OSYM KPSS : Kamu Personeli Seçme Sınavı

Kpss Kpds Kamu Memur Sınav Sonuçları, Sınav Soruları, Genel Kültür, Kamu Yönetimi, Eğitim Bilimleri

Asides


Toplist

Haberler

TİCARİ KAZANÇLARIN VERGİLENDİRİLMESİ REHBERİ

May 22nd, 2006 by osym kpss

TİCARİ KAZANÇLARIN VERGİLENDİRİLMESİ REHBERİ

(BASİT USUL – GERÇEK USUL)

1.GİRİŞ:

Bu rehber, gelir unsurlarından ticari kazancın elde edilmesi, hesaplanması, diğer gelir unsurları ile bir arada değerlendirilmesi ve yıllık beyannameye aktarılması konusunda ilgili mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.

Bu rehberde, gerçek usulde gelir vergisine tabi mükellefler ile basit usulde gelir vergisine tabi mükelleflerin 2005 takvim yılı gelirlerine ait yıllık gelir vergisi beyannamelerinin doldurulmasında geçerli olan had ve tutarlar dikkate alınmıştır.

2. GELİR VERGİSİNİN KONUSU

Gelir Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde gerçek kişilerin gelirlerinin gelir vergisine tabi olduğu belirtildikten sonra gelirin, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olduğu açıklanmıştır. Kanunun 2 nci maddesinde ise “gelire giren” kazanç ve iratlar aşağıdaki şekilde sıralanmıştır.

1.Ticari kazançlar, (GVK. Md.37)

2.Zirai kazançlar, (GVK. Md.52)

3.Ücretler, (GVK. Md.61)

4.Serbest meslek kazançları, (GVK. Md.65)

5.Gayrimenkul sermaye iratları, (GVK. Md.70)

6.Menkul sermaye iratları, (GVK. Md.75)

7.Diğer kazanç ve iratlar. (GVK. Md.80)

Geniş Anlamda Gelir: bir kimsenin belli bir dönemde yaptığı tüketim toplamına o dönem içinde varlığında meydana gelen artışın eklenmesi suretiyle bulunan meblağdır.

Kazanç: Yalnız emekten veya emek ile sermayenin birleşmesinden elde edilen hasılattır. Bunlar; ücretler, ticari ve zirai kazanç, serbest meslek kazancı, sair kazanç ve iratlardır.

İrad: Nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerler ile mal ve hakların karşilığında elde edilen gelirlerdir. Bunlar; menkul ve gayrimenkul sermayeden elde edilen hasılatlardır.

Kanunun bu gruplara girecek gelir unsurları ile ilgili hükümlerinin sınırlandırıcı niteliği ağırlık taşimaktadır. Bu maddedeki gelir unsurlarından hiçbirisine girmesi mümkün olmayan gelir unsurları vergiye tabi tutulmamaktadır. Bir gelirin vergiye tabi tutulması için, Kanundaki 7 gelir unsurundan birine girmesi, ferdin sosyal hasılanın oluşumuna katkısı karşilığında elde edilmiş olması gerekmektedir.

3. GELİR VERGİSİNİN ESASLARI
3.1. Şahsi Olması: Gelir vergisi bakımından gerçek kişi, Medeni Kanun hükümleri (Md.28) çerçevesinde şahsiyet sahibi yani hak ve borçlara ehil olan insandır. Gerçek kişi bakımından medeni ehliyet veya yaşin gelir vergisine etkisi yoktur.

3.2. Yıllık Olması: Vergilemede gerçek kişiye ait olan gelirin bir yıllık tutarı gözönüne alınır. Bir yıllık dönemden takvim yılının anlaşilmasıılı, 1 Ocakta başlayıp 31 Aralıkta sona eren 12 aylık dönemdir. Faaliyetin kıst dönem olması bu durumu değiştirmez. Bir yıla ilişkin beyanname ertesi yılın Mart ayının onbeşinci günü akşamına kadar (geliri sadece basit usulde tespit edilen ticari kazançlardan ibaret olanlar için Şubat ayının onbeşinci günü akşamına kadar) verilmektedir. Bu hükmün istisnası ölüm ve memleketi terk halleridir. Gelir Vergisi Kanununun 92 nci maddesi hükmü uyarınca; takvim yılı içerisinde memleketi terk edenlerin beyannameleri memleketi terke tekaddüm eden 15 gün, ölüm halinde ise ölüm tarihinden itibaren 4 ay içerisinde verilmektedir. gerekir. Takvim y

Örnek: Tuhafiyecilik faaliyeti ile uğraşan Bay (B) 15 Şubat 2005 tarihinde ölmüstür. Mükellefin 2004 ve 2005 takvim yılı yıllık gelir vergisi beyannameleri adı geçenin varisleri tarafından ölüm tarihini izleyen 4 ay içerisinde (15 Haziran 2005 tarihine kadar) verilmesi gerekmektedir.

3.3. Safi Olması: Bir gelirin elde edilmesi ve kaynağının idamesi için yapılan giderlerin indirilmesinden sonra kalan tutardır. Her gelir unsuru itibarıyla indirilecek giderler Gelir Vergisi Kanununda ayrı ayrı belirtilmiştir.

3.4. Gerçek Olması: Gerçek gelirden kasıt, vergilemenin bazı belirtilere göre değil mükelleflerin gerçekten elde etmiş olduğu gelir üzerinden yapılmasıdır.

3.5. Genel Olması: Bir takvim yılı içinde gerçek kişiler tarafından elde edilen kazanç ve iratların tamamının toplanarak vergilendirilmesidir.

3.6. Elde Edilmiş Olması: Elde etme vergiyi doğuran olaydır. Gelir fiilen veya hukuken bir kişinin tasarruf edebildiği zaman elde edilmiş sayılır. Gelirin elde edilmesiyle vergiyi doğuran olay ortaya çikar.

Gelir Vergisi Kanununda gelirin elde edilmesi “tahakkuk” ve “tahsil” esasına bağlanmıştır.

Tahakkuk Esası: Mahiyet ve tutarı itibarıyla hukuken o gelirin sahibi tarafından talep edilebilir olmasıdır.

Hukuki Tasarruf: Sahibinin gelir üzerinde talepte bulunma hakkının doğuşunu ifade eder.

Ekonomik Tasarruf: Ödemeyi yapacak olan tarafından gelirin sahibinin emrine amade kılınmasıdır. Talep edilebilir hale gelmesidir. Hukuki tasarruftan sonra ekonomik tasarruf gelir. Hukuki ve ekonomik tasarruf birlikte değerlendirilir.

Fiili Tasarruf (Tahsil Esası): Gelirin sahibinin mal varlığına dahil olmasını ifade eder.

4. GELİR VERGİSİNİN MÜKELLEFİ
Mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek veya tüzel kişidir. Gelir Vergisi Kanunu, gelir vergisi mükelleflerini tam mükellef ve dar mükellef olmak üzere ikiye ayırmıştır.

Tam Mükellefiyet; Tam mükellef sayılan gerçek kişiler, Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilirler. (GVK. Md.3)

Dar Mükellefiyet; Türkiye’de yerleşmiş olmayan gerçek kişiler sadece Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirilirler. (GVK. Md.6)

4.1.Tam Mükellefiyet Esası

Gelir vergisi şahsa bağlı bir vergidir. Verginin mükellefi gerçek kişilerdir. Tam mükellefiyet şahsı esas alır. Mükellefiyeti Devletin egemen olduğu saha içerisinde tespit etmek gerekir.

Ancak, mükerrer vergilendirmeyi önlemek amacıyla yabancı ülkelerde, elde edilen kazanç ve iratlardan mahallinde ödedikleri benzeri vergiler, Türkiye’de tarh edilen gelir vergisinin yabancı ülkelerde elde edilen kazanç ve iratlara isabet eden kısmından indirilir. (GVK. Md.123)

Gelir Vergisi Kanununun 3. maddesine göre Türkiye’de yerleşmiş olanlar tam mükellefiyete tabidirler. Bir gerçek kişinin Türkiye’de yerleşmişılması için, ikametgahının Türkiye’de bulunması veya bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturması gerekir. Ancak, geçici ayrılmalar bu süreyi etkilemez. (GVK. Md.4) say

Türkiye’de yerleşmenin bir ölçüsü olan ikametgah, Medeni Kanunun 19. maddesine göre, bir kimsenin yerleşmek niyetiyle oturduğu yerdir. Uyruğu ne olursa olsun bir gerçek kişinin Türkiye’de yerleşme maksadıyla bir ikametgahı saptandığı takdirde ayrıca başka nitelik ve koşullar aranmaksızın, bu gerçek kişi Türkiye’de yerleşmiş sayılacaktır.

