareketi var

LM eğrisi uygulanan kur rejiminden etkilenir: açık
ekonomide kur rejimi (sabit versus serbest kur)
para arz
ının kontrolünde çok farklı etki yapar

Serbest kur rejiminde LM eğrisi kapalı ekonomi ile
ayn
ı özellikleri gösterir

Dengede, milli gelir, reel faiz ve reel döviz kuru
e
şanlı belirlenir

ık ekonomide denge

(c) Döviz piyasası

(b) Net sermaye hareketi

reel faiz grafikleri

(a) LM-IS dengesi

Talep (NX)

ık ekonomide LM-IS dengesi

Denge büyüklükleri: Y1, r1, E1

Klasik açık ekonomi modeli ile aradaki önemli
fark, reel faizin döviz kuru üstünden net ihracat
ı
yani gelir düzeyini etkilemesidir

Örnegin reel faizin dengenin altında olduğunu
varsayal
ım

Bir yandan düşük faiz yatırımları arttırdığından
harcama ve milil gelir artacakt
ır

Öte yandan TL değer kaybedeceğinden net ihracat
art
ışı da milli geliri olumlu etkileyecektir

Tüketim, yatırım ve maliye politikasının etkisi
klasik modele benzer ancak
şimdi milli gelir de
ayn
ı yönde hareket edecektir

TL miktarı

Para politikası ve mali kriz

Para politikasının dengeye etkisine bakalım

Gevşek para politikası reel faizi düşürür ve buradan
TL’nin de
ğer kaybına yol açarken aynı anda milli
gelir artacakt
ır

şük faiz ve kur, bir yandan yatırımı diğer yandan
net ihracat
ı arttırarak geliri olumlu etkiler

Güven bunalımı yada benzer nedenle likidite ve
döviz talebinde e
şanlı ani artışlar düşünelim

Likidite talebi LM eğrisinde, NFI artışı ise IS
e
ğrisinde ciddi yukarı kayışa neden olur

Üçlü etkisi vardır: r artar, E ve Y düşer

Eşanlı ekonomik daralma, yüksek faiz ve devalü-
asyon bir “mali krize” i
şaret eder

Sabit kur rejimi

Döviz kurunun piyasada belirlenmesi varsayımını
bugün için gerçekçidir ama geçmişte çok sayıda
ülke sabit kur rejimini seçmi
şti

Sabit kur rejiminde döviz piyasasında arz ve talep
dengesizli
ği halinde piyasa kurun değişmesi ile
dengeye gelemez

Bu durumda arz-talep farkı MB rezervleri
taraf
ından karşilanacaktır

TL talebi fazla ise rezervler artacak, TL arzı fazla
ise azalacakt
ır

Rezerv değişmesi MB’nın para arzını denetlemesini
zorla
ştıracaktır (FX işlemleri)

Sabit kur rejiminde para politikası etkili değildir

rer

Reel

döviz

kuru

rer1

rer2

Sabit kurda döviz piyasası

>v Rezerv >v kaybı
Rezerv artışı ^\ NX

NX1 NFI

NX2 Döviz piyasında TL miktarı

Şubat krizi ve dalgalı kur

Şubat krizi öncesinde döviz kuru MB tarafından
belirleniyordu (sabit kur)

Güven bunalımı sonucu NFI eğrisinde ciddi bir
yukar
ı kayış olduğunu kabul edelim

Kur değişemeyeceğine göre döviz piyasasına TL
arz
ındaki (döviz talebindeki) artış olduğu gibi MB
rezervlerinden kar
şilanacaktır

Rezerv düştükçe NFI eğrisi tekrar yukarı kayar

Faizdeki tırmanma bu akışı değiştiremez

Döviz kurunu serbest bırakmaktan başka çare
yoktur

Dikkat: dövize yönelen TL tanım icabı para arzını
kısıtlamakta ve faizi yükseltmektedir

Küçük açık ülkede denge

Bir başka özel hale bakabiliriz: küçük açık ülke
(SOE) yada tam sermaye seyyaliyeti (perfect capital
mobility)

Kanada-ABD, Hollanda-Almanya gibi, büyük bir
ekonomi ile bütünle
şmiş küçük ülkeler örneği

Konvertibilite, küçük ülkede faizin büyük ülke
faizine e
şit olmasını sağlayacaktır

Bu durumda küçük ülkede faiz LM-IS eğrileri
taraf
ından belirlenmez, dışarıdan verilir

Onun yerine, LM-IS analizini reel döviz kuru ile
yapmak olana
ğı oluşur

Yani y eksenine reel faiz yerine reel döviz kuru
konur, x ekseni gene milli geliri temsil eder

Küçük açık ülkede IS-LM

Aşağıdaki analize Mundell-Fleming modeli denir

Mal ve finans piyasasını özetleyen IS eğrisi döviz
kurunun azalan bir fonksiyonu olacakt
ır

Bir: reel faiz dışarıdan verilmiştir dolayısı ile kur
oynamalar
ı harcamaları etkilemez

İki: kur yükseldikçe net ihracat azalır, kur düştükçe
net ihracat artar; yani kurun dü
şmesi toplam
harcamay
ı arttırır

Para piyasasını özetleyen LM eğrisi dikeydir

Faiz dışarından verilince, para arz ve talebi
sabitlenir; yani para talebi kurdan ba
ğımsızdır

Dikkat: faiz sabit olduğuna göre, her para arzı
miktarına bir tek milli gelir düzeyi tekabül eder

Reel döviz kuru grafikleri

Gevşek

maliye

politisası

rer2

LM1

Gevşek

para

politikası

Küçük açık ülkede LM-IS dengesi

Y2 Milli gelir Y

Politikaların etkinliği

Küçük açık ülkede dalgalı kur rejiminde maliye
politikas
ı etkin değildir

Kamu açıkları sadece döviz kurunu etkiler

Buna karşılık para politikası etkilidir: gevşek para
politikas
ı (LM sağa kayıyor) kurun düşmesi ile
birlikte net ihracat üstünden milli geliri artt
ırır

Sabit kur rejiminde durum tam tersidir

Gevşek maliye politikası faizi yukarı itince, dış
kaynak (sıcak para) MB rezervine girer ve para
arz
ı artar (LM sağa kayar)

Gevşek para politikasında para rezervi eriterek
MB’na geri döner (LM de
ğişmez)

ık ekonomide LM-IS: değerlendirme

Faiz haddi, döviz kuru ve milli gelir düzeyi
aras
ındaki ilişki makroiktisat için çok önemlidir

İlişkinin kur rejimine ve sermayenin akışkanlık
derecesine ba
ğlı olduğu anlaşilmaktadır

Kur rejimi ve sermaye akışkanlığı özellikle maliye
ve para politikalar
ının etkinliğini belirlemektedir

Güven sorununu ve ülke parasına ani bir saldırıyı
kavramsallaştırma olanağını vermektedir

Modelin sadece reel büyüklüklerle çalisması, yani
enflasyon olgusunu kapsayamamas
ı en büyük
eksikli
ğidir

O açıdan toplam talep-toplam arz analizi ile
birlikte götürülmesi daha yararl
ıdır

ık ekonomide AD-AS

Son olarak toplam talep-toplam arz modelinin açık
ekonomide i
şleyişine bakalım

Döviz kurunda değişme hem toplam talebi hem de
toplam arz
ı etkileyecektir

Para ve maliye politikası aynı iken döviz kurunun
şmesi haline bakalım

şük kur NX üstünden toplam talebi arttırır (AD
sa
ğa kayıyor)

şük kur ithal girdi maliyetleri üstünden toplam
arz
ı azaltır (SRAS sola kayıyor)

Her ikisi enflasyonisttir: fiyatlar artar

Gelire etkisi belirsizdir: hangi eğrinin daha çok
kaydigina ba
ğlı olarak gelir artabilir, azalabilir,
sabit kalabilir

Fiyat Düzeyi

ık ekonomide olumsuz arz şoku

Petrol ithalatçısı ülke için petrol fiyatlarındaki ani
bir art
ışın etkisini izleyelim

Toplam arz azalır (SRAS sola kayar) ve kısa
dönemde stagflasyon görülür

Petrole ödenen ek döviz resesyonun diğer ithalatı
azaltması ile bulunduğundan kur değişmez

Para (maliye) politikasının gevşemesi toplam
talebi yukar
ı kaydırır ama enflasyondaki artışla
birlikte d
ışığı da büyütür

Döviz talebindeki artış kuru düşürür ve SRAS
tekrar sola kayar (enflasyon h
ızlanır)

ık ekonomide olumsuz arz şoku, devreye
enflasyonun girmesi ile kapal
ı ekonomiye kıyasla
daha da ciddi sorunlara yol açmaktad
ır

SRAS2

Açık ekonomide olumsuz arz şoku grafiği

ık ekonomide olumsuz arz şoku p

v

Milli gelir

ık ekonomi: değerlendirme

ık ekonomi hem mal-hizmet piyasasını (ihracat
ve ithalat) hem de sermaye piyasas
ını (sermaye
hareketleri) kapsamaktad
ır

Döviz piyasası hem cari işlemler dengesinden hem
sermaye dengesinden gelen döviz arz-talebi
taraf
ından belirlenir

ık ekonomide maliye ve para politikaların
etkinli
ği ve işleyişi kapalı ekonomiden farklı ve
daha karma
şiktır

ık ekonomide klasik analizle Keynesyenler
aras
ındaki farklılık azalır

Döviz kurundaki dalgalanmalar enflasyon-büyüme
aras
ındaki gerginliği arttırıcı yönde etki yapar

MAKRO POLİTİKALAR

İstikrar, kriz ve politika ikilemleri

Yedinci Bölüm

Büyüme-enflasyon açmazı

Toplam talebin toplam arzdan daha hızlı artması
halinde fiyat düzeyinin yükseldiğini, aksi halde ise
fiyat düzeyinin dü
şğünü gördük

Genel kural, toplam arzı zorlayan (LRAS’nı
sağındaki) talep düzeyinin enflasyona yol açmasıdır

Buna karşılık Türkiye dahil pek çok ekonomide hızlı
büyüme ile enflasyonun gerilediği dönemler kadar
stagflasyon dönemlerine raslanmaktad
ır

Enflasyonla büyüme arasındaki kısa dönemli
karma
şik ilişkinin ortaya çikartilmasi o bakıma çok
önemlidir

Her büyüme enflasyonist midir? Her küçülme
enflasyonu dü
şürür mü?

