OSYM KPSS : Kamu Personeli Seçme Sınavı

Kpss Kpds Kamu Memur Sınav Sonuçları, Sınav Soruları, Genel Kültür, Kamu Yönetimi, Eğitim Bilimleri

Asides


Toplist

Haberler

ATATÜRK İLKELERİ VE İNKILAP TARİHİ 2. BOLUM

May 23rd, 2006 by osym kpss

MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ

M. Kemal’in Mondros Mütarekesinin imzalanmasından sonraki dönemdeki faaliyetlerini iki kısımda incelemek mümkündür;

a)İstanbul’daki siyasi faaliyetleri:

b)Anadolu’daki siyasi faaliyetleri:

M. Kemal’in İstanbul’daki siyasi faaliyetleri, onun Yıldırım Orduları Grubu’nun lağvedilmesi üzerine 13 Kasım 1918 günü İstanbul’daki çalismalarinin esasını, “İktidardaki Tevfik Paşa hükümetini düşürmek, Ahmet İzzet Paşa başkanlığında yeni bir hükümet kurdurmak ve bu hükümette kendisinin tüm Osmanlı kuvvetlerinin emir ve komutasından sorumlu bir Harbiye Nazırı olarak görevlendirilebilmesi sağlamak, oluşturmaktadır. M. Kemal bu amaçla bir taraftan arkadaşi Fethi Okyar’ın sahibi bulunduğu “Minber” gazetesinde yayınlanan yazısıyla , bir taraftan da milletvekilleriyle tek tek görüşmek suretiyle Tevfik Paşa hükümetinin düşürülmesi yönünde kamuoyu oluşturmaya çalismistir. Ancak; Şubat 1919 ortalarında Tevfik Paşa hükümeti , meclisten güvenoyu almış, Ahmet İzzet Paşa başkanlığın kurdurulacak bir hükümette M. Kemal’in Harbiye Nazırı olarak görevlendirilmesi imkansızlaşmıştır. Artık M. Kemal için İstanbul’da kalmanın bir anlamı yoktur.

Subat 1919 ortalarından itibaren M. Kemal’in yeni hedefi belirmiştir. En kısa zamanda kendisine Anadolu’ya geçmesini sağlayacak bir görev almak , Anadolu halkı ile bütünleşerek, kurtuluş hareketini Anadolu’dan başlatmak . İşte M. Kemal şubat 1919 ortalarından, 16 mayıs1919 günü O, 9. Ordu Müfettişi sıfatıyla İstanbul’dan ayrılmıştır. 19 Mayıs 1919 günü Samsun’da karaya ayak basan M. Kemal çok karanlık bir tablo ile karşi karşiyadır. M. Kemal karşilaştığı bu durumu Nutuk’da şöyle ifade etmektedir;

Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu grup, I. Dünya Savaşinda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta dağılmış, şartları ağır bir ateşkes antlaşması imzalanmıştır. Büyük Savaşın uzun yılları boyunca millet, yorgun ve fakir bir durumda. Milleti ve memleketi I Dünya Savaşina sürükleyenler, kendi hayatlarını kurtarma kaygısına düşerek memleketten kaçmışlardır. Saltanat ve Hilafet makamında oturan Vahideddin soysuzlaşmış, şahsını ve tahtını koruyabileceği tedbirler peşinde koşmakta . Damat Ferit başkanlığındaki hükümet ise aciz, onursuz ve korkak.

Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta. İtilaf devletleri Mondros Mütarekesi hükümlerine uymayı gerekli görmüyorlar. Birer bahane ile İtilaf Donanmaları ve askerleri İstanbul’da Adana ili Fransızlar; Urfa, Maraş, Antep İngilizler tarafından işgal edilmiş. Antalya ve Konya’da İtalyan askeri birlikleri; Merzifon ve Samsun ‘da İngiliz askerleri bulunmakta… 15 Mayıs 1919’da İtilaf Devletlerinin olayı ile Yunan birlikleri İzmir’e çikarilmis.