Aşağıda yazılı gerçek kişiler Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilirler. (GVK. Md.3)

1. Türkiye’de yerleşmiş olanlar.

2. Resmi daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye’de bulunan teşekkül ve teşebbüslere bağlı olup, adı geçen daire, müessese, teşekkül ve teşebbüslerin işleri dolayısıyla yabancı memleketlerde oturan Türk vatandaşları (Bu gibilerden bulundukları memleketlerde elde ettikleri kazanç ve iratları dolayısıyla gelir vergisine veya benzeri bir vergiye tabi tutulmuş bulunanlar mezkur kazanç ve iratları üzerinden ayrıca vergilendirilmezler.)

4.1.1. Türkiye’de Yerleşme

1. İkametgahı Türkiye’de bulunanlar (İkametgah, Türk Medeni Kanununun 19 uncu ve müteakip maddelerinde yazılı olan yerlerdir),

2. Bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar (Geçici ayrılmalar Türkiye’de oturma süresini kesmez.).

Örnek: Alman vatandaşı Bay (Y), 2004 Aralık ayında Türkiye’ye gelmiş ve 2005 Mayıs ayında Türkiye’den ayrılmıştır. Bay (Y), bir takvim yılıı aydan fazla oturmadığı için dar mükellefiyet esasına göre vergilendirilecektir. içinde Türkiye’de alt

Örnek: Aynı Alman vatandaşi eğer Türkiye’de ikamet etse ve yukarıdaki sürelerle bağlı kalarak Türkiye’den ayrılsaydı, ikametgahı Türkiye’de olduğu için tam mükellefiyet esasına göre vergilendirilecekti.

4.1.2. Yerleşme Sayılmayan Haller

Aşağıda yazılı yabancılar memlekette altı aydan fazla kalsalar dahi, Türkiye’de yerleşmiş sayılmazlar: (GVK. Md.5)

1. Belli ve geçici görev veya iş için Türkiye’ye gelen iş, ilim ve fen adamları, uzmanlar, memurlar, basın ve yayın muhabirleri ve durumlarığer kimselerle tahsil, tedavi, istirahat veya seyahat maksadıyla gelenler, bunlara benzeyen di

2. Tutukluluk, hükümlülük veya hastalık gibi elde olmayan sebeplerle Türkiye’de alıkonulmuş veya kalmış olanlar.

4.2. Dar Mükellefiyet Esası

Türkiye’de yerleşmiş sayılmayan gerçek kişiler dar mükellefiyet esasında vergilendirilirler. Dar mükellef sayılan gerçek kişiler, sadece Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirilirler. (GVK.Md.6)

Dar mükellefiyette gelirden hareket edilir. Yurt dışında çalisan Türk işçileri dar mükellef kapsamında değerlendirilmektedir.

Örnek: Belçika vatandaşı olan Bay (D) Türkiye’ye gezi maksadıyla gelmiş arızi kazanç elde etmiştir. Bay (D) dar mükellef kapsamında değerlendirilerek sadece elde ettiği arızi kazancını beyan edecektir. Bay (D)’nin elde ettiği kazanç için bu kazancın iktisap edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde faaliyetin yapıldığı yerin vergi dairesine münferit beyanname vermesi ve bu sürede söz konusu vergiyi ödemesi gerekmektedir.
5. TİCARİ FAALİYET ve TİCARİ KAZANCIN TANIMI

Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde; “her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır” denilmektedir.

Ancak, GVK`da ticari ve sınai faaliyetlerin neler olduğu tanımlanmamış, sadece genel bir kapsam belirtilmiştir. Söz konusu kavramlara açıklık getirmek amacıyla Türk Ticaret Kanunundan (TTK) yararlanılmaktadır.

TTK`nun 3 üncü maddesinde “ticari işler” başlığı altında; “ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer bir müesseseyi ilgilendiren muamele, fiil ve işlerin ticari işler” olduğu belirtilmekte, ayrıca aynı Kanunun 11 inci maddesinde; “ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler ticari işletme sayılır” denilmektedir.

5.1. Ticari Faaliyetin Kapsamı

GVK`nun 37 nci maddesinde 7 bent halinde sayılan ticari faaliyetten elde edilen kazançların ticari kazanç olduğu belirtilmiştir.

Bunlar;

1. Maden, taş ve kireç ocakları, kum ve çakil istihsal yerleri ile tuğla ve kiremit harmanlarının işletilmesinden;
2. Coberlik işlerinden (Coberlik; borsaya kayıtlı olarak ve kendi nam ve hesabına hisse senedi ve tahvil alım satımı yapılmasıdır);
3. Özel okul ve hastanelerle benzeri yerlerin işletilmesinden;
4. Gayrimenkullerin alım satım ve inşa işleriyle devamlı olarak uğraşanların bu işlerinden;
5. Kendi nam ve hesaplarına menkul kıymet alım-satımı ile devamlı olarak uğraşanların bu faaliyetlerinden;
6. Satın alınan veya trampa suretiyle iktisap olunan arazinin iktisap tarihinden itibaren 5 yıl içinde parsellenerek bu müddet içinde veya daha sonraki yıllarda kısmen veya tamamen satılmasından elde edilen kazançlar;
7. Diş protezciliğinden elde edilen kazançlar.

Ayrıca, kollektif ortaklıklarda ortakların, adi veya eshamlı komandit ortaklıklarda komandite ortakların, ortaklık karından aldıkları paylar şahsi ticari kazanç hükmündedir.

5.2. Ticari Faaliyetin Özellikleri

Bir faaliyetin ticari faaliyet olarak değerlendirilebilmesi için taşiması gereken bazı özellikler bulunmaktadır. Bunlar;

§ Emek-Sermaye Özelliği,
§ Devamlılık Özelligi,
§ Organizasyon Özelligi,
§ Hacim Özelligi,
§ Gelir ve Kazanç Elde Etme Özelligi.

Emek-Sermaye Özelliği

Ticari faaliyet sermaye ve emek organizasyonuna dayanmaktadır. Yapılan bir faaliyetin ticari faaliyet olarak değerlendirilmesi için öncelikle söz konusu faaliyetin ifasının sermaye ve emeğe dayanıyor olması gerekmektedir. Sadece sermayeye bağlı olarak doğan gelir unsurları, menkul sermaye iradı ve gayrimenkul sermaye iradı; emeğe bağlı olarak doğan gelir unsurları, ücret ve serbest meslek kazancı olup, ticari ve zirai kazançlar emek ve sermaye karışımı bir kaynağa bağlı olarak doğar.

Devamlılık Özelligi

Yapılan faaliyetin ticari faaliyet olarak kabul edilebilmesi için faaliyetin devamlı olması gerekmektedir. Devamlılığın tespitinde devamlılık kasıt ve niyetinin bulunması yeterli bir unsurdur.

Arızi olarak yapılan bir faaliyet ise ticari faaliyet değil diğer kazanç ve iratlar olarak değerlendirilecektir. Ayrıca, bir takvim yılı içerisinde birden fazla tekrarlanan veya birden fazla takvim yılında tekrarlanan işlemlerde de devamlılık kasıt ve niyetinin olduğu varsayılacaktır.

Organizasyon Özelliği

Gerçek kişiler tarafından yürütülen faaliyetler sonucu elde edilen gelirlerin ticari kazanç olarak değerlendirilmesi için söz konusu gelir getirici faaliyetlerin bir organizasyon dahilinde yapılmış olması gerekmektedir. Organizasyonun varlığı bazı emarelerin gerçekleşmesine bağlıdır. Bunlar;

§ İşyeri açma,
§ İşçi çalistirilmasi,
§ Ticaret siciline kaydolunması,

ve benzeri emarelerdir.

Hacim Özelliği

TTK`nun 13 üncü maddesinde; “Aşağıdaki işleri görmek üzere açılan bir müessesenin işlerinin hacim ve ehemmiyeti ticari bir müesseseyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyetini verdiği takdirde bu müessese de ticari işletme sayılır.” denilmektedir.

Bir müessesenin, yukarıda yer alan madde hükmü uyarınca ticari ve sınai bir müessese şekil ve mahiyetinde olup olmadığının tespit edilebilmesi için bazı kıstaslardan yararlanılmaktadır.

Bunlar;

§ Gelir getirici faaliyetin devamı için işyerinin, deposunun ve hizmet yerinin olması,
§ Söz konusu faaliyetin ticaret ünvani altında yapılması,
§ Ticari yardımcılardan yararlanılması,
§ Ticari amaçlı haberleşmenin kullanılması,
§ Reklam yapılması,
§ Tabela alınması.