Bu sorulara cevap arayarak başlayalım

Phillips eğrisi

Enflasyon-büyüme ilişkisini gösteren önemli bir
analitik ve ampirik araç Phillips e
ğrisidir

Phillips, İngiltere’de yüksek işsizlik oranlarında
daha dü
şük enflasyon, düşük işsizlik oranlarında ise
daha yüksek enflasyon gözlemlemi
şti

İşsizlik oranının ekonominin büyüme hızının iyi bir
göstergesi oldu
ğunu kabul edebiliriz

Bu durumda, iktisat politikası sorumluları için
enflasyonla büyüme aras
ında bir tercih zorunluluğu
ortaya çikmaktadir

Enflasyonda bir yükselmeyi kabul ederek maliye ve
para politikalar
ı aracılığı ile büyüme hızlandırılabilir

Enflasyonu düşürmek ancak büyümeden fedakarlık
ederek mümkündür

Enflasyon % Phillips eğrisi İşsizlik oranı %

ABD’de Phillips eğrisi
10 Enflasyon oranı %8
6 1973
4 2 * 1970 1968″ #197219671966

19651962 1964 1961

I I I I I ıl I I I I

00 123456789 10 İşsizlik oranı %

ABD’de makro politika

1960′lı yıllarda, Keynesyen iktisatçıların önerileri
çerçevesinde ABD yönetimleri Phillips e
ğrisini
makro politikalarda kulland
ılar

İşsizliği düşürmek için enflasyonda küçük artışlar
göze al
ınıp toplam talep canlı tutuldu

1961 -1969 arasında ekonomi aynen Phillips
e
ğrisinin öngördügü gibi davrandı

Enflasyondaki küçük artışlar (sekiz yılda % 1.5′dan
yüzde 5′e) i
şsizlik oranının % 7′den % 4′ün altına
indirilmesine olanak verdi

Ancak, 1970′den itibaren bu ilişki bozuldu

Enflasyondaki artış sürerken işsizlik tekrar
yükselmeye ba
şladı

Phillips eğrisinde kayma

Basit bir soru: Phillips eğrisi nasıl kayar?

Cevap enflasyon dinamiğini anlamayı sağlar

Üç unsuru ayırdedelim

Beklenen enflasyon (πe)

Beklenen satışların gerçekleşme oranı (u - un)

Arz kökenli şoklar (v)

Fiili enflasyonu şu formül verecektir

n = πe - (3 (u - un) + v

İlk kalem beklentiyi, ikincisi talep enflasyonunu,
üçüncüsü ise maliyet enflasyonunu ifade etmektedir

Maliyet enflasyonunu soyutlayalım

Aynı konjonktürde farklı beklentilere farklı Phillips
e
ğrileri ve enflasyon oranları tekabül edecektir

Beklentiler ve Phillips eğrisi

Enflasyon % e

π
İşsizlik oranı %

Enflasyonda “inertia”

Basit bir varsayım yapalım: beklentiler bir önceki
dönem enflasyona göre olu
şsun: πe = %A

Ekonomi uzun dönem dengesinde olsun: u - un = 0

Arz şoku olması

Formülden enflasyonun değişmeden süreceğini
buluruz:
π = π-1

Bu durumda enflasyonun nedeni talep fazlası
olamaz çünkü yoktur

Enflasyon, bir önceki dönemdeki enflasyon bu
dönem de beklendi
ği için süregelmektedir

Enflasyonun nedeni geçmiş enflasyondur

Demek ki enflasyonu düşürmek uzun ve zahmetli bir
süreç olacakt
ır

Dezenflasyon ve fedakarlık oranı

% 60 enflasyonla ortalama büyüme hızını tuturmuş
bir ekonomi düşünelim

Bu ekonomide enflasyon nasıl tek haneye indirilir?

Dezenflasyon: enflasyonla mücadele süreci

Bir yöntem, yıllarca ekonomiyi resesyonda tutarak
beklentilerin % 6′ya gerilemesini sa
ğlamaktır

Ekonomi dezenflasyon boyunca potansiyelinin
alt
ında büyümek zorundadır

Dezenflasyon nedeni ile kaybedilen milli gelir
fedakarl
ık oranını verir

İkinci yöntem, tek seferde beklentilerin tek haneye
indirilmesidir

Bu yapılabilirse, fedakarlık oranı sıfır olacaktır:
maliyetsiz dezenflasyon

Rasyonel beklentiler

Makro politikanın amaçlanan sonuçları sağlaması
beklentileri nasıl etkilediğine bağlıdır

Ekonomik aktörler beklentilerini nasıl oluşturur?

Rasyonel beklentiler ekolü, piyasaların hükümetin
uygulad
ığı politikaların mantiki sonuçlarını
beklentilerine dahil edeceklerini önerir

Bu durumda genişleyici politikalar enflasyon
beklentisini de
ğiştirerek Phillips eğrisinin
kaymas
ına yol açar

Yani enflasyon yükselirken işsizlik azalmaz

Aynı şekilde, hükümetin dezenflasyon kararlılığı
varsa piyasalar bunu algılayacağından
dezenflasyonun fedakarl
ık oranışük olacaktır

2000 programında kur çapasi

1999′dan 2000′e Türkiye’de TÜFE % 68.8′den %
39′a gerilerken GSMH büyüme h
ızı % - 6.3′den %
6.4′e yükseldi

2000 programı ile devreye giren kur çapasi enflas-
yon beklentileri dü
şürdü

Phillips eğrisi ciddi şekilde aşağı kaydı

Hızlı büyümeye rağmen enflasyon düş

2000 programında fedakarlık oranı negatifti: yani
enflasyonu dü
şerken milli gelir arttı

“Döviz kuru bazlı dezenflasyon programlarını
cazip k
ılan, çok düşük hatta eksi fedakarlık oranına
olanak sa
ğlamalarıdır

Maalesef Türkiye’de bu gerçek kavranmadı ve
program
ın çökmesine izin verildi

10,0 8,0 6,0 4,0 2,0 0,0

Kur çapasi ve Phillips eğrileri

Enflasyon

-2,0 -4,0 -6,0 -8,0 -10,0 Büyüme

Kur çapasi ve Phillips eğrileri

Çoklu denge

“Çoklu denge” makroiktisatta beklentilerin önemini
gösteren bir ba
şka çok önemli kavramdır

Aynı reel politikalar ve büyüklüklerle, beklentilere
ba
ğlı olarak ekonomi biri kötü diğeri iyi iki ayrı
noktada dengeye gelebilir

2000 programının ilk dokuz ayı ile daha sonraki beş

ayı reel politikalar ve büyüklükler açısından aynıdır

İlk dokuz ayda olumlu beklentiler büyüme ve
dezenflasyon getirmi
ştir (iyi denge)

Kasım sonrasında kötüleşen beklentiler ise Şubat
krizi ile sonuçlanm
ıştır (kötü denge)

2001 yazında döviz kurunda oluşan “köpük-balon”
kötümser beklentilerden kaynaklanm
ıştır (kötü

denge)

Popülizm

Popülizm kavramı yüksek enflasyonlu ülkelerdeki
makro sorunlar
ının anlaşilmasını kolaylaştırır

Popülizm, bütçe açığının her zaman ekonomiye
zarar vermeyece
ği varsayımı üstüne inşa edilir

İki variyantı vardır:

Enflasyon ekonomiye zarar vermez

Keynesyen çarpan açığın finansmanını sağlar

Popülist politikalar ya transferdir (memura zam,
çiftçiye destek, erken emeklilik, vs) yada sosyal
içerikli kamu yat
ırımlarıdır (okul, hastane, vs)

Popülist politikalar kısa dönemde toplam talebi
artt
ırarak enflasyonu ve büyüme hızını yükseltirler

Uzun dönemde dış dengesizliklere yol açarak
ekonomik krizle sonuçlan
ırlar

Konvertibilite ve kriz

Popülist çevrim (cycle) sermaye hesabının serbest
olup olmad
ığına bağlı olarak farklı çalisir

Konvertibilite yoksa, genel kural sabit kur rejimidir

İç talep patlaması başlangıç koşullarına bağlı olarak
birkaç y
ıl hızlı büyümeden sonra büyük dışıklar,
döviz k
ıtlığı ve üretimin durması ile sonuçlanır
(1955-58; 1978-79)

Konvertibilite varsa bir süre dışık yüksek faizle
cezbedilen k
ısa vadeli sermaye (sıcak para) ile
finanse edilir sonunda büyük bir devalüasyon ve a
ğır
bir resesyon ya
şanır (1994)

2001 krizi böyle bir popülist çevrime tekabül

etmemektedir

Krizi tetikleyen “bilanço sorunları” olmuştur

Cari denge ve bilanço krizleri

Türkiye’nin savaş sonrası dönemdeki üç büyük
ekonomik krizi (1958, 1979 ve 1994) popülist
politikalar sonucu olu
şan cari işlemler dengesindeki
ıklardan kaynaklanan krizlerdir

2001 krizi farklıdır

Geri planda, başta kamu bankaları (Ziraat ve Halk),
bankac
ılık kesiminde aşirı vade ve kur riski alınması
sonucu bilançoların bozulması yatmaktadır

Cari denge krizlerinde paranın devalüasyonu kısa
sürede ekonomik dengelerin yeniden tesisini sa
ğlar
ve ekonomi h
ızla resesyondan çikar

Bilanço krizlerinde devalüasyon krizi derinleştirir ve
bankac
ılık kesimi sorunları resesyonu uzatır ve
derinle
ştirir

Sabit kur ve serbest kur

Sabit kurun avantajı tüm ekonomik aktörler için
belirsizli
ği azaltmasıdır

Döviz kazanan kesimlerin uzun dönemli plan
yapmalar
ını kolaylaştırır

Buna mukabil, döviz kurunu koruyabilmek için iç
talebi ve büyüme h
ızınışürme pahasına sıkı para
politikalar
ı uygulamak zorunluluğu doğabilir

Reel kurdaki değişmeler ani ve büyük oranda olur;
ekonomide hasar yapar

Dalgalı kur döviz kazanan ve kullanan kesimler için
belirsizli
ği arttırır

Para politikasının iç talebin makul düzeyde
tutulmas
ı amaçlı kullanılması olanağını verir

Ani büyük kur hareketleri yaşanmaz

Küreselleşme üçlemi

ık ekonomi ve küreselleşme ülkelerin iktisat
politikas
ı opsiyonlarını sınırlandırmaktadır

Üç politika aracı:

Sermaye akımları (konvertibilite)

Faizler (para politikası)

Döviz kuru (kur rejimi)

Üçlem: bir devlet bu üçünden sadece ikisine
hükmedebilir; üçüncüsü piyasaya kalacakt
ır

Konvertibilite varsa, ya faizi yada kuru denetler

Hem faizi hem de kuru denetlemek istiyorsa mutlaka
konvertibiliteden vazgeçmelidir

Gelişmiş ülkeler konjonktüre karşı para politikasını
ellerinde tutarlar; kur serbesttir

1990-2000 arasında Türkiye kuru denetlemiştir

GSMH Büyüme Hızı ( 1988-2001)