Bundan başka memleketin her tarafında Hıristiyan azınlıklar gizli veya açıktan açığa emellerini gerçekleştirmeye, devleti bir an önce çökertmege çalismaktadirlar.

M. Kemal’in ifade ettiği devleti çökertmek gayesi ile çalisan zararlı cemiyetler, “Mavr-I Mira Cemiyeti, Pontus Rum cemiyeti ve Kürt Teali Cemiyeti”dir. M. Kemal , Osmanlı saltanatının ve hilafetinin devamını temin gayesiyle kurulan cemiyetleri de zararlı cemiyetler olarak değerlendirmiştir. Bu cemiyetler de “ Teali-i İslam Cemiyetleri Sulh ve Selamet Cemiyetleri, İtilaf ve Hürriyet Cemiyetleri ve İngiliz Muhipleri Cemiyeti”’dir.

M. Kemal Nutuk’da Türk halkının Samsun’a çiktigi günlerde üç farklı kurtuluş modeli üzerinde durduğu belirtilmektedir. Bunlar;

1)Amerikan Mandacılığı:

2)İngiliz Mandacılığı:

3)Bölgesel kurtuluş çareleri:

Amerikan mandacılığı tezini savuna aydınlar, kuruluşundan itibaren Türk toprakları üzerinde hiçbir istila emeli taşimadığına inandıkları, güçlü bir devlet olan Amerika’nın himayesinin sağlanması halinde Osmanlı Devleti’nin kurtulacağına inanmakta idiler. Bu düşüncenin öncüleri Halide Edip ve Necmettin Sadak idi.

Ingiliz mandacılığı tezini savunanlar ise padişah ve yönetim çevreleri idi. Bu çevrelere göre hilafetin geleceğini tehlikeye atmadan Osmanlı saltanatını kurtarmanın tek yolu İngiliz himayesinin sağlanması idi.

Bölgesel kurtuluş peşinde koşanlar ise işgal altında olan ve Osmanlı Devleti’nden ümidini kesmiş olan bölgelerin insanlarıydı. Bu insanlar kendi başlarının çaresini bakmaktan başka seçenekleri olmadığışüncesinde idiler.

M. Kemal’e göre bu üç model de , Türk Milleti için gerçek kurtuluş yolu olamazdı. M. Kemal’e göre tek kurtuluş şansı vardı, o da “Milli hakimiyete dayanan, kayıtsız şartsız bağımsız, yeni bir Türk devleti kurmak” Türk Milleti’nin esir yaşamasındansa, yok olmasını hayırlı bulan M .Kemal, “ya istiklal ya ölüm” parolası ile kurtuluşun top yekun mücadele etmekle sağlanacağını ifade etmiştir. Milli Mücadele kararını veren M. Kemal için ilk önemli iş bu doğrultuda yurt genelinde yapılan düzensiz çalismalari, belirli bir düzen çerçevesinde örgütlemek ve Milli Mücadele hareketine yöneltmektir. M. Kemal’in Samsun’a çiktigi günlerde yurt genelinde faaliyet gösteren, Yararlı Cemiyetler olarak nitelendirdiğimiz teşkilatlar şunlardır;

a)Milli Kongre Cemiyeti: Türkçülük ve Türk Milliyetçiliği fikrini benimseyen Milli talim ve Terbiye Cemiyeti üyeleri tarafından 29 Kasım 1918 de İstanbul’da kurulmuştur. Cemiyetin amacı, dünyada Türkler hakkında yapılan yanlış ve ön yargılı yayınlara ilmi çalismalar ve belgelerle cevap vermektir. Cemiyet M. Kemal’i ve onun Ankara’da kurmayışündüğü meclis fikrini desteklemiştir.