Gelir ve Kazanç Elde Etme Özelliği

Bir müesseseye ticari olma özelliği veren en önemli ölçütlerden biri de organizasyonu kuran kişi veya kişilerin bir gelir ve kazanç elde etme kasıt ve niyetiyle hareket etmesidir. Böyle bir gaye yoksa ticari faaliyetten bahsedilemez.
5.3. Ticari Kazancın Elde Edilmesi

Ticari kazancın elde edilmesi, “tahakkuk” esasına bağlanmıştır. Elde etmenin gerçekleşmesi için, ticari işlemin eksiksiz olarak yerine getirilmişı gerekir. Kısaca, mükellefin ticari kazancının tespitinde, sadece tahsil edilen gelirleri anlamamak gerekir. Gelirin miktar ve mahiyet itibarıyla kesinleşmesi, alacaklıları açısından, tahakkukun gerçekleştiğini ifade eder. Bu durumda vergiyi doğuran olay da ortaya çikmis sayılır. olmas

Gayrimenkul satışlarında satış aktinin yapılması ve satılan gayrimenkulün alıcıya teslimi (ekonomik tasarrufun alıcıya bırakılması) ticari kazancın tahakkuk esasında elde edilmesi için yeterli sayılmaktadır. Gayrimenkul satışı, tapu siciline tescile bağlı olmaksızın, mahiyet ve tutar itibarıyla kesinleşmektedir. Dolayısıyla satıştan doğan gelirin, satış aktinin yapıldığı ve gayrimenkulün alıcıya teslim edildiği hesap dönemi ticari kazancına dahil edilerek beyan edilmesi gerekmektedir.
5.4. Şahıs Şirketlerinin Gelir Vergisi Karşisındaki Durumu

Şirket ortaklarının gelir vergisi karşisındaki durumları, ortağı bulundukları şirketin, şahıs ya da sermaye şirketi olmasına göre farklılık gösterir.

Sermaye şirketleri ile kooperatifler, iktisadi kamu müesseseleri, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş ortaklıkları, Gelir Vergisi Kanunu kapsamı dışında bırakılmışlardır. Bunların sağladıkları kazançlar “kurum kazancı” olarak kurumlar vergisine tabi tutulmuştur. (İşığında mükellefiyet şekli ortakların isteğine bırakılmıştır.) ortakl

Şahıs Şirketleri

a) Adi Şirketler,
b) Kollektif Şirketler,
c) Adi Komandit Şirketler.

GVK`nun 37 nci maddesinde kollektif şirketlerde ortakların, adi ve eshamlı komandit şirketlerde komandite ortakların, ortaklık karından aldıkları payların da GVK`nun 66 ncı madde hükmü (serbest meslek faaliyetinde bulunan kollektif ve adi şirketlerde ortaklar, adi komandit şirketlerde komanditeler bu işleri dolayısıyla serbest meslek erbabı sayılırlar) saklı kalmak şartı ile şahsi ticari kazanç hükmünde olduğu belirtilmiştir.

Ayrıca, şahıs şirketlerinin ortakları gelir vergisi mükellefi olmalarına rağmen, katma değer vergisi ve gelir vergisi stopajı açısından ortaklık sorumlu tutulmaktadır.

Adi Şirketler

Adi şirketler; Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, birden fazla gerçek kişinin ortak bir amaca erişmek için bir araya gelmeleri ile ortaya çıkar ve TTK`da düzenlenmiş bulunan ticaret şirketlerinin niteliklerini haiz olmayan, bununla beraber özel kanunla kurulmuş olmayan şirketlerdir.

Ticari faaliyette bulunan adi ortaklıklarda ortakların payına düşen kazançlar ayrı ayrı ticari kazanç sayılmıştır. Ortaklar kendi paylarına düşen karlarını ayrı ayrı beyan etmek zorundadırlar.

Adi ortaklıklarda ortaklar, basit usulde gelir vergisine tabi olabileceği gibi ikinci sınıf tüccar olarak işletme hesabı defteri veya birinci sınıf tüccar olarak bilanço esasına göre de defter tutabilirler.

Kollektif Şirketler

TTK`nun 153 üncü maddesinde hüküm altına alınan kollektif şirket, gerçek kişilerin ortak olabildiği ve üçüncü şahıslara karşi şirket borçlarından dolayı ortaklarının sınırsız sorumlu olduğu şirketlerdir.

Kollektif şirketlerin özellikleri:

§ Ticari bir işletmenin işletilme maksadının olması,
§ Bir ticaret ünvaninin bulunması,
§ Ortakların gerçek kişilerden oluşması,
§ Şirket ortaklarına karşi ortakların sınırsız sorumlu olması.

Kollektif şirketler, tüzel kişiliğe sahip ayrı varlıklar olmalarına rağmen gelir vergisi yönünden bu tüzel kişilik dikkate alınmamış, doğrudan doğruya şirketin ortağı olan gerçek kişiler vergiye muhatap tutulmuşlardır. Bu bakımdan, Gelir Vergisi Kanunu karşisında, kollektif şirket ortağının kişisel teşebbüs sahibi olan mükelleflerden farkı yoktur.

Vergi Usul Kanunu, kollektif şirketleri birinci sınıf tüccar saymış bulunduğundan, bunlar iş hacmi ve sair hususlara bakılmaksızın bilanço usulüne göre defter tutmak zorundadırlar. Ayrıca, şirket ortaklarının aldıkları kar payları ticari kazanç sayılmaktadır.

Adi Komandit Şirketler

TTK`nun 243 üncü maddesinde düzenlenmiş olan adi komandit şirketler “ticari bir işletmeyi bir ticaret ünvanı altında işletmek maksadıyla kurulan ve şirket alacaklılarına karşi ortaklardan bir veya bir kaçının sorumluluğu sınırlandırılmamış ve diğer ortak veya ortaklarının sorumluluğu koydukları sermaye ile sınırlandırılmış olan şirket komandit şirkettir.”

Sınırsız sorumlu ortaklar komandite ortak, koydukları sermaye ile sınırlı sorumlu olan ortaklar ise komanditer ortak olarak adlandırılırlar.

Komanditer ortakların şirket kazancından aldıkları pay, vergisi tevkif suretiyle alınmamış menkul sermaye iradı, komandite ortakların payı ise ticari kazançtır.

Kollektif şirketler gibi adi komandit şirketlerde birinci sınıf tüccar sıfatıyla bilanço esasına göre defter tutarlar ve tarımsal faaliyette bulunsalar dahi kazancın saptanmasında, GVK`nun ticari kazançlara ilişkin hükümlerine tabi olurlar.
6. TİCARİ KAZANCIN TESPİT ŞEKİLLERİ

Ticari kazanç elde eden mükellefler Gelir Vergisi Kanununa göre iki gruba ayrılırlar,

§ Esnaf muaflığından yararlanan ve gelir vergisine tabi olmayanlar.
§ Esnaf muaflığından yararlanmayan ve gelir vergisine tabi olanlar.

Gelir vergisine tabi olan ticaret ve sanat erbabı ise kazancın tespit usulü bakımından ikiye ayrılmaktadır.

Basit usulde gelir vergisine tabi olanlar,
· Gerçek usulde gelir vergisine tabi olanlar.

Basit usulde vergilendirme, gerçek usulde vergilendirmeye göre bir takım avantajlara sahiptir.
Basit usulde vergilendirmenin sağladığı bazı avantajlar şunlardır.

Defter tutulmamaktadır,
- Vergi Tevkifatı yapılmamakta ve muhtasar beyanname verilmemektedir,
- Geçici vergi ödenmemektedir,
- Alınan ve verilen belgelerin kayıtları mükelleflerin bağlı oldukları meslek odalarındaki bürolarda tutulmaktadır. Ancak, isteyen mükellefler kayıtlarını hiçbir yerden izin almadan kendileri tutabilecekleri gibi meslek mensuplarına da tutturabilmektedirler,
- Basit Usulde vergilendirilen mükelleflerin teslim ve hizmetleri katma değer vergisinden istisna tutulmuştur,
- Ticari kazancın tespitinde amortismana tabi iktisadi kıymet alışları ve satışları dikkate alınmamaktadır.

6.1. Basit Usulde Vergileme

6.1.1. Kimler Basit Usulde Vergilendirilecektir

Gelir Vergisi Kanununun 46 ncı maddesine göre; 47 ve 48 inci maddelerinde yazılı şartları topluca haiz olanların ticari kazançları basit usulde tespit olunur.

Gelir Vergisi Kanununun 51 inci maddesinde yazılı faaliyetlerde bulunanlar, basit usulün şartlarını taşisalar dahi basit usulde vergilendirmeden yararlanamazlar.

6.1.2. Basit Usule Tabi Olmanın Şartları

§ Genel şartlar
§ Özel şartlar

Basit Usule Tabi Olmanın Genel Şartları

GVK`nun 47 nci maddesinde basit usule tabi olmanın genel şartları belirtilmiştir.

Bunlar;

1. Kendi işinde bilfiil çalışmak veya bulunmak, (işinde yardımcı işçi ve çirak kullanmak, seyahat, hastalık, ihtiyarlık, askerlik, tutukluluk ve hükümlülük gibi zaruri ayrılmalar dolayısıyla geçici olarak bilfiil işinin başinda bulunmamak bu şartı bozmaz. Ölüm halinde, iş sahibinin dul eşi veya küçük çocuklari namına işe devam olunduğu takdirde, bunların bilfiil işin başinda bulunup bulunmamalarına bakılmaz.)