GSMH Büyüme Hızı ( 1988-2001)

“Dandik Para” ve dalgalı büyüme

Para ikamesi TL’ye sürekli içeriden saldırı riskini
getirmektedir

Kuru korumanın yolu yüksek reel TL faizidir

Olumsuz iç yada dış şok halinde para politikasını
gevşetme opsiyonu mevcut değildir

Resesyonda genişleyici para politikası uygulana-
may
ınca daralma derinleşmektedir

Bu durumda küçük şokların bile büyüme hızında
büyük dalgalanmalar yaratmas
ı kaçınılmazdır

Serbest kurla reel faizler ve büyüme hızı
istikrarlıdır, döviz kuru ise dalgalanır

Denetimli kurla kur istikrarlıdır, reel faizler ve
büyüme dalgalan
ır

Çalkantilı büyüme: 1988-2001

- - Ort.Büyüme Hızı (1988-2001)

Reel GSMH 1987-2001

Milyar TL

130.000

120.000

110.000

100.000

90.000

80.000

70.000

60.000

1987Q4 1989Q4 1991Q4 1993Q4 1995Q4 1997Q4 1999Q4 2001Q4

— GSMH (Alıcı Fiyatlarıyla)

Para talebinde istikrarsızlık

Teknolojik yenilikler, sermaye hareketleri, para
ikamesi, kay
ıt-dışı ekonomi gibi etkenler para
talebinin istikrar
ını olumsuz etkiler

Yeni mali enstrümanlar açık ekonomilerde MB
denetimi d
ışındaki para-benzeri varlıkları arttırmıştır

şük enflasyonlu ülkelerde bile kısa dönemde
paran
ın dolaşim hızında ve para talebinde büyük
oynamalar izlenmektedir

Para talebinin ve dolaşım hızının çabuk ve
beklenmedik yönde de
ğişmesi MB ve para politikası
için önemli sorunlar yaratır

Para arzı, para talebi ve faiz arasındaki ilişkiyi
gözden geçirmek gerekir

Para arzının denetimi

MB’nın para arzı miktarı üstündeki fiili denetimi
herzaman yeterince hassas de
ğildir

İki önemli sorunun altını çizelim

Hanelerin ve firmaların arzuladıkları mevduat/nakit
oran
ı hızla yükselebilir yada düşebilir

Aynı şekilde bankaların kredi/mevduat oranı da
piyasa ko
şullarına bağlı olarak hızla değişebilir

Bu durumda para tabanı sabit iken ekonomideki para
arz
ının artması yada azalması mümkündür

Para miktarını denetleme sorunlarının anlaşilması
sonucu MB’ları para politikasında ağırlığı faiz
oranlar
ına vermişlerdir

Yani faiz haddi para arzını belirler

“Discretion versus rules”

Para politikası fiilen nasıl yapılmalı?

“Discretionary” politika sorumluluk ve yetkinin
MB’da olmas
ını ve MB’nın istediği araçları
ekonominin ihtiyaçlarına göre kullanmasını önerir

“Rules-based” politika ise MB’nın önceden

ıkladığı bir para politikası kuralını konjonktüre
göre de
ğiştirmeden aynen uygulamasını önerir

2000 yılındaki kur çapasi kurallı politika örnegidir;
şu anda ise MB para politikasında istediği araçları
ihtiyaca göre devreye sokma yetkisini haizdir

Kurallara bağlı politika anlayışına “monetarizm” adı
da verilir

Keynesyenler MB’nın yetkilendirilmesini savunur

John Taylor’un kuralı

John Taylor Stanford Üniversitesi eski ögretim
üyesi ve halen ABD Hazine Bakan yard
ımcısıdır

ABD için önerdigi basit para politikası kuralı ile
ünlüdür; Fed Ba
şkanı Greenspan’ın bu kuralı
uyguladığı söylenir

Kural MB iskonto haddini enflasyonun ve milli
gelirin hedef büyüklüklerden sapmas
ına bağlar

id = π + 2.0 + 0.5 (π - 2.0 ) - 0.5 [ ( Y - Y ) / Y ]

Eğer enflasyon % 2 ve büyüme potansiyele eşit ise
iskonto haddi % 4 olacakt
ır

Enflasyondaki artış ve büyümedeki hızlanma
iskonto haddini artt
ıracak, büyümenin yavaşlaması
ve enflasyondaki düşüş ise düşürecektir

Genel değerlendirme

Yüksek enflasyon, para ikamesi, belirsizlik ve güven
(credibility) sorunlar
ı istikrarlı ortamlar için üretilen
teorik araçlar
ı geçersiz hale getirir

LM-IS ve AD-AS analizleri istikrarlı ekonomilerde
anlaml
ı şekilde kullanılabilir

No Comments »

MAKROIKTISAT 5

May 21st, 2006 by osym kpss

MAKROİKTİSAT 4

Paranın değeri ve para talebi

Paranın değerini nasıl ölçeriz?

Bir birim paranın farklı dönemlerde satın aldığı mal
ve hizmet sepetini kar
şilaştırarak

Başka türlü söylersek, paranın değeri Vm fiyatlar
genel seviyesi P’nin tersidir

V = 1 / P

Vm = 1 ı

Dikkat: bu hali ile paranın değeri sadece aynı ülke
parasinin iki ayr
ı dönemdeki satın alma gücünü
kar
şilaştırmak için kullanılabilir

Para talebi paranın değerinin azalan bir fonksiyonu-
dur: paran
ın değeri arttıkça daha az para talep edilir.

Yani para talebi eğrisi azalan eğimlidir

Para talebi

Paranın Değeri

(Yüksek)

Fiyat Düzeyi

(Yüksek)

Para miktarı

Para arz ve talebi dengesi

Para arz ve talebi dengesi

Paranın Değeri (yüksek) 1 ¾ ½ ¼ (düşük) 0

A A Para arzı Paranın Denge değeri MB’nın saptadığı Para miktarı

Denge fiyat ” düzeyi Para talebi Para miktarı

Fiyat Düzeyi 1 (düşük) 2 2 4 4 1.33 (yüksek)

Parayı ne değerli kılar?

Bir para ne zaman “sağlam ” olur?

Bu konuda çok illüzyon mevcuttur

-Nüfus, büyüklük, askeri güç önemsizdir: İsviçre, Danimarka, Singapur

Kişi başına gelirle bir ilişkisi yoktur: Mısır,
Hindistan, Çin

Dışıkla bağlantılı değildir: ABD

Kanuni (fiat) paranın değeri insanların ve piya-
salar
ın o paraya ne kadar güvendiklerine bağlıdır

Güveni ekonomik politikaların ciddiyeti ve
yönetimlerin sorumluluk duygusu tesis eder

Geçmişinde enflasyon ve kriz olmayan ülkenin
paras
ı sağlam olur çünkü güvenilir (İsviçre)

Enflasyonun tarihi

Dünya ekonomik tarihinin bize gösterdiği, uzun
dönemde enflasyonun kural de
ğil istisna olduğudur

Bazı ülkeler bazen enflasyon yaşar; piyasa ekono-
milerinde bar
ış döneminde enflasyon olmaz

1970′ler ve 1980′ler dünya enflasyonunun iki-haneli
say
ılara yükseldiği tek dönemdir

Bunda petrol fiyatlarındaki büyük artışın önemli
payi vard
ır

Türkiye gibi bazı ülkeler ise üç-haneli ve yakının-
daki enflasyonla ony
ıllar yaşamıştır

Yüksek enflasyon ülkeleri genellikle hiperenflas-
yona dü
şerler: Türkiye bir istisnadır

Dünyada enflasyon: uzun dönem

TÜFE TÜFE Ortalama TÜFE
(%) 1960 1998 Enflasyon 2001
Almanya 100 327 3.2 1.7
İsviçre 100 370 3.5 0.7
Hollanda 100 469 4.1 3.8
Belçika 100 495 4.3 2.6
ABD 100 545 4.6 1.1
Japonya 100 563 4.7 -1.4
Kanada 100 604 4.8 1.3
Tayland 100 739 5.4 0.3
Fransa 100 797 5.6 2.0
İngiltere 100 1,277 6.9 1.3
Hindistan 100 1,960 8.1 4.9
Mısır 100 3,594 9.9 2.5
Kuzey Kore (*) 100 2,057 9.9 -1.1
Yunanistan 100 6,006 11.4 3.4
Meksika 100 386,831 24.3 4.8
Türkiye 100 10,671,487 35.6 68.5
Arjantin 100 147,354,786,447,214 109.0 4.0

(*) Seri 1966 yılından başlamaktadır

Dünyada enflasyon: onyıllar

Ortalama Enflasyon (%)
1960-98 1960s 1970s 1980s 1990s
Almanya 3.2 2.6 5.0 2.0 2.8
İsviçre 3.5 3.3 5.1 2.8 2.3
Hollanda 4.1 4.5 7.5 1.9 2.6
Belçika 4.3 3.2 7.9 4.3 2.1
ABD 4.6 2.5 7.7 4.2 3.0
Japonya 4.7 5.6 9.8 1.8 1.1
Kanada 4.8 2.9 8.6 5.3 1.9
Tayland 5.4 1.9 9.8 3.5 5.0
Fransa 5.6 3.9 9.9 5.8 2.0
İngiltere 6.9 3.8 14.3 5.8 2.9
Hindistan 8.1 7.3 7.8 8.6 9.5
Mısır 9.9 3.9 9.4 17.4 11.5
Kuzey Kore (*) 9.9 4.2 15.8 4.8 5.6
Yunanistan 11.4 2.2 14.6 18.6 11.7
Meksika 24.3 2.7 17.2 73.9 19.7
Türkiye 35.6 4.1 26.9 44.9 81.2
Arjantin 109.0 23.1 134.4 390.5 15.9

(*) Seri 1966 yılından başlamaktadır

Enflasyon parasal bir olaydır

Enflasyon dünyanın her yerinde ve her zaman esas
itibariyle parasal bir olayd
ır

Başka deyişle, öncelikle ekonominin mübadele
arac
ının (para) değeri ile ilgilidir

Enflasyon Merkez Bankasının para talebinin
üzerinde para basmas
ı sonucu oluşur

Basılan para mal ve hizmet piyasalarında talep
fazlas
ı yaratarak fiyatları yükseltir

Fiyatlardaki artış para talebini arttırdığından basılan
paraya tekrar talep olu
şturur

Para miktarındaki değişmenin fiyatları hangi
mekanizmalarla ve nas
ıl bir zaman profili içinde
de
ğiştirdiği makroiktisadın önemli bir konusudur

Miktar Teorisi

Para miktarı ile fiyat düzeyi arasındaki birebir ilişki
iktisad
ın en eski teorilerinden birini oluşturur