b)Trakya Paşaeli Müdafaa-I Hukuk-u Heyeti Osmaniye’si:Trakya’nın ve Edirne’nin bir Yunan istilasına maruz kalabileceği tehlikesi üzerine 2 Aralık 1918 de kurulmuştur. Merkezi Edirne’dedir. Cemiyetin amacı; Trakya Türklerinin haklarını savunmak, Trakya’yı Osmanlı devletinden koparmaya yönelik her türlü girişime engel olmak, bu mümkün olmazsa Doğu ve Batı Trakya’yı içine alan bağımsız bir Trakya devleti kurmaktır.

c)İzmir Müdafaa-I Hukuku Osmaniye Cemiyeti:İzmir’in Yunalılarca işgal edileceği haberleri üzerine 2 Aralık 1918 ‘de kurulmuştur. Cemiyetin gayesi; muhtemel bir Yunan işgaline karşi silahlı müdafaada bulunmaktır. Cemiyetin kurulmasında etkin rol oynayan Kolordu Komutanı ve İzmir vali vekili Nurettin Paşa ‘nın çalismalarinin İngilizleri rahatsız etmesi ve Paşanın İngilizlerin hükümete yaptıkları baskı sonucu görevinden alınması, cemiyetin faaliyetlerini büyük ölçüde aksatmıştır. Cemiyet, İzmir’in Yunanlılarca işgali öncesinde Reddi İlhak adını alarak, çalismalarini bu isimle yürütmüştür. 15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’e asker çikartmasi üzerine bölgede başlayan mahalli direniş,düzenli ordu kurulana kadar sürmüştür.

d)Vilâyet-ı Şarkiye Müdafaa-I Hukuk-u Millîye Cemiyeti:

Mondros Mütarekesi öncesinde ve sonrasında İtilaf Devletleri’nin Doğu Anadolu için tasarladıkları Ermenistan ve Kürdistan projelerine karşi, yöredeki Müslüman-Türk ahalinin haklarını savunmak gayesiyle 4 Aralık 1918 de İstanbul’da kurulmuştur. Kazım Karabekir ’in Erzurum’daki 15. Kolordu Komutanlığı görevine atanmasıyla cemiyetin faaliyetleri hız kazanmıştır. Cemiyet, Trabzon Muhafaza-I Hukuk Cemiyeti ile birlikte Erzurum Kongresini düzenlemiştir.

e)Trabzon Muhafaza-I Hukuk-u Milliye Cemiyeti:

Trabzonlu aydınlar tarafından, Karadeniz kıyılarında hak iddia eden Pontus Rumlarına karşi mücadele etmek gayesiyle kurulmuştur. Cemiyet Erzurum Kongresi sonrasında Vilâyet-ı Şarkiye Cemiyetine katılarak, faaliyetlerine devam etmiştir.

Anadolu’da bu şekilde düzensiz, dağınık ancak iyi niyetli çalismalarin yapıldığı günlerde Samsun’a çikan M. Kemal hemen çalismalara başlamış ve 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa ile sürekli olarak haberleşmiştir. M. Kemal Samsun’dan Harbiye Nezaretine gönderdiği ilk raporunda, bölgede karışıklıklara sebep olanların Türkler olmadığını , yörede yaşanan olaylara sebep verenlerin Pontus Rumları olduğu belirtilmiştir., 15 Mayıs 1919’da gerçekleştirilen İzmir’in Yunanlılarca işgalini haklı kılan hiçbir gerekçesi olmadığını, bu nedenlerle de bu olayın hükümet tarafından her platformda, özellikle İtilaf Devletleri nezrinde protesto edilmesi lazım geldiğini bildirmiştir. O’nun Anadolu’da ne yapmak istediği, bu ilk faaliyetlerinden ve yazışmalarından anlaşilmaktadır. Amacının kolaylıkla fark edileceğini anlayan M. Kemal , İngilizlerin yoğun bir biçimde bulunduğu Samsun’daki karargahını, Mayıs ayı sonunda Havza’ya taşimıştır.