2. İşyeri mülkiyetinin iş sahibine ait olması halinde, emsal kira bedeli, kiralanmış olması halinde, yıllık kira bedeli toplamı büyükşehir belediye sınırları içinde (01.01.2005 tarihinden itibaren 3.200 YTL, 01.01.2006 tarihinden itibaren 3.500 YTL.) diğer yerlerde (01.01.2005 tarihinden itibaren 2.300 YTL. 01.01.2006 tarihinden itibaren 2.500 YTL.) yi aşmaması.

3. Ticari, zirai veya mesleki faaliyetler dolayısıyla gerçek usulde gelir vergisine tabi olmamak.

Basit Usule Tabi Olmanın Özel Şartları

GVK`nun 48 inci maddesinde basit usule tabi olmanın genel şartları belirtilmiştir.

Bunlar;

1.Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satanların yıllık alımları tutarının (01.01.2005 tarihinden itibaren 47.000 YTL, 01.01.2006 tarihinden itibaren 50.000 YTL.) veya yıllık satışları tutarının (01.01.2005 tarihinden itibaren 66.000 YTL, 01.01.2006 tarihinden itibaren 72.000 YTL.) yi aşmaması.

2.(1) numaralı bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşanların bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatının, (01.01.2005

1. tarihinden itibaren 23.000 YTL, 01.01.2006 tarihinden itibaren 25.000 YTL.) yi aşmaması.
2. (1) ve (2) numaralı bentlerde yazılı işlerin birlikte yapılması halinde, yıllık satış tutarı ile iş hasılatı toplamının (01.01.2005 tarihinden itibaren 47.000 YTL, 01.01.2006 tarihinden itibaren 50.000 YTL.) yi aşmaması.

Milli piyango bileti, akaryakıt, şeker ve bunlar gibi kar hadleri emsallerine nazaran bariz şekilde düşük olarak tespit edilmiş bulunan emtia için, bu maddenin (1) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı hadler yerine ilgili bakanlıkların mütalaası alınmak suretiyle, Maliye Bakanlığı’nca belirlenecek alım satım hadleri uygulanır.

Yukarıda yer alan maddelerin ticaretini yapanların 2005 yılında basit usulden yararlanmaları için alış satış ve hasılat hadleri 28 seri Nolu Gelir Vergisi sirküleri, 2006 yılında basit usulden yararlanmaları için alış satış ve hasılat hadleri 41 ve 43 Nolu Gelir Vergisi sirküleri ile belirlenmiştir.

6.1.3. Basit Usulden Yararlanamayacak Olanlar

GVK`nun 51 inci maddesine göre aşağıda yazılı olanlar, basit usulden faydalanamazlar:

1. Kollektif şirket ortakları ile, komandit şirketlerin komandite ortakları;
2. İkrazat işleriyle uğraşanlar;
3. Sarraflar ile kıymetli maden ve mücevherat alım satımı ile uğraşanlar;
4. GVK`nun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan kişi ve kurumlara karşi inşaat ve onarma işini taahhüt edenler ile bu mükelleflere karşi derece derece taahhütte bulunanlar;
5. Sigorta prodüktörleri;
6. Her türlü ilan ve reklam işleriyle uğraşanlar veya bu işlere tavassut edenler;
7. Gayrimenkul ve gemi alım satımı ile uğraşanlar;
8. Tavassut işi yapanlar (dayıbaşilar hariç);
9. Maden işletmeleri, taş ve kireç ocakları, kum ve çakil istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları işletenler;
10. Şehirlerarası yük ve yolcu taşimacılığı yapanlar ile treyler, çekici ve benzerlerinin sahip veya işleticileri, (Yapısı itibarıyla sürücüsünden başka on dört ve daha aşağı oturma yeri olan ve insan taşimaya mahsus motorlu kara taşitları ile yolcu taşiyanlar hariç);
11. Maliye Bakanlığınca teklif edilen ve Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan iş grupları, sektörler, il ve ilçeler, büyükşehir belediyeleri dahil olmak üzere il ve ilçelerin belediye sınırları (mücavir alanlar dahil), belediyelerin nüfusları, yöreler itibarıyla veya sabit bir işyerinde faaliyette bulunulup bulunulmadığına göre gerçek usulde vergilendirilmesi gerekli görülenler.

Bu yetkiye istinaden çıkarılan 8/5521 sayılı, 92/2683 sayılı ve 95/6430 sayılı Bakanlar Kurulu Kararları ile bir kısım mükellefler gerçek usulde vergilendirilme kapsamına alınmıştır.

Bakanlar Kurulu Kararları İle Gerçek Usule Alınan Mükellefler

§ 95/6430 Sayılı BKK İle Gerçek Usulde Vergilendirme Kapsamına Alınan Mükellefler

Gelir Vergisi Kanununun 51 inci maddesinin Bakanlar Kurulu’na verdiği yetkiye istinaden yayımlanan 95/6430 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile büyükşehir belediyesi olan illerin (Erzurum, Diyarbakır ve Sakarya ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisine alınan yerlerden, yeni bağlanan mahallelerle birlikte 2000 yılı genel nüfus sayımındaki nüfusu 30.000’den az olan yerler hariç) mücavir alan sınırları dahil olmak üzere büyükşehir belediye sınırları içinde aşağıda belirtilen faaliyetleri yapan mükellefler, 01.05.1995 tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirilme kapsamına alınmıştır.

a) Her türlü emtia imalatı ile uğraşanlar,
b) Her türlü emtia alım-satımı ile uğraşanlar,
c) İnşaat ile ilgili her türlü işlerle uğraşanlar,
d) Motorlu taşitların her türlü bakım ve onarım işleriyle uğraşanlar,
e) Lokanta ve benzeri hizmet işletmelerini işletenler,
f) Eğlence ve istirahat yerlerini işletenler.

Bu mükellefler, basit usulden yararlanmaya ilişkin genel ve özel şartları taşiyıp taşimadıklarına bakılmaksızın gerçek usulde vergilendirileceklerdir.

Ancak, Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinde yer alan esnaf muaflığına ilişkin şartları topluca taşiyanlar, 95/6430 sayılı kararname kapsamına girmediklerinden, esnaf muaflığından yararlanabilmektedirler.

Bu kararın uygulanmasında, mükelleflerin faaliyette bulundukları yörelerin ekonomik özellikleri, işyerlerinin durumu ve iş hacimleri de dikkate alınmaktadır.

2004/8269 sayılı kararname ile yapılan değişiklik sonucu, 5216 sayılı kanun ile büyükşehir belediye sınırları içine alınan yerlerden nüfusu 30.000’den az olan yerlerde yukarıda sayılan işlerle uğraşan mükellefler basit usulde vergilendirilmeye devam edeceklerdir.

Diğer yandan, büyükşehir belediye sınırları içine talebe bağlı olarak alınan köylerin bir ilçe veya ilk kademe belediyesine katılımıyla 30.000’den az nüfuslu olan bu yerlerin nüfusunun 30.000’in üzerine çikmasi halinde, bu yerlerde 95/6430 sayılı kararnamede belirtilen faaliyetlerde bulunan ve basit usulde vergilendirilen mükellefler basit usule tabi olmanın şartlarını kaybederler. İzleyen takvim yılı başindan itibaren gerçek usulde vergilendirilirler.

§ 8/5521 Sayılı BKK İle Gerçek Usulde Vergilendirme Kapsamına Alınan Mükellefler

Zirai mahsul satın alarak bu mahsulleri kısmen veya tamamen tüketici dışında kalanlara satan ticaret erbabı 8/5521 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 01.01.1983 tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirme kapsamına alınmışlardır.
Canlı hayvan alım-satımı faaliyeti anılan kararname kapsamında değerlendirildiğinden, bu şekilde faaliyette bulunan mükellefler gerçek usulde vergilendirilecektir.

Zirai mahsulün toptancı hallerinden veya ticari faaliyette bulunan sebze komisyoncularından sonraki teslim aşamaları 8/5521 sayılı kararname kapsamında kalmamaktadır.

§ 92/2683 Sayılı Kararname İle Gerçek Usulde Vergilendirme Kapsamına Alınan Mükellefler
Her türlü televizyon, video, radyo, teyp, müzik seti, disk-çalar, kamera, bilgisayar, soğutucu, çamasir ve bulaşik makinası, elektrikli süpürge, elektronik müzik aletleri, elektrikli dikiş makinası ile elektrikle çalisan benzeri eşyaların alım-satımı ve üretimi ile uğraşan mükellefler 92/2683 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile gerçek usulde vergilendirme kapsamına alınmışlardır.

Kararnamede yazılı malların yanında, diğer mal ve hizmetleri satan mükellefler de gerçek usulde vergilendirilmektedir.

Bakanlar Kurulu Kararında belirtilen elektrikle çalisan benzeri eşyalar ibaresinden, doğrudan elektrik enerjisiyle çalisan veya elektrikle şarj edildikten sonra çalisan emtianın anlaşilması gerekmektedir.