Paranın miktar teorisi (Quantity Theory of Money)
ekonomide para miktar
ının paranın değerini
belirledi
ğini ifade eder

Para arzı ile paranın dolaşim hızının çarpimi bize
fiyat düzeyi çarpi reel geliri verir

M x V = P x Y

Denklemin sağ tarafı nominal GSMH’dır

Eğer V ve Y’nin sabit olduğunu düşünürsek, fiyat
düzeyi P’deki de
ğişme para arzı M’deki değişmeye
e
şit olacaktır

Örnegin M iki katına çikarsa, P de iki katı olur

Miktar teorisi: değerlendirme

Miktar teorisinin iki hayati varsayımı vardır

Dolaşım hızı istikrarlı olmalıdır

Gelir esas itibariyle üretim fonksiyonu tarafından
belirlenmelidir

İkisi de uzun dönem için makul kabul edilebilir

Kısa dönemde ise ikisi de değişebilir

En az birkaç yılı kapsayan uzun dönemde miktar

teorisinin geçerli olduğu genellikle iktisatçılar
aras
ında kabul görür

Daha kısa sürelerde ise para politikası (para miktarı)
ile gelir düzeyi aras
ında bir ilişki mevcuttur

Türkiye’de TÜFE ile M2Y+R arasındaki yakın ilişki
miktar teorisini do
ğruluyor (1985-2001)

10000

Türkiye’de para ve enflasyon

—M2Y+R Index (GNP growth adjusted) —CPIINDEX

1985 1987 1989 1991 1993 1995 1997 1999 2001

—M2Y+R Index (GNP growth adjusted) —CPIINDEX

Paranın tarafsızlığı

Klasik iktisatçılar reel büyüklüklerin para arzından
etkilenmedi
ğini önermislerdir

Klasik “dichotomy” ekonomide reel ve nominal
de
ğişkenlerin ayrışmasına denir

Büyüme, istiham, yatırım, reel ücret, nisbi fiyatlar,
vs. gibi reel de
ğişkenler fiziki yada sabit ölçülerle
hesaplanir

Nominal değişkenler ise nominal ücret, nominal
GSMH gibi parasal büyüklüklerdir

Paranın tarafsızlığı para miktarındaki değişmenin
reel de
ğişkenleri etkilememesidir

Klasik “dichotomy” ve paranın tarafsızlığı miktar
teorisinin mantiki sonuçlar
ıdır

Hiperenflasyon ve “seignorage”

Hiperenflasyon aylık % 10 ve üstü fiyat artışlarıdır

Nedeni tekdir: kamu harcamalarını vergilerle
kar
şilayamayan hükümet giderek artan oranda para
basma yoluna gider

Yani hükümet harcamalarını “enflasyon vergisi” ile
kar
şilar

Enflasyon vergisini para tutan herkes öder

MB’nın para basması karşilığında elde edilen gelire
“seignorage” (beylik hakk
ı) denir

Enflasyon yükseldikçe toplum paradan kaçar ve aynı
beylik hakk
ını toplamak için basılması gereken para
miktar
ı artar

Enflasyonun maliyeti

Enflasyon kaynak israfına ve böylece ortalama
büyüme h
ızının düşmesine neden olur

Enflasyon ekonomik aktörlerin gelirlerini azaltmaz:
bir mal
ın fiyatı aynı zamanda onu üretenin geliridir

İktisatçılar % 2-3′ün üstünde enflasyonun ekonomi
için kötü oldu
ğu kanısındadır

Enflasyonun maliyetleri

Kösele maliyeti

Menü maliyeti

Nisbi fiyat sorunları

Vergi çarpiklıkları

Para ikamesi ve dolarizasyon

Servet dağılımda keyfi bozulmalar

MİLLİ GELİR, FAİZ VE FİYATLAR LM-IS ve AD-AS Modelleri

Beşinci Bölüm

Varsayımlar

Üçüncü Bölümdeki modelimizi parayı da dahil
ederek yeniden ele alaca
ğız

Kapalı ekonomi varsayımını sürdürüyoruz: ekonomi
d
ış dünyaya bir sonraki bölümde açılacak

Amacımız, enflasyonun da olabildiği bir kapalı
ekonomide çevrisel akımın kısa ve uzun dönemde
düzgün i
şleyişini anlamaktır

Neleri arıyoruz?

Reel değişken: milli gelir düzeyi Y , faiz haddi r,
tasarruf S, yat
ırım I, reel para talebi M/P

Nominal değişken: fiyatlar genel düzeyi P, nominal
gelir P x Y, nominal faiz haddi i, vs.

Politika değişkeni: para arzı Ms, kamu dengesi (T-G)

İki model

Bütün değişkenleri aynı modelde görmek işleri
kar
ıştırcaktır

İki ayrı model kuracağız

LM-IS (Liquidity Money - Investment Saving)
modelinde fiyat düzeyi P model d
ışından veriler

Reel gelir Y ve reel faiz r model içinde belirlenir

Toplam talep - toplam arz (AD-AS: Aggregate
Demand - Aggregate Supply) modelinde reel faiz
haddi r d
ışarıdan verilir

Reel gelir Y ve fiyat düzeyi P model içinde
belirlenir

Önce LM-IS modelini, sonra AD-AS modelini
inceleyece
ğiz

LM-IS: piyasalar

Model üç piyasanın karşilıklı ilişkilerini özetler ve
nas
ıl aynı anda dengeye geldiklerini araştırır

Mal ve hizmet piyasası: toplam harcama ve gelir
denklemi ifade eder

Y = C + I + G = H

Reel milli gelirin büyüklüğü bu piyasada belirlenir

Borçverilebilir fonlar piyasası: tasarruf-yatırım
e
şitliği özetler

S = I + ( G -T )

Reel faiz haddi bu piyasada belirlenir

Para piyasası: para arz ve talebinin eşitlenmesidir

Ms = Md

Reel faiz haddi bu piyasada da belirlenir

Yatırım ve tasarruf

Klasikler için yatırım ve tasarruf reel faiz haddinin
fonksiyonu idi

Keynes tasarrufu milli gelirin fonksiyonu yaparken
yat
ırımı dışarıdan belirliyordu

Her iki modeli birleştirebiliriz

Tasarruf: reel faiz ve gelirin fonksiyonudur

S = S( r, Y )

Yatırım: reel faizin fonksiyonudur

Borçverilebilir fonlar piyasası denge koşulu aynıdır:

S = I

Dikkat: her gelir Y düzeyine farklı bir tasarruf arzı
eğrisi tekabül edecektir

IS eğrisi

Faiz haddi

0

0

Tasarruf-yatırım dengesi

S=I

S2=I2

0=I0

S1=I 1 Borçverilebilir Fonlar (trilyon TL)

IS eğrisi

Üç farklı gelir düzeyi aldı

Y2

Daha yüksek gelir daha fazla tasarruf anlamına
geldi
ğinden tasarruf eğrisini yukarı kaydırdı

Böylece her gelir düzeyinde borçlanabilir fonlar
piyasas
ında farklı bir denge oluştu

Buna göre artık Y ile r arasında bir ilişki kurabiliriz

Ceteris paribus, Y arttıkça r düşmektedir

IS eğrisi farklı gelir düzeylerinde borçlanabilir
fonlar piyasas
ını dengeye getiren reel faiz haddi r’yi
göstermektedir

Bütçe dengesi (T - G) ve tüketim ve yatırım
fonksiyonlar
ı veridir

Faiz haddi

IS eğrisi

IS eğrisi

Y1 Milli gelir Y

IS eğrisinde kayma

Tasarruf-yatırım denkliğine geri dönelim

S = ( Y -C -T ) + ( T -G )

Tüketim fonksiyonunda, vergilerde yada kamu har-
camalar
ında bir değişiklik IS eğrisini kaydıracaktır

Aynı şekilde, yatırım fonksiyonunda bir değişme de
IS e
ğrisini kaydıracaktır

IS eğrisi, tüketim ve yatırım fonksiyonları ve kamu
dengesi sabit iken faiz haddi ile gelir aras
ındaki
ili
şkiyi vermektedir

r=/S(Y|C,/,T,G)

Örneğin kamu açığının büyümesi halinde IS yukarı
(IS1), tüketim eğiliminin düşmesi halinde aşağı (IS2)
kayacakt
ır.

rFaiz haddi IS eğrisinde kayma
r
r0 \ \\ IS2

Y1 Milli gelir Y

Likidite talebi

Bir önceki bölümde para talebi Md ile fiyatlar genel
seviyesi P aras
ında ilişki kurduk

İşlem saiki ile para talebi” reel gelirin ve fiyat
düzeyinin artan fonksiyonudur (miktar teorisi)

Mdt = (1 /V) x (P x Y) = Md( Y , P )

Ancak, paranın fırsat maliyeti kaybedilen faizdir

“Likidite talebi” nominal faiz haddinin azalan bir
fonksiyonudur

Mdl = Md ( i)

Nominal faiz haddi = reel faiz haddi + enflasyon

Bu durumda toplam reel para talebini gelirin ve reel
faizin fonksiyonu olarak yazabiliriz

(M / P)d = Md ( r , Y )

Para piyasasında denge

Faiz haddi

Para piyasasında denge faiz haddi

Para piyasasında denge

Reel para talebi, reel faiz haddi, reel gelir ve fiyatlar
aras
ındaki ilişkiyi açalım

P ve r sabit iken, gelirdeki artış reel ve nominal
para talebinin artt
ırır

Y ve r sabit iken fiyatlardaki artış nominal para
talebini artt
ırır

Y ve P sabit iken faizlerdeki bir artış nominal ve
reel para talebini dü
şürür

Para piyasası MB’nın kontrolündeki para arzı ile
para talebi e
şitlenince dengededir

Md = Ms

Farklı gelir düzeylerine (Y2> Y0 > Y1) tekabül eden
para piyasas
ı dengelerini saptayarak LM eğrisine
ula
şirız

Md = Ms

Y2

Faiz haddi

LM eğrisiL=M

Y1 Milli gelir Y

LM eğrisinde kayma

Para piyasasında iki faktör çok önemlidir

Para arzındaki her değişme LM eğrisini kaydırır

Likidite talebi çok sayıda değişkenden etkilenir

Örnegin enflasyon beklentilerine, siyasi
istikrars
ızlığa, savaş haline, vs. göre likit olma
arzusu de
ğişecektir

LM eğrisi para piyasasında faiz haddi ile gelir
aras
ındaki ilişkiyi vermektedir (p = beklentiler)

r = /_M(Y|v, Ms,(3 )

Örneğin para arzı artınca LM aşağı (LM2),
beklentilerin kötüle
şmesi halinde ise yukarı (LM1)
kayacakt
ır