M. Kemal’in Havza’daki , hatta bundan sonraki Anadolu’daki faaliyetlerin eksenini , yurdun her köşesini bir bütün haline getirerek, hep birlikte bir direnişi gerçekleştirebilme olmuştur. Bu amaçla O , Havza’dan Anadolu’daki askerî ve sivil yetkililere gönderdiği şifre telgraflarla yurdumuzdaki yabancı işgalini, düzenlenecek mitinglerle, protesto yürüyüşleriyle ve telgraflarıyla şiddetle kınaması istenmiştir. Ayrıca komutanlara gönderdiği telgraflarda, onlardan gayeye hizmet eden her türlü faaliyetin desteklenmesini, ancak toplum psikolojisinden doğabilecek taşkınlıklara da izin verilmemesi istemiştir. Bunun üzerine yurt genelinde pek çok miting tertip edilmiş ve protesto telgrafı çekilmistir. İstanbul mitinglerine ve M. Kemal’in Havza’daki çalismalarina yönelik ilk tepki, işgal kuvvetlerinin O’nu İstanbul’a geri çagirmasi şeklinde olmuştur.

Amasya Tamimi (Genelgesi) 21/22 Haziran 1919

M. Kemal o güne kadar Ordu Müfettişi sıfatıyla, kişisel ağırlığını ortaya koyarak hareket etmiştir. Ancak; bu sıfatın tehlikeye düşğünü görmektedir. Bu nedenle M. Kemal, kişisel olmaktan çikarip, halka mal etmek gerektiği inancındadır. Bu amaçla M. Kemal, esaslarını hazırladığı Amasya Tamimini 21/22 Haziran 1919 ‘da tüm ilgililere duyurmuştur. Bu tamimde özetle şu noktalara yer verilmektedir;

1)Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir.

2)İstanbul Hükümeti üzerine düşen sorumluluğun gereğini yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi aşağılanmış göstermektedir.

3)Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

4)Milletin içinde bulunduğu durumu anlatmak ve haklı sesini duyurmak için her türlü baskıdan uzak bir milli heyet kurulmalıdır.

5)Anadolu’nun her bakımdan en güvenilir yeri olan Sivas’ta bir milli kongrenin toplatılması kararlaştırılmıştır.

6)Bunun için bütün vilâyetlerin her sancağından, milletin güvenini kazanmış üç temsilcinin hemen yola çikmasi lâzımdır.

7)Her ihtimale karşi bunun bir milli sır olarak saklanması şarttır.

8)Doğu vilayetleri adına 10 Temmuz’da bir kongre toplanacaktır. Bu kongrenin delegeleri de Sivas’da ki genel kongreye katılacaktır.

 

Amasya Tamiminin Siyasi Açıdan Önemi

Amasya genelgesi ile Türk İnkılâbının ihtilal safhası su yüzüne çikmis, millet iradesi haksızlığa karşi bir isyan parolası olarak belirmiştir. Amasya Tamimi bir ihtilal beyannamesidir. Anadolu’da ihtilalin başladığını göstermektedir.

Amasya Tamimi, Anadolu’da kurtuluş hareketlerini tek elden düzenlemek yolunda milli bir birliğe yol açmış ve milli bir kongrenin toplanmasını öngörmüstür.Amasya Tamimi,yürütme yetkilerini kullanmak imkanını vermekle,Sivas’ta bir milli kongrenin toplatılmasını amaç edinmekle,İstanbul’daki merkezi hükümetin yerine geçmeyi öngörmüstür.Tamim aynı zamanda vatanın bütünlüğünü ve milletin istiklalini ele alması konusunda halkı isyana davet ettiği kadar,milletçe yapılacak işlerin hangi plan ve program doğrultusunda gerçekleştirileceğini göstermesi açısından da önemli bir belgedir.Amasya Tamimi’nin diğer bir önemli yanı ise,Türk milliyetçiliği akımını inkılâbın temel prensibi olarak değerlendirmesidir.Milliyetçilik Amasya Tamimi’nden itibaren Milli Mücadele’nin esası,özü,temel yapısı olmuş,milleti harekete geçiren,ona milli şuur ve vicdanının sesini duyuran politik tutumun hedeflerini göstermiştir.