Bu kararnamede belirtilen emtianın alım-satımı yoluyla ticaretinin yapılmasında, eski, yeni veya kullanılmış olma ayrımına gidilmeksizin, kararnamede yer alan emtiaların ticaretini yapanlar ile belirtilen işlerle uğraşan bütün mükellefler girmektedir.

Örnek:

Muğla ilinde ikinci el cep telefonu alım-satımı faaliyetinde bulunan Tarık Koç’un bu faaliyeti, 92/2683 sayılı kararname kapsamında kaldığından bu mükellef gerçek usulde vergilendirilecektir.

6.1.4. Ortaklıklarda Basit Usule Tabi Olmanın Şartları

Ortaklıkların basit usule tabi olup olmadığının tespitinde, GVK’nun 48’inci maddesinde yazılı iş hacmi ölçüleriyle 47’inci maddesinde yazılı yıllık kira bedelleri toplu olarak, diğer koşullar ortakların her biri için tek tek aranır.

Ortaklıklarda, ortakların birinin gerçek usule tabi olması diğer ortakları da gerçek usule tabi hale getirir.
Adi ortaklık halinde çalisanlarin aynı zamanda şahsi bir işle de iştigal etmeleri durumunda tespit, GVK’nun 47’nci maddesinin 2 numaralı bendi ile 48’inci maddesinde yer alan ölçülerden şahsi işine ait olanlara, ortaklıklardan payına düşen kısmın ilave edilmesiyle yapılır.

Bir mükellefin birden fazla ortaklıkta hissesinin bulunması durumunda, ortaklıklardaki paylarına düşen işyeri kirası ve iş hacmi ölçüleri tek tek toplanır ve böylece basit usulden yararlanabilme şartlarının aşilıp aşilmadığı tespit edilir.

Örnek:

Bay (A), Muğla’da Bay (B) ile Adi ortaklık kurmuştur. Bay (A) nın hissesi %50, Bay (B) nin hissesi %50 dir. Ortaklığa ait işyeri kira tutarııyla 1.500 YTL olup, 2005 yılındaki alışları 50.000 YTL, satışları ise 62.000 YTL dir. Ayrıca Bay (A) nın kendine ait işletmesi nedeniyle 1.200 YTL kira ödemesi, 39.000 YTL mal alışı bulunmaktadır. 01.01.2005 tarihi itibar

Bay (A) nın ortaklıktan payına 750 YTL kira düşmektedir. Kendi işyerinin yıllık kirası 1.200 YTL olup ikisinin toplamı 1.950 YTL olduğundan yıllık kira tutarı bakımından basit usulün şartlarına haizdir.

Bay (A) ya ortaklık alışlarında 25.000YTL düşmektedir. Kendi işletmesindeki alışları 39.000 YTL dir. İkisinin toplamı 64.000 YTL olup, (2005 yılı için belirlenen 47.000 YTL lik haddi aştığından) Bay (A), 48 inci maddede belirtilen şartları ihlal etmiştir.

Bay (A), 31.12.2005 tarihi itibarıyla basit usule tabi olmanın şartlarını kaybettiğinden, 2006 vergilendirme döneminden itibaren gerçek usulde vergilendirilecektir.

Ortaklığın devam etmesi halinde, bay (B) nin kazancıda, ortağının kazancı gerçek usulden vergilendirildiğinden, hadleri aşip aşmadığına bakılmaksızın 2005 yılından itibaren gerçek usulden vergilendirilecektir.

6.1.5. Basit Usulde Ticari Kazancın Tespiti

Basit usulde ticari kazanç, bir hesap dönemi içinde elde edilen hasılat ile giderler ve satılan malların alış bedelleri arasındaki müspet farktır. Bu fark, faaliyetle ilgili olarak alınması ve verilmesi mecburi olan alış ve giderler ve hasılatlara ilişkin belgelerde yazılı tutarlara göre hesaplanacaktır.

Kazancın bu şekilde tespiti sırasında emtia ticareti ile uğraşanlarca;

§ Hesap dönemi sonundaki emtia mevcudunun değeri hasılata,
§ Hesap dönemi başindaki emtia mevcudunun değeri giderlere,

ilave edilecektir.

Ancak, kullanılan sabit kıymetler gider yazılmayacak ve üzerlerinden amortisman hesaplanmayacaktır.

Kazancı basit usulde tespit edilen mükelleflerin defter tutma yükümlülükleri bulunmamaktadır. Bu mükellefler, kazancın tespiti ve Vergi Usul Kanununun defter tutma hükümleri hariç, bildirme, vesikalar, muhafaza, ibraz diğer ödevler ceza hükümleri ile bu Kanun ve diğer kanunlarda yer alan ikinci sınıf tüccarlar hakkındaki hükümlere tabidirler.

6.1.6. Basit Usulden Gerçek Usule Geçiş

Basit usule tabi olmanın genel ve özel şartlarından herhangi birini takvim yılı içinde kaybedenler, ertesi takvim yılı başından itibaren gerçek usulde vergilendirileceklerdir.

Basit usulün şartlarına haiz olanlardan, bu usulden yararlanmak istemediklerini yazı ile bildirenler bu talepleri doğrultusunda takip eden ay başından veya izleyen takvim yılı başindan, yeni işe başlayanlar ise işe başlama tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirilirler.

Yapılan denetimlerde basit usulde vergilendirilen mükelleflerden sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenledikleri veya kullandıkları tespit edilenler basit usulden yararlanamazlar. Bu hususun kendilerine tebliğ tarihini takip eden aybaşindan itibaren işletme hesabıına göre defter tutmak kaydı ile gerçek usulde vergilendirilirler. esas

Herhangi bir şekilde gerçek usulde vergilendirilecek olanlar ve gerçek usulde vergilendirilen mükellefler, bir daha hiçbir şekilde basit usulden yararlanamazlar. Daha önce gerçek usulde vergilendirilmekte iken işini terk eden mükellefler bu tarihten sonra işe başlamaları halinde yine gerçek usulde vergilendirileceklerdir.

Gerçek usulde vergilendirilen kişilerin aynı türden iş yapan eş ve çocuklari da bu faaliyetleri nedeni ile basit usulden yararlanamazlar.

Örnek

Tokat ili sınırları içerinde öteden beri bakkallık faaliyetinde bulunan ve gerçek usulde vergilendirilen Bay (A), bu faaliyetini 2002 yılında terk etmiştir. Bu mükellef, herhangi bir faaliyeti nedeniyle yeniden mükellefiyet tesis ettirmesi halinde, GVK`nun 46 ncı maddesinin son fıkrasında yer alan, “herhangi bir şekilde gerçek usulde vergilendirilecek olanlar ve gerçek usulde vergilendirilen mükellefler bir daha hiçbir şekilde basit usulden yararlanamazlar” hükmü uyarınca basit usulden yararlanamayacağından, gerçek usulde vergilendirilecektir.
6.1.7. Basit Usule Tabi Mükelleflerde Belge Düzeni
6.1.7.1. Kullanılacak Belgeler

Basit usulde vergilendirilen mükellefler, hasılatları ile ilgili olarak Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura, perakende satış vesikaları ve ilgili mevzuatta sayılan diğer belgeleri düzenlemek ve kullanmak zorundadırlar.

6.1.7.2.Belge Temini

Basit usule tabi mükelleflerin kullandıkları belgeler ve zarflar sadece Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) tarafından bastırılmaktadır.

Bu mükelleflerin kayıtları ister odalar bünyesinde oluşturulan muhasebe bürolarında tutulsun, ister kendileri tutsun, belgelerini bağlı oldukları oda veya birlikten temin edeceklerdir.

Mükelleflerin bulunduğu yerde bağlı oldukları oda veya birlik yoksa veya bulunduğu yerde bağlı olacağı oda veya birlik kurulmamış ise; en yakın oda veya birliğe veya karma odaya kayıt yaptıracaktır. Belgelerini de kayıt yaptırdığı bu odadan temin edeceklerdir.

Basit usulde vergilendirme kapsamında bulunup, meslek odalarına üye kayıtları yapılamayan, traktörle nakliyecilik yapanlar, hususi oto ile ticari faaliyette bulunanlar, biçer döver işletmecileri ile inşaat ustaları gibi mükellefler, kullanacakları belgeleri ikinci sınıf tüccarların tabi oldukları esaslar çerçevesinde (anlaşmalı matbaalara bastırmak veya noterlere tasdik ettirmek suretiyle) temin edebilmektedirler. Anılan mükellefler, diledikleri takdirde kullanacakları belgeleri faaliyette bulundukları yerdeki herhangi bir oda veya birlikten de temin edebilmektedirler.

6.1.7.3. Kayıtların Tutulması

Basit usule tabi mükelleflerin kayıtları, bağlı oldukları oda veya birlikler bünyesinde kurulan muhasebe bürolarında tutulmaktadır. Bu bürolarda 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış yeterli sayıda meslek mensubunun çalistirilmasi zorunludur.

İsteyen mükellefler, kayıtlarını hiçbir izne gerek olmadan kendileri de tutabilmektedir. Bu takdirde, vergilendirme ile ilgili ödevlerin tamamıİsteyen mükellefler ise kayıtlarını meslek mensubuna da tutturabilirler. kendilerince yerine getirilecektir.