MAKROIKTISAT grafikleri

Faiz haddi

LM0 LM2

v

Milli gelir

LM eğrisinde kayma

LM-IS dengesi

İki eğri aynı eksenlere sahiptir: aynı şekil üstünde
bir araya getirebiliriz

İki eğrinin kesiştiği noktadaki reel gelir Y ve reel
faiz haddi r hem borçverilebilir fonlar hem de para
piyasas
ında aynı anda dengeyi sağlamaktadır

Denge gelir ve faiz düzeylerinde (Y0, r0)

Mal-hizmet piyasasında harcama ve gelir eşittir

Borçlanabilir fonlar piyasasında tasarruf ve
yat
ırım+kamu açığı eşittir

Para piyasasında para arzı ve likidite talebi eşittir

Tüm diğer gelir ve faiz düzeylerinde bir yada birkaç
piyasa denge d
ışında olacaktır

Model faizi ve gelir düzeyini eşanlı belirlemektedir

LM-IS dengesi

Milli gelir

Para ve maliye politikası

Para ve maliye politikası

Maliye polikasının gevşediğini kabul edelim: kamu
ığı büyüyecektir

IS eğrisi yukarı doğru kayar

MB para arzını sabit tutarsa, faizler yükselirken gelir
artar

Eğer aynı anda MB para politikasını gevşetirse LM
e
ğrisi de aşağı kayacağından gelir artışı daha da
yüksek olur ama faiz de
ğişmez

MB para politikasını sıkarsa gelir sabit kalır ama
faizler daha da yükselir

Siyasi istikrarsızlık sonucu beklentilerde bir
kötüle
şme ve tüketim eğiliminin düşmesi aynı anda
olursa IS a
şağı LM yukarı kayacağından gelir
mutlaka dü
şer

Gevşek maliye ve para politikası

Y1 Milli gelir Y

LM-IS: değerlendirme

LM-IS: değerlendirme

Model Klasikler-Keynes zıtlığını bir arayol bularak
çözmeye çalisiyor

Klasik ekolün bir yandan kısa dönemde geliri sabit
tutmaktan vazgeçmesi di
ğer yandan Keynes’in
likidite talebini kavram
ını kabul etmesi demektir

Kısa dönemde gelir dalgalanmaları ve faiz haddinin
para piyasalar
ından etkilenmesi gerçek yaşamla
uyumludur

O nedenle makroiktisadın temel ilişkilerini
ıklamakta yararlıdır

Büyük zafiyeti fiyat düzeyini dışarıdan almasıdır

Keynesyen iktisatçılar IS-LM yerine fiyat düzeyini
kullanan toplam talep-toplam arz analizini
geli
ştirmişlerdir

Toplam talep - toplam arz

Model, gelir düzeyi-enflasyon ilişkisini arz-talep
dengesi arac
ılığı ile açıklamaktadır

Şekil üstünde düşünelim: y eksenine fiyatlar genel
seviyesi P, x eksenine ise milli gelir Y konur

Toplam talep eğrisi P’nin azalan bir fonksiyonudur

Toplam arz eğrisi P’nin artan bir fonksiyonudur

Toplam arz ve toplam talep eğrilerinin kesiştiği
noktada hem milli gelir düzeyi hem de fiyatlar genel
seviyesi belirlenmektedir

Toplam arz eğrisinde uzun ve kısa dönemi
ay
ırdederek uzun dönemde hem üretim fonksiyonu
tahdidini hem de k
ısa dönemdeki dalgalanmaları bir
arada aç
ıklamak mümkün olabilecektir

Toplam talep - AD

Toplam talep eğrisi hanelerin, firmaları ve devletin
her fiyatta mal ve hizmet talebini göstermektedir

Kapalı ekonomide toplam talep tüketim, yatırım
ve devlet harcamalar
ı toplamıdır (açık ekonomide
net ihracat NX eklenir)

Y = C + I + G

Tüketim ve yatırım fonksiyonları ve maliye
politikas
ı sabit iken, toplam talep, fiyat düzeyinin
fonksiyonudur

Y = F ( P |C, I, G , T )

P’nin gerilemesi, serveti arttırarak ve faizi
şürerek reel talebi arttırır (negatif eğimli eğri)

Sabitler değişince AD eğrisi kayar

Fiyat Düzeyi

Gevşek iktisat politikası

Toplam talepte kayma

Tüketim fonksiyonun değişmesi: tüketim
e
ğilimindeki artış eğriyi sağa, düşüş sola kaydırır

Yatırım eğiliminin değişmesi: yatırım arzusunda
art
ış eğriyi sağa, azalış ise sola kaydırır

Maliye politikası: gevşemesi halinde (daha büyük
G yada daha küçük T) e
ğri sağa, sıkılması halinde
sola kayar

Her üçünde çarpan katsayısı işler; sağa kayışta reel
faiz yükselir sola kay
ışta düşer

Para politikası: gevşemesi halinde eğri sağa,
s
ıkılması halinde sola kayar

Para politikası gevşeyince reel faiz düşer, sıkılınca
yükselir

AD

Toplam talep eğrisi

v

Y Milli gelir Y

sıkı iktisat politikası

P

Fiyat Düzeyi

Toplam arz - AS

Toplam arz eğrisi firmaların her fiyatta mal ve
hizmet üretim ve arz
ını göstermektedir

Uzun dönemde üretim fonksiyonu tarafından
belirlenir: LRAS dikeydir (klasikler)

Kısa dönemde toplam arz fiyat düzeyindeki
de
ğişmeden etkilenir: SRAS pozitif eğimlidir

Yatay SRAS eğrisi basit Keynesyen modeli verir

SRAS ekonominin maliyet yapısını yansıtır: daha
fazla üretim maliyeti yükselterek mümkündür

Maliyet yapısını değiştiren faktörler kısa dönem arz
e
ğrisinde kaymaya neden olur

Ücretlerde, vergilerde, kamu ve doğal kaynak fiyat-
lar
ında değişim, verimlilik artışı ve fiyat beklenti-
lerindeki de
ğişme halinde toplam arz eğrisi kayar

Kısa dönem toplam arz - SRAS

Maliyet artıyor SRAS1

Maliyet düşüyor

Milli gelir

LRAS2 Ekonomik büyüme

SRAS2

SRAS3
LRAS2 Ekonomik büyüme

Fiyat Düzeyi

Milli gelir

Uzun dönem dengesi

Uzun dönem dengesi

Toplam talep eğrisinin kısa ve uzun dönem toplam
arz ile ayn
ı noktada kesişmesi ekonominin uzun
dönem dengesidir

Milli gelir tam istihdam düzeyindedir

Fiyatlar üstünde artış yada azalış baskısı yoktur

Uzun dönem denge makroekonomik istikrar
anlam
ına gelmektedir

Eğer her üç eğri (AD, SRAS, LRAS) aynı noktada
kesi
şmiyorsa çevrisel akımın düzgün işleyişi
bozulmu
ştur

Eğer milli gelir tam istihdam dengesinin altında
ise ekonomi resesyona girmi
ştir

Eğer milli gelir tam istihdam dengesinin üstünde
ise enflasyon gündeme gelmi
ştir

Uzun dönem dengesi LRAS

Uzun dönem dengesi

sras

AD Milli gelir

P Fiyat Düzeyi

Resesyonun iki nedeni

Uzun dönem dengeden sapma ya toplam talebin
(talep
şoku) yada kısa dönem toplam arzın (arz
şoku) doğru yerde olmamasından kaynaklanacaktır

Her iki durumda iktisat politikasının tepkisi büyük
önem ta
şir

Hükümet, bir resesyonun ortaya çikması halinde
para ve maliye politikalar
ını kullanarak müdahale
edebilir

Yada hiç bir şey yapmadan piyasaların ekonomiyi
tekrar dengeye getirmesini bekleyebilir

Şokun talepten yada arzdan gelmesine göre farklı
sonuçlar ortaya çikacaktir

Örneklere bakalım

Toplam talepte düşüş

Toplam talep eğrisinin sola kayması ile başlayalım

Siyasi istikrarsızlık, tüketici-yatırımcın
karamsarl
ığı, vs. neden olabilir

Hem milli gelir Y hem de fiyat düzeyi P düşer

Hükümetin resesyona para ve maliye politikası ile
müdahale etmedi
ğini kabul edelim

İşsizlik ücretleri düşürecek ve zaman içinde kısa
dönem toplam arz e
ğrisi de sola kayacaktır

Bu şekilde ekonomi yeni uzun dönem dengesine
ayn
ı milli gelir fakat daha düşük fiyat düzeyi ile
ula
şacaktır

AD’de sola kayma ile oluşan resesyon SRAS’ı
sola kaymas
ına yol açarak dengeyi sağlamaktadır

LRAS

SRAS0

SRAS1

Talep kökenli resesyon

v

Olumsuz toplam arz şoku

Milli gelir

Olumsuz toplam arz şoku

Toplam arzda olumsuz şok maliyet yapısında artış
yani SRAS eğrisinin sola kaymasıdır

ık ekonomide devalüasyon, doğal kaynak
fiyatlar
ında ani bir artış, enflasyon beklentilerinde
kötümserlik neden olabilir

Yeni dengede milli gelir düşerken fiyatlar
yükselecektir: stagflasyon

Resesyona karşı için devletin iktisat politikasının
gev
şettiğini varsayalım (accomodating policy)

Toplam talep sağa kayar: yeni uzun dönem
dengesinde milli gelir ayn
ı ama fiyatlar daha
yüksektir

Resesyonu engellemenin bedeli enflasyondur.

Olumsuz arz şoku
pFiyat Düzeyi N, LR / SRAS1
/ SRAS0
t
P0 t / z < \N AD0 \ AD^

Milli gelir

Resesyon ve iktisat politikası

Ekonomiden kaynaklanan iki resesyon durumunda
iktisat politikas
ının farklı iki şeklini gördük

Birşey yapmadan beklemek: resesyon SRAS
e
ğrisine sola kaydırarak kendi kendini tedavi
etmektedir

Maliye ve para politikasını kullanmak: toplam
talepteki art
ışla resesyondan çikilir ama fiyatlar
yükselir

İlki daha iyi bir yol gibi duruyor ama bir sorun var

Kısa dönem toplam arz eğrisinde aşağı (sağa)
kay
ış uzun zaman ister, hızlı olmaz

Talebin canlandırılması ise çabuk sonuç verir

Resesyon-enflasyon açmazı çok önemlidir

AD-AS: değerlendirme

Keynesyenler tarafından en yaygın kullanılan
modeldir

Ekonomide esas sorun enflasyon yada enflasyon
tehdidi ise, LM-IS’e k
ıyasla daha anlamlıdır

LM-IS modeli ile çelişmez, tam tersine onu
tamamlar

Toplam talep eğrisinin negatif, kısa dönem toplam
arz e
ğrisinin pozitif eğilimi teoride bazı sorunlar
ç
ıkartmaktadır ama sağduyu ile tutarlıdır

Önemli bir sorun, fiyatların artış hızı (enflasyon)
yerine mutlak düzeyi ile çalismasidir

Resesyonla mücadele ile enflasyon arasındaki
çeli
şkiyi net göstermektedir.