 

AMASYA TAMİMİ’NİN HUKUKİ AÇIDAN ÖNEMI

İhtilal beyannamesi niteliği taşiyan Amasya Tamimi ile bir taraftan sultana karşi gelinerek,milli hakimiyet ilkesi ortaya atılmış,diğer taraftan da tehlikede olan bağımsızlığın kurtarılmasına çaba gösterilmiştir.Dolayısıyla Amasya Tamimi ile hem millet iradesi,hem de kayıtsız şartsız bağımsızlık ön plana çikartilmistir.Yani Amasya Tamimi , yeni Türk Devleti’nin kuruluşunu hazırlayan temel bir belgedir.Nitekim Amasya Tamimi ile birlikte İstanbul’a yollanan mektuplarda artık İstanbul’un Anadolu’ya egemen değil,bağımlı olmak zorunda olduğu belirtilmektedir.

AMASYA TAMİMİ’NİN SONUÇLARI

İstanbul’daki işgal kuvvetleri makamları,Anadolu’da gelişmekte olan ve Amasya Tamimi ile şuur kazanan gelişmeleri endişe ile izlediklerinden,bu hareketi söndürmek amacıyla M.Kemal’i İstanbul’a getirtmek için İstanbul Hükümetine baskıda bulunmuşlardır.İçişleri Bakanı Ali Kemal 23 Haziran 1919’da vali ve mutasarrıflara yolladığı gizli bir genelge ile M.Kemal’in azledildiğini,resmi hiçbir sıfatı kalmadığı için emirlerinin dinlenmemesi gerektiğini duyurmuştur.Amasya Tamimi kararlarının uygulanması işiyle bizzat komutanlar uğraştıkları için,İstanbul’un bu emrinin Anadolu’da dinlenmesi imkansızdı.Sonuçta İçişleri Bakanı Ali Kemal Bey istifa etmek zorunda kalmıştır.

Bu sıralarda M.Kemal,doğu illerindeki milli direnişi toparlamak ve Sivas Kongresi’nin ilk basamağını oluşturmak üzere Erzurum’a hareket etmiştir.O,Sivas’tan geçerken,İçişleri Bakanı’nın emri doğrultusunda kendisini görevinden alıkoymak için çalisan Elazığ Valisi Ali Galip ile görüşş ve O’nun bu girişimini önlemistir.M.Kemal Erzincan’dan geçerken Padişah’tan İstanbul’a geri dönmesi yönünde bir telgraf almış,ancak görevinden ayrılmayacağını İstanbul’a ileterek,zaman kazanmaya çalismistir.7/8 Temmuz 1919 gecesi M.Kemal Paşa’ya İstanbul’dan görevden alındığını bildiren emir ulaşmıştır.Bunun üzerine M.Kemal Harbiye Nezaretine hem görevinden,hem de askerlikten ayrıldığını bildiren cevabi telgrafını göndermiştir.M.Kemal’in en büyük kaygısı,tüm görev ve yetkilerini bırakmasının, başlattığı milli hareketin geleceğini tehlikeye sokmasıdır.Ancak M.Kemal Paşa’nın korktuğu olmamış,O’nun askerlik görevinden ayrılması hiçbir şeyi değiştirmemiş,başta K.Karabekir Paşa olmak üzere bütün komutanlar O’nun emri altına girmişlerdir.Bu gelişme M.Kemal’in milli hareketin lideri olarak ortaya çiktiginin göstergesidir.

ERZURUM KONGRESİ (23 Temmuz-7 Ağustos 1919)

Kongre,Vi layat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti’nin Erzurum şubesi ve Trabzon Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti’nin işbirliği ile düzenlenmiştir.Kararlaştırılan tarihten 13 gün sonra toplanabilmiştir.Gecikmesinin sebebi,kongreye katılmak üzere Erzurum’a gelmesi beklenen delegelerin zamanında gelememiş olmalarıdır.