Mükellefler, satış ve hizmetleri için düzenledikleri hasılat belgelerini bir zarfta, faaliyetleri ile ilgili olarak mal ve hizmet alışları ile giderleri için aldıkları gider belgelerini başka bir zarfta toplayıp saklayacaklardır. Kayıtları odalarda tutulan mükellefler ise her aya ait zarfları izleyen ayın 10’una kadar kaydının tutulduğu büroya teslim edeceklerdir.

Mükelleflerden zarf içinde alınan belgeler bürolarda işletme hesabı defterinin gelir ve gider sayfalarındaki işlem başlıkları esas alınarak bilgisayar ortamına aktarılacaktır. Bu belgeler cari yıl sonuna kadar bürolarda saklanacaktır.

6.1.7.4. Belge Düzenlenmesinde Uyulacak Esaslar

Basit usulde vergilendirilen mükellefler ikinci sınıf tüccarların tabi olduğu usul ve esaslar dahilinde belge düzenlemek durumundadırlar.

Ancak;

Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesindeki yetkiye istinaden, basit usulde vergilendirilen mükelleflerin yeni düzenlemeye intibak edebilmeleri ve gerekli hazırlıkları yapabilmeleri için;

– Belge vermedikleri günlük hasılatları için gün sonunda tek bir fatura düzenlemeleri,
– Düzenlenen faturanın alıcıya ilişkin bilgiler yerine “… tarihli toplam hasılat” ibaresinin yazılması,

şeklinde kolaylık sağlanmış ve konuya ilişkin açıklamalar 215 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yapılmıştır.

Söz konusu uygulama aynı usul ve esaslar dahilinde 41 seri No`lu Gelir Vergisi Sirküleri ile 31.12.2006 tarihine kadar uzatılmıştır.
Bu imkandan yararlanmak isteyen mükellefler, müşterilerinin istemeleri halinde fatura veya perakende satış vesikası (dolmuş işletenler hariç) vermek zorundadırlar.

6.1.7.5. Ödeme Kaydedici Cihaz Kullanılması

Gelir Vergisi Kanununun 51 inci maddesinin Ödeme Kaydedici Cihazları kullanan mükelleflerin basit usulden faydalanamayacağına ilişkin 11 numaralı bent hükmü, 4444 sayılı Kanunun 14 üncü maddesiyle 14.08.1999 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırıldığından, basit usulde vergilendirilen mükelleflerden isteyenler, bu tarihten itibaren ödeme kaydedici cihaz kullanabileceklerdir.

6.1.7.6. İktisadi Kıymetlerin Satışında Belge Düzenlenmesi

Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin taşıt ve diğer sabit kıymetlerini satmaları dolayısıyla fatura düzenleme yükümlülükleri bulunmamaktadır. Bu mükelleflerce yapılan taşit satışlarının noter satış sözleşmesi ile, diğer sabit kıymet satışlarının ise gider pusulası düzenlenerek tevsik edilmesi mümkündür.

6.1.7.7. Belgelerin İptali

Basit usulde vergilendirilen mükelleflerden işlerini terk edenlerin kullanmadıkları belgelerin iptal işlemleri, belgeleri veren oda veya birliklerce yapılmaktadır. Belgelerini anlaşmalı matbaalara bastırmak veya noterlere tasdik ettirmek suretiyle temin eden mükelleflerin belgelerinin iptali, vergi dairelerince yapılmaktadır.

İşini terk edenlerden, söz konusu belgeleri ibraz edemeyenler ile eksik belge ibraz edenler veya belgelerini kaybettiğini bildiren mükelleflerin durumu, belgeyi veren oda veya birliklerce düzenlenen tutanak ile tespit edilecektir. Bu mükellefler hakkında ikinci sınıf mükelleflerde olduğu gibi bir taraftan usulsüzlük cezası kesilirken, diğer taraftan dönem vergi matrahlarının tespiti için takdir komisyonuna sevk edilir.

6.1.7.8. Muhafaza ve İbraz Yükümlülüğü

Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin, bir takvim yılı içinde aldıkları mallara ve hizmetlere ait alış belgeleri ve yaptıkları giderler ile hasılat belgeleri kayıtlarının tutulduğu bürolarda muhafaza edilecektir. Cari takvim yılına ilişkin belgelerin ibrazı da bu bürolardan talep edilecektir.

Cari takvim yılı kayıtlarının tutulması ve vergilendirmeyle ilgili tüm ödevler bürolarca yerine getirilecektir. Yıllık beyannamenin verilmesinden sonra o yıla ilişkin belgeler muhafaza edilmek üzere mükellefe teslim edilecektir. Teslim alınan belgeler, ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılı başindan başlayarak 5 yıl süre ile mükelleflerce muhafaza edilecektir.

6.1.7.9. Sahte veya Muhteviyatı İtibarıyla Yanıltıcı Belge Düzenlediği veya Kullandığı Tespit Edilen Mükelleflerin Durumu

Basit usule tabi ticaret erbabından, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlediği veya kullandığı tespit edilenler, bu hususun kendilerine tebliğ edildiği tarihi takip eden aybaşindan itibaren ikinci sınıf tüccarlara ilişkin hükümlere tabi olurlar.

6.1.7.10. Basit Usule Tabi Mükelleflerce Düzenlenen Belgelerin Vergi İadesi ve Özel Gider İndirimi Karşisındaki Durumu

Basit usulde vergilendirilen mükelleflerce düzenlenen fatura ve fatura yerine geçen belgeler, 2978 sayılı Vergi İadesi Hakkında Kanunu uyarınca vergi iadesine ve Gelir Vergisi Kanunu hükümleri uyarınca vergi indirimine konu harcama belgesi olarak kabul edilecektir.

6.1.8. Basit Usule Tabi Mükelleflerin Yanında Çalisanlarin Durumu

Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin kendi işyerlerinde bilfiil çalışmaları veya bulunmaları şarttır. Ancak, bu mükelleflerin işlerinde yardımcı işçi çalistirmalari veya çirak kullanmaları bu şartı bozmayacaktır.

Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin yanında çalisan kişiler diğer ücretli olarak vergilendirilecektir. Diğer ücret kapsamında vergilendirilenler vergi karnesi almaya mecburdurlar.

Kazançları basit usulde vergilendirilen ticaret erbabı, yanında çalisanlarin vergi karnesi almalarını ve karnelerinde yazılı vergilerini ödemelerini temin etmeye mecburdurlar.
6.1.9. Basit Usulde Katma Değer Vergisi Uygulaması

Basit Usulde vergilendirilen mükelleflerin teslim ve hizmetleri 4842 sayılı Kanunla 01.07.2003 tarihinden itibaren katma değer vergisinden istisna tutulmuştur.

Buna göre;

Basit usulde vergilendirilen mükellefler, mal teslimleri ve hizmet ifalarında katma değer vergisi hesaplamayacaklar, bunlardan mal ve hizmet alan mükellefler de katma değer vergisi indirimi yapmayacaklardır.

Gerçek usulde vergilendirilen mükelleflerden mal ve hizmet satın alan basit usulde vergilendirilen mükellefler, ödedikleri katma değer
vergisini gider veya maliyet olarak dikkate alacaklardır.

6.1.10. Basit Usulde Vergi Tevkifatı ve Geçici Vergi

Gelir Vergisi Kanununun 94 ncü maddesinde, yaptıkları ödemelerden vergi tevkif edecekler arasında basit usulde vergilendirilen mükellefler sayılmamıştır. Bu nedenle, bu mükellefler yaptıkları ödemeler üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapmayacaklar ve muhtasar beyanname vermeyeceklerdir.

Basit usulde vergilendirilen mükellefler geçici vergi ödemeyeceginden buna ilişkin beyanname vermeyecekler ve bildirim de bulunmayacaklardır

6.2. GERÇEK USULDE VERGİLENDİRME

Basit usul koşullarını taşimayan gelir vergisi mükelleflerinin ticari kazançları gerçek usule göre tespit edilir.

Gerçek usule tabi mükellefler tutacakları defterler yönünden iki sınıfa ayrılırlar:

Birinci sınıf tacirler

İkinci sınıf tacirler

6.2.1.Birinci Sınıf Tacirler

6.2.1.1. Bilanço Esasında Defter Tutanlar

§ Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satanlardan yıllık alımları veya satımları tutarları VUK`da belirtilen miktarlardan fazla olanlar (2005 yılı için yıllık alımlarda 88.000 YTL veya yıllık satımlarda 120.000 YTL, 2006 yılı için yıllık alımlarda 96.000 YTL veya yıllık satımlarda 130.000 YTL.)

§ Diğer işlerle uğraşanlardan bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatı VUK`da belirtilen miktarı aşanlar (2005 yılı için 48.000 YTL, 2006 yılı için 52.000 YTL)

§ İlk iki bentlerde yazılı işleri beraber yapanlardan 2 nci bentte anılan iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı VUK`da belirtilen miktarı aşanlar (2005 yılı için 88.000 YTL, 2006 yılı için 96.000 YTL.)