No Comments »

MAKROIKTISAT 4

May 21st, 2006 by osym kpss

MAKROİKTİSAT 3

Bütçe giderlerinin dağılımı

% 1995 2000 Sept.01
Toplam harcamalar 100,0 100,0 100,0
Personel 29,4 21,4 19,1
Diğer cari 8,3 7,7 4,3
Yatırım 5,4 5,3 3,8
Faiz ödemeleri 33,7 43,9 53,9
Dış borc 5,9 3,5 3,9
İç (TL) borç 27,8 40,3 50,0
KİT’lere transferler 2,7 1,9 1,6
Diğer Transferler 20,6 19,8 17,3
Faiz dışı denge 15,2 16,3 20,2
Bütçe dengesi -18,5 -27,6 -33,6

Bütçe giderlerinin dağılımı

(%) 1995 2000 Oct.01
Gelirler 100,0 100,0 100,0
Faiz dışı harcamalar 81,4 77,5 70,6
Faiz dışı denge 18,6 22,5 29,4
Personel 36,1 29,6 28,9
Diğer cari 10,2 10,7 7,2
Yatırımlar 6,6 7,3 6,2
KİT’lere transferler 3,3 2,6 2,2
Diğer transferler 25,3 27,3 26,1
Faiz dışı harcamalar 100,0 100,0 100,0
Personel 44,3 38,2 41,0
Diğer cari 12,5 13,8 10,2
Yatırımlar 8,1 9,4 8,7
KİT’lere transferler 4,0 3,4 3,2
Diğer transferler 31,1 35,2 36,9

Kamu açığının hesaplanması

TL faiz ödemelerini enflasyon etkisinden
ar
ındırmak gerekir (enflasyon muhasebesi)

Nominal faiz haddine ve enflasyona bağlı olarak
reel faiz ödemeleri daha dü
şüktür

Dolayısı ile reel (operasyonel) bütçe açığı daha
küçüktür

İlk tabloda sadece konsolide bütçeye bakıyoruz

İkinci tablo bütçe dışı harcamaları ele alıyor

Üçüncü tablo toplam kamu kesimini gösteriyor

Dördüncü tablo kamu borcunu veriyor

GSMH yıllık ortalama enflasyonu, borç stoğu ise
Aral
ık sonu fiyat düzeyini verdiğinden kamu
borcu için de enflasyon düzeltmesi gereklidir.

Konsolide bütçe dengesi

ortalama
GSMH’nin %’si olarak 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 19994-2000
Faiz dışı denge -2,5 3,5 3,4 1,3 -0,2 4,1 1,5 4,6 2,6
Net faiz ödemeleri 4,4 7,8 7,8 11,1 8,9 12,6 13,1 15,8 11,0
Bütçe dengesi -6,9 4,3 4,4 -9,8 ■9,1 -8,5 -11,6 -11,2 -8,4
Enflasyon düzeltmesi 7,7 9,2
Reel faiz ödemeleri 1,6 3,3 3,9 6,1 1,2 4,2 5,5 6,6 4,4
Operasyonel bütçe dengesi 4,1 0,2 -0,5 4,8 -1,4 -0,1 4,0 -2,0 -1,8
Net kamu borcu (center GNP) 27,1 31,0 30,2 34,8 31,8 33,7 48,6 50,6

Bütçe-dışı denge

average for
GSMH’nin %’si olarak 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 19994-2000
Faiz dışı denge -3,1 -2,5 0,4 -2,6 -1,8 -2,6 -3,5 -1,8 -2,1
“görev zararları -1,4 -1,4-1 -0,8 -1,9 -1,4 -1,2 -1,6 -1,2 -1,3
Net faiz ödemeleri 2,6 2,3 1,3 0,8 2,1 3,8 9,0 6,1 3,6
Bütçe-dışı dengesi 4,8 4,8 -0,8 -3,3 4,0 -6,3 -12,5 -7,9 -5,7
Enflasyon düzeltmesi -0,2 1,0 1,0 2,5 3,1 2,1 3,3 1,9
Reel faiz ödemeleri 2,8 2,0 0,3 6,92 4,4 0,7 6,9 2,8 1,7
Operasyonel denge -5,0 4,4 0,2 -2,3 -1,5 -3,2 -8,4 4,6 -3,5
Net kamu borcu (centerGNP 27,1 31,0 30,2 34,8 31,8 33,7 48,6 50,6


Toplam kamu kesimi dengesi

ortalama
GSMH’nın%’si olarak 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 19994-2000
Faiz dışı denge
Konsolide bütçe -2,5 3,5 3,4 1,3 -0,2 4,1 1,5 4,6 2,6
Bütçe-dışı harcamalar -3,1 -2,5 0,4 -2,6 -1,8 -2,6 -3,5 -1,8 -2,1
Toplam kamu kesimi -5,6 1,0 3,9 -1,3 -2,0 1,6 -2,0 2,8 0,6
Faiz ödemeleri
Net faiz ödemeleri 6,0 10,1 9,1 11,9 11,0 16,4 22,1 21,9 14,6
Enflasyon düzeltmesi 2,6 4,8 4,9 6,0 10,2 11,5 9,7 12,5 8,5
Reel faiz ödemeleri 3,4 5,3 4,2 5,9 0,8 4,9 12,4 9,4 6,1
Toplam kamu kesimi
Nominal denge -11,7 19,1 -5,2 -13,1 -13,1 -14,8 ■24,1 -19,1 -14,1
Operasyonel denge -9,1 4,2 -0,3 -7,1 -2,9 -3,3 -12,4 -6,6 -5,3
Kamu borcu
İçerilen reel faiz haddi 12,5 17,1 13,9 17,0 2,5 14,5 25,5 18,6
Net kamu borcu (center-GNP) 27,1 31,0 30,2 34,8 31,8 33,7 48,6 50,6 -

Kamu borcu

% of GNP 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001
Merkezi Hükümet + TCMB 30,7 37,8 34,5 39,5 37,5 38,9 52,2 49,8 71,4
TCMB net varlıkları 1,1 -0,9 1,3 3,0 7,7 8,0 9,0 7,8 4,4
Merkezi hükümet 38,8 45,3 42,8 48,0 48,4 48,5 62,4 58,8 83,0
Dış borç 20,5 22,8 23,6 23,62 21,9 19,0 22,2 18,8 22,8
İç borç 18,3 22,5 19,2 24,8 26,5 29,5 40,2 40,0 60,2
Ödenmemiş görev zararlar 0,7 1,9 2,1 4,2 5,2 7,5 na na na
Nakit borç 6,9 8,7 9,3 12,8 15,8 17,9 na na na
Nakit-dışı ve TCMB’ya 12,0 11,9 8,0 8,2 5,5 4,0 na na na
TCMB elindeki devlet borcu 7,0 8,5 7,0 5,5 3,2 1,6 1,2 1,2 7,1
Geri kalan kamu sektörü 4,4 6,9 6,7 7,0 5,4 5,5 8,7 8,6 7,1
Dış borç 5,7 6,8 6,9 6,5 5,9 6,0 6,6 5,5 7,0
Net iç borç -1,3 0,1 ,0,2 0,5 20,5 -0,5 2,1 3,1 0,1
Brüt kamu kesimi borcu 41,9 52,3 52,3 55,5 53,3 53,5 70,1 67,4 90,1
Net kamu kesimi borcu 35,1 44,7 41,3 46,5 42,9 44,5 61,0 58,4 78,5
Net kamu borcu (center-GNP) 27,1 31,0 30,2 34,8 31,8 33,7 48,6 50,6 67,9

Kamu borcunun seyri

80 ı /0

— NetDebt/GNP

70 60 50 40 30

1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001

— NetDebt/GNP

Klasikler ve devlet

Klasik model borçverilebilir fonlar piyasası ve faiz

haddi üstüne inşa edilmiştir

Şimdi tasarruf arzı kamu tasarrufunu da kapsar

S = ( Y -T -C ) + ( T -G ) Tasarruf gene faiz haddinin artan fonksiyonudur Yatırım gene faiz haddinin azalan fonksiyonudur Faiz haddi tasarruf ve yatırım miktarları arasın-daki eşitliği sağlayarak çevrisel akımın düzenli akışını temin eder

Örnegin yatırımlarda bir artış faiz haddinin yükselmesi ile sonuçlanır Bir yandan yüksek faiz özel tasarrufları arttırır Diğer yandan bazı yatırımlardan vazgeçilir Böylece tasarruf ve yatırım birbirine eşitlenir

Kamu açığı ve “crowding out”

Klasik modelin kamu dengesi ile ilgili çok önemli
bir sonucu vard
ır

Kamu açığında ani bir artış varsayalım: toplam
tasarruflar azalacakt
ır (tasarruf eğrisi sola kayar)

Bu durumda faiz yükselir

Yüksek faiz yatırımların düşmesine neden olur ve
piyasa dengeye gelir

Kamu açığı özel yatırımları piyasadan kovmak-
tad
ır (crowding out)

Dikkat: yatırımlardaki düşüş kamu açığındaki
art
ıştan daha küçük olacaktır

Çünkü yüksek faiz özel tasarrufu arttıracaktır

Klasik yaklaşım , yatırımları ve oradan büyümeyi
engelledi
ği için kamu açıklarına karşidır

2. …denge faiz haddi yükseliyor…

Faiz

S1

Hadd

1.500 TL bütçe

borçlanabilir fon arzını azaltıyor…

Kamu açığı ve crowding out

TL 1,200 Borçverilebilir Fonlar (TL trilyon)

3. …ve özel yatırımda kullanılabilecek kaynaklar azalıyor

Keynes ve devlet

Keynes ve devlet

Devlet Keynesyen modele kamu harcamaları G ve
vergiler T yolu ile girer

Kamu harcamaları milli gelir düzeyinden bağımsız
kabul edilir (otonom harc
ama)

Bu durumda toplam harcama şöyledir:

H = C + I + G

Tüketim fonksiyonunun değişmediği kabul
edilince, çarpan katsay
ısı ve üç bağımsız (otonom)
harcama (oc, I, G) dengemilli gelirini belirler

Y=(a+I + G)x1/(1-P)

Modelin mantığı devletin eklenmesi ile
de
ğişmemektedir

Ekonomi talep kadar üretim yaparak dengeye
gelmektedir

Keynes ve kamu açığı

Keynesyen analiz için kamu açığının etkisi
klasiklerin tam z
ıttıdır

Ekonomide tasarruf fazlası nedeni ile kaynakları
tam kullanılmadığını kabul edelim

Bu durumda kamu harcamalarındaki bir artış
toplam harcamada (H) bir yükselmeye tekabül
etti
ğinden milli gelir (Y) artacaktır

Ek harcama çarpan katsayısı ile ek gelir yaratmak-
ta, yani ek harcamay
ı finanse edecek olan ek
tasarruf bizzat ek harcama sayesinde olu
şmaktadır

Talep yetersizliği durumlarında Keynes’in bütçe
ığı tavsiye etmesi bu analize dayanmaktadır

Modelde “crowding out” yoktur

Harcanan gelir H

Gelir-harcama dengesi

C + I

C + I + G

o

Uretilen gelir Y

MAKROIKTISAT

İlk değerlendirme

Basit bir model aracılığı ile makroiktisatın bazı
temel kavramlarınııkladık

İki farklı yaklaşim birbirine zıt sonuçlara ulaşiyor

İktisatçıların büyük çogunlugu her ikisini de kabul
etme e
ğilimindedir

Klasik ögreti uzun dönemde ve ekonominin
kapasite s
ınırında olduğu durumlarda geçerlidir

Keynesyen ögreti kısa dönemde ve ekonomide
kullan
ılmayan kapasitenin varlığında anlamlıdır

Dikkat: gerçek ekonomiler çok daha karmaşıktır

Para ve enflasyon, dış denge, mali piyasalarda
sorunlar, vs. daha gidilecek çok yol vard
ır

Artık paranın analizine geçebiliriz

PARA

Nereden gelir? Nereye gider? Dördüncü Bölüm

Para nedir?