3 Temmuz 1919 günü Erzurum’a gelen ve 7/8 Temmuz gecesi tüm yetkilerinden vazgeçen M.Kemal’in Erzurum Kongresine katılması ve başkanlığı konusunda muhalif görüşte olanlar vardır.Ancak bu problem,Erzurum’dan seçilmiş olan iki delegenin M.Kemal ve Rauf Orbay adına haklarından feragat etmeleri ile aşilmıştır.Böylece M.Kemal’in hukuken kongreye katılmasına engel oluşturacak bir durum kalmamıştır.54 üyenin katılımıyla 23 Temmuz günü çalismalarina başlayan kongrede M.Kemal,kongre başkanlığına seçilmiştir.Kongrede alınan başlıca kararlar şunlardır:

1-Milli sınırlar içinde vatan birbirinden ayrılmaz bir bütündür.

2-Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşi Osmanlı Hükümeti’nin dağılması halinde millet topyekun mücadele edecektir.

3-İstanbul Hükümeti vatanın bütünlüğünü koruyamadığı taktirde,bu amaca ulaşmak için Anadolu’da geçici bir hükümet kurulacaktır.

4-Milli kuvvetleri etkin ve milli iradeyi egemen kılmak esastır.

5-Hıristiyan azınlıklara siyasi hakimiyetimizi ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.

6-Manda ve himaye kabul edilemez.

7-Milli meclisin bir an önce toplanmasını ve hükümet işlerinin bu meclisin denetimi altında yürütülmesini sağlamak için çalisilacaktir.

Kongre alınan bu kararları uygulamak üzere,başkanlığına M. Kemal’in getirildiği 9 kişilik bir Temsil Heyeti oluşturarak çalismalarini tamamlamıştır.

 

ERZURUM KONGRESİ’NİN ÖNEMI VE SONUÇLARI

Doğu Anadolu bölgesinin kaderini görüşmek gayesi ile toplanan Erzurum Kongresi, memleketin bütününü ilgilendiren konularda kararlar alarak, Milli Mücadele’nin esas programını hazırlamıştır. Programın temel fikri kayıtsız şartsız bağımsızlık ve milli hakimiyettir. Kongrede vatan sınırları belirtilerek, vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı ilan edilmekle, emperyalistlere Türk’ün ata yurdunun işgal edilemeyeceği anlatılmak istenmiştir. Temsil heyetinin gerektiğinde bir hükümet gibi görev yapacağııklanarak, milli devletin yürütme organı olma çabasi ortaya konmuştur.

Erzurum Kongresi toplanışı itibariyle bölgesel bir kongre olmasına rağmen, aldığı kararlar açısından milli bir kongre niteliğindedir. Milli heyet tarafından gerçekleştirilecek daha sonraki girişimlerin (Sivas Kongresi ve TBMM’nin açılması) temelini Erzurum Kongresi oluşturmuştur.

Erzurum Kongresi kararları İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri’nce hoş karşilanmamıştır; çünkü onlara göre kongre bir ihtilal demektir. Milli egemenlikten söz etmek ve Mebuslar Meclisi’nin toplanmasını istemek İtilaf Devletleri’nin emellerini söndürecek tehlikeli bir gelişmedir. Bunun üzerine sadrazam Damat Ferit Paşa ihtilalin ele başisı saydığı M. Kemal ve Rauf Bey ile onlara yardım eden diğer bazı aydınların yakalanarak İstanbul’a teslim edilmesi için asker ve sivil yöneticilere 30 Temmuz’da yeni bir emir daha vermiştir. Ancak İstanbul Hükümeti’nin bu yeni girişimi de sonuçsuz kalmıştır. Aydınlar ve ordu M. Kemal Paşa’nın etrafında iyice kenetlenmişlerdir.