§ Her çesit ticaret şirketleri ile kooperatifler

§ Kurumlar vergisine tabi diğer tüzel kişiler

§ Kendi istekleri ile bilanço esasına göre defter tutanlar

6.2.1.2. Bilanço Esasında Ticari Kazancın Tespiti

Bilanço esasında ticari kazancın tespiti, GVK nun 38 inci maddesinde yer almaktadır. Birinci sınıf tacirler, hesaplarını bilanço esasında tutacakları defterlerde takip ederler.

Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başindaki değerleri arasındaki müspet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce:
§ İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir;
§ İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.

Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanunu’nun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci madde hükümlerine uyulur.

Bilanço esasına tabi olan mükellefler aşağıda yazılı olan defterleri tutmak zorundadır:

§ Yevmiye defteri
§ Defteri kebir
§ Envanter defteri

Bu defterlerin yanısıra sürekli imalat işiyle uğraşanlar imalat defteri, banka, banker ve sigorta şirketleri banka ve sigorta muameleleri defteri, depo (ardiyeler) işletenler ambar defteri, yabancı nakliyat ve ulaştırma kurumları veya Türkiye’deki temsilcileri hasılat defteri tutmak mecburiyetindedirler. Ayrıca, 16 Seri No.lu Damga Vergisi Genel Tebliği ile yapılan düzenlemeye göre anonim şirketler, damga vergisi defteri tutmak zorundadır. (32 ve 33 Seri No.lu Damga Vergisi Genel Tebliği ile anonim şirket dışındaki diğer kurumlar vergisi mükellefleri ile kollektif ve adi komandit şirketler ve bilanço esasına göre defter tutan gerçek kişiler istemeleri halinde damga vergisi defteri tutabileceklerdir.)

Birinci sınıf tacirler, hesap dönemi sonunda bilanço çikarirlar. Bunun için işletmeye dahil mevcutları, alacakları ve borçları saptarlar ve VUK hükümlerine göre değerlendirirler.

Ticari bilançonun vergi kanunlarına uyumlaştırılmış haline mali bilanço denir. Ticari kazanç, çikarilan mali bilançolar üzerinden hesaplanır ve hesap dönemi sonunda ve başindaki öz sermaye tutarlarının karşilaştırılması ile bulunur. Dönem sonundaki öz sermayenin dönem başindakine göre fazla olan kısmı o dönemin ticari kazancı sayılır. Tersi durumda ise fark, zararı gösterir.
6.2.2. İkinci Sınıf Tacirler

Birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşimayanlar, ikinci sınıf tacir sayılırlar ve ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.

6.2.2.1. İşletme Hesabı Esasında Ticari Kazancın Tespiti

İşletme hesabı esasında ticari kazancın tespiti, GVK`nun 39 uncu maddesinde yer almaktadır. İkinci sınıf tacirler, kazançlarını işletme hesabıında tespit ederler. Bu usulde kazanç, bir hesap dönemi içinde elde edilen hasılatlarla, giderler arasındaki müspet farktan oluşur. Giderlerin daha fazla olması halinde zarar doğmuş olur. esas

Elde edilen hasılat, tahsil olunan paralarla tahakkuk eden alacakları ifade eder. Giderler de, yapılan ödeme ve borçlanılan meblağlardan ikisini de kapsar.

Emtia alım satımı ile uğraşanlar her hesap dönemi sonunda, emtia envanteri çikarirlar. İşletme hesabı esasında, emtia envanter kayıtları, işletme defterinin sonundaki boş sayfalarda veya ayrıca tasdikli olarak tutulacak envanter defterinde gösterilir.

Hesap dönemi sonundaki emtia mevcudunun değeri hasılata, hesap dönemi başindaki emtia mevcudu giderlere ilave olunur.

İşletme hesabı esasına tabi mükelleflerin genel olarak tutmak zorunda oldukları tek defter, işletme hesabı defteridir. Bunun yanında mükellefler yaptıkları işin niteliğine göre aşağıdaki defterleri tutacaklardır.

§ Bitim işleri defteri (VUK Md.200)
§ Ambar defteri (VUK Md.209)

İşletme hesabı defterinin sol tarafı gider, sağ tarafı hasılat kısmı olup, satışlar ister peşin ister taksitle yapılmış olsun satış tutarının tamamıılat olarak kaydedilecektir. has

Gider tablosuna;

§ Çıkarılan envantere göre hesap dönemi başindaki emtia mevcudunun değeri
§ Hesap dönemi zarfında satın alınan emtianın değeri ile yapılan bilumum giderler

Hasılat tablosuna;

§ Hesap dönemi zarfında satılan emtianın değeri ile hizmet karşilığı ve sair suretle alınan paralar
§ Çikarilan envantere göre hesap dönemi sonundaki emtia mevcudunun değeri kaydedilir.

6.2.2.2.Ticari Kazancın Tespitinde İndirilecek Giderler

Gelir Vergisi Kanunun 1 inci maddesinde belirlenen esaslara göre gelir safi tutarları üzerinden vergiye tabi tutulmaktadır. Safi tutarı tespit edebilmek için, gayri safi hasılattan indirilebilecek giderler GVK`nun 40 ıncı maddesinde sayılmış olup, aşağıda açıklanmıştır.

a) Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler,

b) Hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müştemilatında iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı, 27 nci maddede yazılı giyim giderleri,

c) İşle ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar,

d) İşle ilgili ve yapılan işin ehemmiyeti ve genişliği ile mütenasip seyahat ve ikamet giderleri,

e) Kiralama yoluyla edinilen veya işletmeye dahil olan ve işte kullanılan taşitların giderleri,

f) İşletme ile ilgili olmak şartıyla; bina, arazi, gider, istihlak, damga, belediye vergileri, harçlar ve kaydiyeler gibi ayni vergi, resim ve harçlar,

g) VUK hükümlerine göre ayrılan amortismanlar,

h) İşverenlerce, Sendikalar Kanunu hükümlerine göre sendikalara ödenen aidatlar,

i) İşverenler tarafından ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları,

j) Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin maliyet bedeli.

a) Ticari Kazancın Elde Edilmesi ve İdame Ettirilmesi İçin Yapılan Genel Giderler

Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin; kazancın elde edilmesi ve idamesi açısından bir illiyet bağının bulunması, giderlerin kazancın elde edilmesine yönelik olması, harcamaların yapıldığı geliri doğuran olayın vergiye tabi bulunması karşilığında gayrı maddi bir kıymet iktisap edilmemiş olması ve maliyete girecek giderlerden olmaması gerekir.

Genel olarak;

§ Kırtasiye, temizlik, ısıtma, aydınlatma, su ve telefon giderleri,
§ İşyeri, araç vb. giderleri,
§ Yapılan işle orantılı temsil ve ağırlama giderleri,
§ Bina, taşit, emtia ve bunlara yönelik sigorta giderleri,
§ Finansman giderleri,
§ Pazarlama, satış ve dağıtım giderleri,
§ Reklam giderleri,
§ Yurt dışındaki kişilere ödenen komisyonlar, reklam giderleri, sorunlu ürün iadesi ve komisyon giderleri,

Bu türden giderlerdir.

Götürü Gider

GVK`nun 40 ıncı maddesinin 1 numaralı bendinin parantez içi hükmü ile, ihracat, yurtdışında inşaat, onarma, montaj ve taşimacılık faaliyetinde bulunan mükelleflere, bu bentte yazılı giderlere ilaveten, bu faaliyetlerden döviz olarak elde ettikleri hasılatın binde beşini aşmamak şartıyla, yurt dışındaki bu işlerle ilgili giderlerine karşilık olmak üzere götürü olarak hesapladıkları tutarı gider olarak indirebilme imkanı getirilmiştir.

Ticari kazançlarda vergilendirilecek kazancın tespitinde indirim konusu yapılacak giderlerin VUK hükümlerine göre belgelendirilmesi gerekmektedir. Götürü gider uygulaması bunun bir istisnası olup, mükelleflerin bu uygulamaya yönelik olarak herhangi bir belge ibraz etme yükümlülükleri bulunmamaktadır.

Söz konusu uygulamadan ihracat, yurt dışında inşaat, onarım, montaj, taşimacılık ile uğraşanlar yararlanabilecektir.

Götürü gider uygulamasından GVK 45 inci madde kapsamındaki işleri yapan dar mükellefler hariç olmak üzere tam ve dar mükellefler yararlanabilecektir.

b) Hizmetli ve İşçilerin İş Yerinde veya İş Yerinin Müştemilatında İaşe ve İbate Giderleri, Tedavi ve İlaç Giderleri, Sigorta Primleri ve Emekli Aidatı, 27. Maddede Yazılı Giyim Giderleri

Bu giderler sigorta primi ve emeklilik aidatları; kanunla kurulan sigorta şirketleri ve emekli sandıklarına işveren payı olarak ödenen tutarlardır. Özel sigortalar için yapılan ödemeler bu kapsamda değildir. SSK primlerinin gider yazılabilmesi için SSK`ya fiilen ödenmis olması gerekir. Sigorta primleri bu nedenle, dönemine ve ait olduğu yıla bakılmaksızın, fiilen ödendigi tarihte gider yazılır.