Ekonomik aktörlerin mal ve hizmet alım-satımında
düzenli
şekilde kullandıkları varlıklara “para” denir

Mal ve hizmet satanların ödeme aracı olarak kabul
ettikleri her
şey paradır

Tarih boyunca, işbölümü ve mübadele daima paranı
ke
şfedilmesi ile sonuçlanmaşdır

Paranın üç ana işlevi vardır:

Mübadele aracıdır

Hesap birimidir

Servet saklama aracıdır

20.inci yüzyıl başlarına kadar bu işlevleri bizzat
kendilerinin de
ğerli olan madenler ifa etmiştir (bakır,
gümü
ş, altın)

Kanuni para

Bugün para olarak kullanılan banknot ve bozukluk-
lar
ın kendi değerleri yok kadar azdır

Kanuni para (fiat money) devletin çikardığı kanunlar
sonucu mübadele arac
ı olarak kullanılır

Bütün dünya ekonomilerinin (ABD, AB, Japonya,
vs.) paralar
ı “kanuni para” statüsündedir

Bir ülke içinde yapılan ödemelerde o ülke parasını
kabul etmek hukuki bir zorunluluktur (legal tender)

Türkiye’de Merkez Bankasının çikardigi banknot-
lar
ı tüm ödemelerde kabul etmek zorundayız

Fiyatları başka herhangi bir şeye bağlayabiliriz
(döviz, alt
ın, mal, enflasyon, vs.) ama TL dışında bir
ödeme arac
ı talep edemeyiz

Likidite

Likidite kavramı paranın anlaşilmasını kolaylaştırır

Likidite, herhangi bir varlığın ekonominin mübadele
arac
ına dönüşme kolaylığıdır

Tanım icabı, para en likit varlıktır: cebimizdeki
banknotlar ba
şka bir şeye dönüştürme gerekmeden
ödeme arac
ıdır

Vadesiz mevduat ve likit fonlar da likit varlıklardır

Vadeli mevduat, borsada kote edilmiş hisse senetleri,
yat
ırım fonları daha az likit varlıklardır

Gayrimenkul, borsada kote olmayan şirketlerde
hisseler, hayat sigortas
ı poliçeleri likit varlık
de
ğildirler


Türkiye ekonomisinde para

Likit varlıkların somut biçimi mevzuata bağlı olarak
ülkeden ülkeye de
ğişir

Türkiye’de beş farklı para tanımı yapabiliriz

Dolaşımdaki para (banknotlar ve bozukluklar)

Vadesiz mevduat hesapları (ticari ve tasarruf)

Vadeli mevduat hesapları

Döviz mevduat hesapları

REPO anlaşmaları (gecelik, haftalık, vs)

Yüksek ve dalgalı enflasyon sonucunda TL paranı
üç
işlevinden sadece ilkini ve kısmen yerine
getirebilmektedir

TL’nin “dandik para” haline dönüşmesi ekonomik
aktörleri dövizi para olarak kullanmaya itmi
ştir

Para arzı tanımları

Para arzı ekonomideki toplam kullanılabilir para
miktad
ır

Hangi kategorinin içine dahil edildiğine bağlı olarak
farkl
ı ölçüler vardır

M0 = Dolaşımdaki para

Para tabanı (BM) = M0 + bankaların MB’deki
mevduat
ı

M1 = BM + vadesiz mevduat

M2 = M1 + vadeli mevduat

M2Y = M2 + döviz tevdiat hesapları

M2Y+R = M2Y + Repo

En yaygın kullanılan Para Tabanı ve M2Y+R’dır

Türkiye’de para arzı

2001 (yıl sonu)
(Katrilyon TL) (Milyar USD)
M = Dolaşımdaki para 4,9 3,4
BM = M + banka rezervleri 6,1 4,2
M1 = BM + vadesiz mevduat 11,1 7,7
M2 = M1 + vadeli mevduat 46,3 32,1
M2Y = M2 + döviz mevduatı 104,7 72,6
M2+R = M2 + Repo 50,3 34,9
M2Y+R =M2Y + Repo 108,7 75,4

Merkez Bankası

Kanuni para, para basma tekelini elinde tutan kamu
kurulu
şları olan Merkez Bankalarını doğurmuştur

Kamu tekeli: para basmak dünyanın en karlı işidir

Cumhuriyet öncesinde, özel bir banka olan Osmanlı
Bankas
ı para basma tekeline sahipti

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 1930
y
ılında kuruldu ve 1932′de açıldı

Federal Reserve Board 1913′de kurulmuştur; ondan
önce paray
ı ABD Hazinesi basıyordu

Buna karşılık Bank of England, Banque de France
geçmi
şleri 18′inci yüzyıla giden kuruluşlardır

Merkez Bankaları para politikasını yapar, bankacı-
l
ık sistemini denetler, döviz rezervini tutar

TCMB

Genel Kurul yılda bir kez toplanır (Hazine ağırlıklı)

Banka Meclisi Genel Kurul tarafından seçilir

Guvernör yada Başkan Hükümet tarafından beş yıl
için seçilen bankan
ın tepe yöneticisidir

Para Politikası Kurulu yakın geçmişte para politika-
s
ını belirlemek üzere tesis edilmiştir

TCMB hukuken para politikasını belirlemekte
hükümetten ba
ğımsızdır

TCMB Bilançosu parasal gelişmeleri özetler

Varlık ve yükümlülükleri TL yada döviz cinsinden
olabilir

Dolaşımdaki para TCMB’nın yükümlülüğüdür
(borcudur)

MB bilançosu: kalemler

A.VARLIKLAR P.YUKUMLULUKLER
A.1-DIS VARLIKLAR P.1-TOPLAM DOVIZ YUKUMLULUKLERI
A.2-IC VARLIKLAR P.1-a-Dis Yukumlulukler P.1-b-Ic Yukumlulukler
A.2-a-Nakit Islemler P.1-ba-Doviz Olarak Takip Olunan Mevduat
A.2-aa-Hazine Borclari P.1-bb-Bankalarin Doviz Mevduati
A.2-aa-i-Bankamiz Portfoyu P.2-MERKEZ BANKASI PARASI
A.2-aa-i-a-5 Kasim 2001 Oncesi DIBS P.2-A-REZERV PARA
A.2-aa-i-b-Ikincil Piyasadan Alinan DIBS P.2-Aa-Emisyon P.2-Ab-Bankalar Mevduati
A.2-aa-ii-Diger P.2-Aba-Bankalar Zorunlu Karsiliklari
A.2-ab-Bankacilik Sektorune Acilan Nakit Krediler P.2-Abb-Bankalar serbest Imkani
A.2-ac-TMSF’na Kullandirilan Krediler P.2-Ac-Fon hesaplari
A.2-ad-Diger Kalemler A.2-b-Degerleme Hesabi P.2-Ad-Banka Disi Kesimin Mevduati P.2-B-DIGER MERKEZ BANKASI PARASI P.2-Ba-Acik Piyasa Islemleri
A.2-c-IMF Acil Yardim Takip Hesabi(Hazine) P.2-Bb-Kamunun TL Mevduati

TCMB: varlıklar

(Katrilyon TL) Mar.01 Şub.01 %Değişim
A.VARLIKLAR 54,0 %100 54,6 -1,2
A.1-DIŞ VARLIKLAR 33,7 %62 33,7 -0,2
A.2-İÇ VARLIKLAR 20,3 %38 20,9 -2,8
A.2-a-Nakit İşlemler 20,5 %38 21,1 -3,0
A.2-aa-Hazine Borçları 28,5 %53 29,4 -3,2
A.2-ac-TSMF’ye Kullandırılan Krediler 0,8 %1 0,8 0,0
A.2-aa-i-MB Portföyü 28,6 %53 29,5 -3,2
A.2-aa-i-1- 5 Kasım 2001 öncesi DİBS 28,5 %53 29,4 -3,0
A.2-aa-i-2-İkincil Piyasadan alınan DİBS 0,5 %1 1,0 -52,6
A.2-aa-ii-Diğer -0,5 -%1 -0,5 -
A.2-ab-Bankacılık Sekt. Açılan Nalit Krediler 0,1 %0 0,1 10,0
A.2-ac-Diğer Kalemler -8,8 -%16 -9,1 -3,3
A.2-b-Değerleme Hesabı -0,4 -%1 -4,3 -91,5
A.2-c-IMF Acil Yardım Takip Hesabı 0,2 %0 0,2 0,0