Erzurum Kongresi’ni takip eden günlerde M. Kemal’in amacı en kısa zamanda Anadolu’da milletin temsilcilerinden oluşan bir meclis toplamak ve bu meclisin kuracağı hükümet ile Milli Mücadele’yi bir merkezden yönetmektir. Bu nedenle M. Kemal Erzurum Kongresi’nin bu amaca hizmet etmesini istemiştir. Bu amaçla M. Kemal Erzurum Kongresi’ni Sivas Kongresi’ne bağlıyarak Milli Mücadele’ye ülke çapinda yaygınlık kazandırmıştır.

BALIKESİR VE ALAŞEHİR KONGRELERİ

Yunanlılar İzmir’e asker çikarip, Batı Anadolu’yu işgale başladıktan sonra Ege Bölgesi’nin yurt sever halkı kurdukları direnme örgütleriyle düşmana karşi koymaya başlamışlardır. Bu örgütleri bir araya getirip, düşmana karşi daha düzenli bir savunma gücü oluşturmak gayesiyle Balıkesir’de bir kongre düzenlenmiştir. 26-31 Temmuz 1919 tarihleri arasında gerçekleşen kongrede, tüm güçlerin birleştirilmesi, Yunanlılara karşi savaşmak üzere asker toplanması gibi önemli kararlar alınmıştır. Kongre padişaha bağlı kalınacağını bildirmiştir.

Erzurum Kongresi’nden sonra Batı Anadolu’da 16-25 Ağustos 1919 tarihleri arasında toplanan bir diğer kongre ise Alaşehir Kongresi’dir. Bu kongrede Erzurum ve Balıkesir Kongreleri’nin sonuçları tartışılmış, ölünceye kadar Yunanlılarla savaşma kararı alınmıştır.

SİVAS KONGRESİ (4-11 EYLÜL 1919)

Sivas Kongresi, memleketin en sıkıntılı günlerinde gerçek bir vatan aşkıyla her türlü tehlikeyi göze alarak M. Kemal Paşa’nın başkanlığında bir araya gelen 38 vatanseverin eseridir.

Sivas Kongresi’ni engelleme girişimleri: Sivas Kongresi’nin toplanışı sırasında da Erzurum Kongresi’nde olduğu gibi, İstanbul Hükümeti kongreyi engelleme çabalarını sürdürmüştür. Bu sebeple Ankara ve diğer bazı şehirlerden valilik baskısı ile delege seçtirilmemiştir. Bazı vilayetlerden seçilen delegeler de aynı baskı nedeniyle yola çikmaktan alı konulmuş ve kongreye katılamamışlardır.

Sivas Kongresi’nin toplanmaması için, Sivas’ta bulunan Fransızlar da Vali Reşit Paşa’ ya baskı yapmışlar ve kongrenin gerçekleşmesi halinde Sivas’ın işgal edilebileceği tehdidinde bulunmuşlardır. İngilizler de Samsun üzerinden Sivas’ı işgal edecekleri tehdidini savurmuşlardır.

İstanbul Hükümeti, Sivas Kongresi sırasında bütün gücüyle M. Kemal’i tevkife yönelmiştir. Anadolu’daki tüm valilere telgraf göndererek, M. Kemal’in tutuklanmasını istediği gibi, valiliklere yeni atamalar yaparak, bu isteğinin gerçekleşmesini sağlamaya çalismistir. Ancak İstanbul Hükümeti’nin ve İtilâf Devletleri’nin bütün bu girişimleri sonuçsuz kalmış, Sivas Kongresi 4 Eylül günü çalismalarina başlamıştır.

SİVAS KONGRESİ’NDE YAPILAN ÇALISMALAR

Sivas Kongresi sırasında üzerinde en çok tartışılan konu “manda” ve “himaye” meselesidir. Delegelerin önemli bir bölümü manda fikrine taraftar gözükmekte, ancak İngiltere’nin mi, yoksa Amerika’nın mı himayesinin sağlanması konusunda tereddüt yaşamaktadırlar. M. Kemal’e göre ise manda düşüncesi, tam bağımsızlık düşüncesiyle çelismektedir. Bu nedenle M. Kemal ve birkaç arkadaşi manda ve her çesit koruyuculuğu reddetmiş, kendilerini bazı üyeler de desteklemiştir. Sonunda Rauf Bey’ in Amerika’dan bir heyet çagrilmasi teklifi ile bu konudaki tartışmalar sona erdirilmiştir.