TCMB: yükümlülükler

(Katrilyon TL) Mar.02 Sub.02 % Değişim
P.YÜKÜMLÜLÜKLER 54,0 % 100 54,6 -1,2
P.1-TOPLAM DIŞ YÜKÜMLÜLÜKLER 38,1 %71 40,5 -6,0
P.1-a-Dış Yükümlülükler 26,5 %49 28,0 -5,4
P.1-b-İç Yükümlülükler 11,5 %21 12,4 -7,3
P.1-ba-Döviz olarak Takip Olunan Mevduat 2,7 %5 3,6 -26,0
P.1-bb-Bankaların Döviz Mevduatı 8,9 % 16 8,8 0,3
P.2-MERKEZ BANKASI PARASI 15,9 %29 14,1 12,6
P.2-A-REZERV PARA 8,5 % 16 8,7 -1,9
P. 2-A a-Emisyon 5,6 % 10 5,7 -3,1
P.2-Ab-Bankalar Mevduatı 2,8 %5 2,7 0,8
P.2-Aba-Bankalar Zorunlu Karşılıkları 1,8 %3 1,7 3,3
P.2-Abb-Bankalar Serbest İmkanı 1,0 %2 1,0 -3,4
P.2-Ac-Fon Hesaplar 1,7 %3 0,2 913,1
P.2-Ad-Banka Dışı Kesimin Mevduatı 0,0 %0 0,0 -23,1
P.2-B-DİĞER MERKEZ BANKASI PARASI 7,4 % 14 5,4 35,6
P.2-Ba-Açık Piyasa İşlemleri 6,2 % 11 4,7 30,9
P.2-Bb-Kamunun TL Mevduatı 1,2 %2 0,7 66,2

TCM VIE ; : uzun dönem
(MİLYAR USD) 1989 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001
VARLIKLAR 21,2 18,1 23,3 24,9 22,9 22,0 24,0 22,5 41,6
Dış Varlıklar 7,8 9,6 15,5 19,0 21,1 22,9 26,8 24,2 23,8
İç Varlıklar 13,5 8,5 7,8 6,0 1,8 -0,9 -2,8 -1,7 17,9
TOPLAM DÖVİZ YÜKÜMLÜLÜKLERİ 13,2 13,0 17,6 18,4 19,7 20,3 21,1 21,1 34,8
Diş Yükümlülükler 9,0 10,2 12,9 13,1 12,4 13,7 12,4 12,9 25,5
İç Yükümlülükler 4,2 2,8 4,7 5,3 7,3 6,5 8,7 8,2 9,3
MERKEZ BANKASI PARASI 8,0 5,1 5,7 6,6 3,2 1,7 2,9 1,5 6,8
İç Varlıklar / Toplam Varlıklar 6-7,4 46,9 33,3 24,0 7,7 4,2 -11,6 -7,4 42,9
Yabancı Varlıklar / Toplam Varlıklar 36,6 53,1 66,7 76,0 92,3 104,2 111,6 107,4 57,1
Net İç Varlıklar / MBP 16,0 30,7 13,4 4,0 -0,3 ■0/4 0/4 -0,5 10,9

Kaynak : MB

Dünya: MB bilançoları

ABD Bank Euro Germany
Federal of area Bundes TCMB
MİLYAR USD Rezerv Japan ECB Bank
Varlıklar 614 919 835 257 42
Döviz Varlıkları (altın dahil & SDR) 27 30 397 94 24
İç Varlıklar 587 889 438 163 18
Yükümlülükler 614 919 835 257 42
Döviz Yükümlülükleri 0 0 13 0 35
İç Yükümlülükler 614 919 822 257 7
Dolaşımdaki Para 563 468 371 134 3,7
Karşılaştırma
GSMH (2000 yılı) 9646 4.337 6780 2058 202
Varlıklar / GSMH (%) 6,4% 21,2% 12,3% 12,5% 20,8%
Dolaşımdaki Para / GSMH (%) 5,8% 10,8% 5,5% 6,5% 1,8%
FX Liabilities/Yükümlülükler (%) 0,0% 0,0% 1,6% 0,0% 83,3%
Dolaşımdaki Para/Yükümlülükler (%) 91,7% 50,9% 44,4% 52,1% 8,8%

2000 yılı sonu itibarıyla

Bankalar da para yaratır

Banka sistemi de mevduat-para yaratabilir

Bankalar kredi açtıkça para arzı artar

Bu süreci anlamak için banka bilançolarına bakılır

Mevduat hem varlık hem de yükümlülük oluşturur

Krediler varlık oluşturur

Bir bankanın verdiği kredi kendinde yada bir başka
bankada mevduat halini al
ır

Basılan bir birim TL için bankacılık sisteminde
yarat
ılan paranın miktarını bize para çarpani verir

Geri planda bankaların mevduata % 100′ün altında
nakit kar
şilık tutmaları yatar

Yükümlülük

Mevduat

TL 90.00

Top.Yükümlülük TL 90.00

İki bankanın bilançoları

A Bankası B Bankası

Varlık

Rezerv

TL 9.00

Kredi

TL 81.00

Toplam Varlık TL 90.00

Varlık Yükümlülük

Rezerv Mevduat
TL 10.00 TL 100.00
Kredi _^— ■
TL 90.00 ■
Toplam Varlık Top.Yükümlülük
TL 100.00 TL 100.00

Para çarpani

100 TL ek para basılan bir ekonomide sonunda
ne kadar para yarat
ılır?

Bankaların rezerv tutma oranının tersi kadar

M = 1 /R

Bankaların rezerv tutma oranı M = % 10 ise,
para çarpani M = 10 olacakt
ır

İlk mevduat = TL 100.00

A Bankası kredisi = TL 90.00 [=0.9 x $100.00]

B Bankası kredisi = TL 81.00 [=0.9 x $90.00]

C Bankası kredisi = TL 72.90 [=0.9 x $81.00]

Vs. vs.

Vs. vs.

= TL 1,000.00

Toplam para arzı

Para arzı ve para politikası

MB’nın ekonomideki para miktarını (para arzını)
kontrol etmesine para politikas
ı denir

MB’nin elinde dört ana araç vardır

-Açık piyasa işlemleri - APİ - tahvil piyasasında bono-tahvil alım-satımı ile likiditeyi ayarlar

- Döviz (FX) işlemleri - döviz alım satımı

-Banka karşılık oranlarının değiştirilmesi: para çarpani büyük yada küçülür

-İskonto haddinin (fonlama faizi) değiştirilmesi: Mali sistem - MB borç kararlarını etkiler

Dikkat: para arzındaki değişim MB’nin TL
yükümlülüklerindeki de
ğişimdir; yükümlülük artışı
para arzı artışına eşittir

Para ve mevduat

(Milyar USD) 1998 1999 2000 2001
M1 7,5 9,1 12,2 7,5
Dolaşımdaki Para 3,7 3,7 4,8 3,3
Vadesiz Ticari Mevduat 2,0 2,6 3,1 1,9
Toplam Vadesiz Mevduat 1,8 2,9 4,4 2,2
Vadesiz Tasarruf Mevduatı 0,8 1,2 1,4 1,0
Diğer Vadesiz Mevduat 1,0 1,7 3,0 1,2
MB Mevduat 0,00 0,00 0,00 0,00
D1 (M1-Dolaşımdaki Para) 3,8 5,4 7,4 4,2
M2 34,7 41,9 48,7 31,3
Toplam Vadeli Mevduat 24,0 29,0 31,2 21,0
Vadeli Tasarruf Mevduatı 19,3 23,6 25,4 17,3
Vadeli Diğer Mevduat 4,8 5,4 5,8 3,7
Vadeli Ticari Mevduat 3,2 3,8 5,3 2,9
Mevduat Sertifikası 0,00 0,00 0,00 0,00
D2 (M2-M1) 27,2 32,7 36,5 23,8
M2Y (M2+(Döviz Mevduat (TL)) 62,3 74,4 84,9 70,9
Döviz Mevduat (TL) 27,6 32,5 36,2 39,5
M2Y+Repo 69,7 81,9 93,8 73,0

Para tabanı

1998 1999 2000 2001
(Katrilyon TL, Milyar USD) TL $ TL $ TL $ TL $
1. PARASAL TABAN (a+b+c) 2,1 6,7 3,9 7,2 5,8 8,6 7,8 5,4
a.Emisyon 1,3 4,2 2,4 4,4 3,8 5,6 5,3 3,7
b.Bankalar Zorunlu Karşılıkları(TL) 0,7 2,2 1,0 1,9 1,4 2,1 1,6 1,1
c.Serbest Rezerv 0,1 0,3 0,5 0,9 0,6 0,9 0,9 0,6
2. REZERV PARA (1+d+e) 2,1 6,8 3,9 7,3 5,9 8,8 8,0 5,5
d.Fon Hesapları 0,02 0,1 0,03 0,1 0,1 0,2 0,1 0,1
e.Banka Dışı Kesimin Mevduatı 0,02 0,1 0,02 0,04 0,05 0,1 0,1 0,05
3.MERKEZ BANKASI PARASI (2+f+g) 0,5 1,7 1,6 2,9 1,0 1,5 9,9 6,8
f. Açık Piyasa İşlemleri -1,8 -5,8 -2,4 -4,4 -5,2 -7,7 1,2 0,9
g.Kamu Mevduatı 0,2 0,7 0,1 0,1 0,2 0,4 0,6 0,4

Diğer parasal göstergeler

Para politikasının başka göstergeleri vardır

Net İç Varlıklar MB’nın likidite yaratmasının ve
para basmas
ının iyi bir göstergesidir

İç varlıklardan bazı kalemlerin çikartilmasi ile
bulunur

Net Dış Varlıklar MB’nın döviz ihtiyacını gösterir

Dış varlıklardan dış dünyaya yükümlülükler ve iç
bankalara döviz yükümlülükleri çikartilarak bulunur

Net Döviz Pozisyonu MB’nın toplam döviz kuru
riskini ifade eder

Döviz varlıklarından döviz yükümlülükleri
ç
ıkartılarak bulunur

IMF ile yapılan programlarda bunların hepsi farklı
aşamalarda performans kriteri olarak kullanılmıştır

Parasal göstergeler

No Comments »

MAKROIKTISAT 3

May 21st, 2006 by osym kpss

MAKROİKTİSAT 2

MAKRO EKONOMİ

GELİR VE HARCAMA TEORİSİ

İlk model: Klasikler ve Keynes Üçüncü Bölüm

Model ve gerçek

İktisadi olayların karmaşiklığı teoriyi soyut
modeller üstünde çalismaya mecbur eder

Böylece nisbeten basit kavramsal yapılar aracılığı
ile temel ilişkiler açığa çikartilir

Gerçeğe yaklaşmak için kısıtlayıcı varsayımlar
ad
ım adım gevşetilir

İlk modelimizde şu varsayımları yapacağız:

Enflasyon yoktur ve olması söz konusu
de
ğildir; yani reel ve nominal ayırımı
gereksizdir

Ekonomi dışa kapalıdır: dış ticaret, sermaye
hareketi, döviz kuru yoktur

-Hatta, devlet yoktur

Milli gelir özdeşliği

GSYİH’nın aynı anda ekonominin toplam gelirini
ve toplam harcamalar
ı yansıttığını hatırlayalım

= C + I + G + NX

= C + S + T + NX

Kapalı ekonomide Net İhracat kalemi düşer

= C + I + G

= C + S + T

Devleti de soyutlayınca işler iyice basitleşir

= C + I

= C + S

Bu basit ilişkiden yola çıkacağız