Kongrenin ilk üç günü söylevler, usul hakkında görüşmeler, bu kongrenin İttihat ve Terakki Cemiyeti ile bir ilgisi olmadığının yeminle kanıtlanması ile geçmiştir. Erzurum Kongresi kararları küçük bazı değişikliklerle bu kongrece de kabul edilmiştir.

SİVAS KONGRESİ KARARLARI:

Türk toprakları hiçbir sebeple birbirinden ayrılmaz bir bütündür.

Milli kuvvetleri etkin, milli iradeyi egemen kılmak esastır.

İşgale uğrayan yurt toprakları hep birlikte savunulacaktır.

Azınlıklara sosyal dengeyi bozacak ayrıcalıklar tanınamaz.

Ülkemize karşi istila emeli taşimayan herhangi bir devletin ekonomik yardımları memnuniyetle kabul edilecektir. Adil bir barışın yapılmasına çalisilacaktir.

Milli Meclis’ in derhal toplanması ve geleceğinin bu meclisin kontrolüne bırakılması şarttır.

Yurt sathındaki tüm Milli Cemiyetler, “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adı altında tek isim ve tek amaç etrafında birleştirilmiştir.

Kongrenin seçtiği Temsil Heyeti, Milli Meclis açılana dek işleri yürütecektir.

Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, köylere kadar teşkilatlanacaktır.

Bu kararlar bir süre sonra İstanbul Meclis-i Mebusan’ında “Milli Ahid” olarak onaylanmış ve Türk tarihine “Misak-ı Milli” olarak geçmiştir.

 

 

 

 

SİVAS KONGRESİ’NİN MİLLİ MÜCADELEDEKİ YERİ VE ÖNEMI:

Yurdun dört bir yanından gelen delegelerin katılımıyla toplanması ve yurdun bir bütün halinde kurtarılmasına yönelik kararlar almasıısından milli bir kongredir. İstanbul Hükümeti’nin Elazığ Valisi Ali Galip’ i Sivas Kongresi’ni basıp, kongreyi dağıtmakla görevlendirmesi, ancak bu olayın milli kuvvetlerce önlenmesi, bu olayın sorumlusu Damat Ferit Paşa hükümeti ile Anadolu’nun ilişkisinin kesilmesi sonucunu doğurmuştur. Anadolu ile mücadelede başarısız kalan Damat Ferit, İngilizler’ den de yüz bulamayarak istifa etmek zorunda kalmıştır. Damat Ferit hükümetinin yerine, 2 Ekim’ de milliyetçi bir kimlik taşiyan Ali Rıza Paşa hükümetinin kurulması, M. Kemal ve milli dava açısından bir zaferdir. Ali Rıza Paşa hükümeti ile birlikte, Anadolu’daki Milli Mücadele hareketi ile ilgili haberler artık İstanbul basınında yer almaya başlamıştır.

Sivas Kongresi’nde yeni Türk Devleti’nin iç ve dış politikasının esaslarını çizen Misak-ı Milli kararları tespit edilmiştir. Sivas Kongresi’ nden bir hafta sonra da M. Kemal, yeni bir Türk Devleti kurma kararında olduğunu ifade etmiştir. Dolayısıyla Sivas Kongresi yeni Türk Devleti’nin temellerinin atılmasıısından önemlidir.

Sivas Kongresi ile Milli Mücadele hareketi Türk Milletine mâl edilmiş, Milli Mücadele fikri yurt sathına yayılmıştır. Sivas Kongresi ile M. Kemal, milli hareketin tartışmasız lideri olmuştur.

Sivas Kongresi yabancı işgaline karşi konulaca