Hizmet erbabına yapılan giyim giderleri işin icabına uygun olarak verilen ve bunların işten ayrılması halinde geri alınan eşyalardır. Ancak, hizmet erbabına özel yaşamında kullanılması için verilen giyim eşyası ayın şeklindeki ücret olarak değerlendirilir.

c) İşle ilgili Olmak Şartıyla, Mukavelenameye; İlama veya Kanun Emrine İstinaden Ödenen Zarar, Ziyan ve Tazminatlar

Söz konusu zarar, ziyan ve tazminatların gider olarak dikkate alınabilmesi için;

§ İşle ilgili olması,
§ Kanun hükmüne veya sözleşmeye veya ilama bağlı olması

şarttır.

Ancak, teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatların kanunen kabul edilmeyen gider olduğu hükme bağlandığından, GVK 40/3`de belirtilen zarar, ziyan ve tazminatların teşebbüs sahibinin suçlarından doğmamış olması gerekmektedir.

d) İşle ilgili ve Yapılan İşin Ehemmiyeti ve Genişliği ile Mütenasip Seyahat ve İkamet Giderleri

Söz konusu giderler;

§ işle ilgili,
§ işin ehemmiyeti ve genişliği ile orantılı,
§ seyahat maksadının gerektirdiği süre ile sınırlı olarak indirilebilir.

Ancak turistik mahiyetteki gezi harcamaları ile eşle çikilan iş seyahatlerinde yapılan harcamaların eşe isabet eden kısmı gider olarak dikkate alınmaz.

e) Kiralama Yoluyla Edinilen veya İşletmeye Dahil Olan ve İşte Kullanılan Taşitların Giderleri

Taşıtın işletmeye dahil olması demek, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerde, taşitın bilançonun aktifinde yer alması demektir.İşletme hesabı esasına göre defter tutulması halinde ise taşit, işletme hesabı defterinin demirbaşlarının kaydedildiği sayfada yer almalıdır. Ayrıca amortisman defteri tutuluyor ise orada da yer almalıdır.

Taşıtlar için yapılan harcamanın gider olarak kaydedilebilmesi için taşitların kesinlikle işte kullanılması gerekmektedir. Ayrıca işletme aktifinde bulunmamakla beraber kiralama yolu ile edinilen ve işte kullanılan taşitların giderleri de indirilebilecektir.

f) Ayni Vergi Resim ve Harçlar

İşletme ile ilgili olmak şartı ile ödenen bina, arazi, gider, istihlak, damga, belediye vergileri, harçlar ve kaydiyeler gibi ayni vergi, resim ve harçlar ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılabilmektedir.Buna göre;

§ İşletme ile ilgili olan
§ Maddede sayılanlarla aynı mahiyette olan vergiler (banka ve sigorta vergileri, emlak vergileri, işletme ile ilgili olan taşit vergileri) gider olarak kabul edilebilmektedir.

Ancak, Motorlu Taşıtlar Vergisinin 14 üncü maddesine göre, I-III-IV sayılı listelerde yer alan taşitlardan alınan vergi ve cezalar ile gecikme zamları gelir ve kurumlar vergisi matrah tespitinde gider olarak kabul edilmez. Sözü edilen tarifelerde yer alan taşitlardan sadece ticari maksatla kullanılan uçak ve helikopterler ile taşit kiralama faaliyeti ile uğraşan işletmelerin bu amaçla kiraya verdikleri taşitların vergileri gider yazılabilir.

g) VUK Hükümlerine Göre Ayrılan Amortismanlar

Amortisman ayırabilmek için amortismana tabi kıymetin;

§ İşletmede kullanılması
§ İşletmede 1 yıldan fazla kullanılması ve yıpranmaya, aşinmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunması gerekmektedir.

Değeri VUK`da belirtilen meblağları aşmayan peştamallıklar (2005 yılı için 480 YTL) ile işletmede kullanılan ve değeri VUK`da belirtilen meblağları aşmayan (2005 yılı için 480 YTL) alet ve demirbaşlar amortismana tabi tutulmayarak doğrudan doğruya gider yazılabilir. İktisadi ve teknik bakımdan bütünlük gösterenlerde bu sınır topluca dikkate alınır.

h) İşverenlerce, Sendikalar Kanunu Hükümlerine göre Sendikalara Ödenen Aidatlar

Bu aidatların bir aylık tutarı, işyerinde işçilere ödenen çiplak ücretin bir günlük toplamını aşamaz.

Çıplak ücret; fazla mesai, prim, ikramiye, sosyal yardım gibi ek ödemeleri ihtiva etmeyen ücrettir. Çiplak ücretin brütlerinin aylık toplamının 30 a bölünmesi suretiyle ilgili ay için gider yazılabilecek aidat tutarı bulunur. Ancak aidatların işveren tarafından gider yazılabilmesi için aidatın ilgili olduğu yılda sendikaya ödenmesi gerekir.

i) İşverenler Tarafından Ücretliler Adına Bireysel Emeklilik Sistemine Ödenen Katkı Payları

4697 sayılı Kanunla 07.10.2001 tarihinden geçerli olmak üzere, GVK`nun 40 ıncı maddesine eklenen hükümle işverenler tarafından ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilebilecektir.

Bu kapsamda indirim konusu yapılabilecek tutar, ücretlinin elde ettiği brüt ücretin %10’unu ve yıllık bazda asgari ücretin brüt yıllık tutarınışamayacaktır. a

Aynı hüküm ücretliler tarafından ödenen katkı payı tutarı içinde geçerlidir.

Hem işveren hem de ücretli tarafından katkı payı ödenmesi ve toplam tutarın yukarıda belirtilen sınırı (ücretin %10`nu ve asgari ücret tutarı) aşması halinde, indirimin öncelikli olarak ücret matrahının tespitinde mi yoksa ticari kazancın tespitinde mi yapılacağı konusu taraflarca serbestçe belirlenebilecektir.

Gider olarak dikkate alınacak tutarın tespitinde yıllık asgari ücret ve aylık ücret ifadelerinden brüt ücretin anlaşilması gerekmektedir

Örnek 1: Bir işverenin Nisan 2004 döneminde çalışanı adına bireysel emeklilik sistemine ödedigi katkı payı tutarı 200 milyon liradır.

Aylık Brüt Ücret

1.800.000.000 TL
Bireysel Emeklilik Sistemine İşveren Tarafından Ödenen Katkı Payı Tutarı

200.000.000 TL
Önceki Dönemlerde (Ocak-Mart/2004) İndirim Konusu Yapılmış Toplam Tutar

120.000.000 TL
Asgari Ücretin Yıllık Tutarı

5.202.900.000 TL
Brüt Ücretin %10 u

180.000.000 TL
Brüt Ücretin %5 i

90.000.000 TL

Ödenen katkı payı toplam tutarı 200 milyon lira olmasına rağmen brüt ücretin %10’unun 180 milyon lira olması nedeniyle, işveren tarafından ücretle ilişkilendirilmeksizin ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilebilecek katkı payı tutarı 180 milyon lira olacaktır.

İşveren tarafından ödenen ancak GVK`nun 40/9. maddesine göre indirilemeyen 20 milyon lira ise ücret olarak vergilendirilmek suretiyle ticari kazancın tespitinde dikkate alınacaktır.

j) Gıda Bankacılığı Faaliyetinde Bulunan Dernek ve Vakıflar

5035 sayılı Kanunla GVK’nun 40 ıncı maddesine eklenen 10 numaralı bent hükmü ile gıda bankacılığı kapsamında yapılan yardımlar 01.01.2004 tarihinden itibaren ticari kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınabilecektir.

Gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin bağışının dernek veya vakfa yapılmış olması gerekmektedir. İhtiyacı bulunanlara doğrudan veya başka organizasyonlar aracılığıyla yapılacak anılan maddelerin yardımının yukarıda belirtilen maddeler kapsamında yapılmış bağış olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

Bağışı kabul edecek dernek veya vakfın tüzüğünde veya senedinde ihtiyacı bulunanlara gıda yardımı yapabilmesine ilişkin hükümlerin bulunması gerekmektedir. Bununla beraber, dernek veya vakfın başka alanlarda da faaliyet gösteriyor olmasının, kamuya yararlı dernek veya vergiden muaf vakıf olup olmamasının uygulama açısından herhangi bir önemi bulunmamaktadır.

İndirim konusu yapılacak bağışlar, bağışa konu mal bedeli Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesinde belirtilen fatura düzenleme sınırının altında kalsa dahi mutlaka fatura ile belgelendirilecek ve ayrıca taşima için sevk irsaliyesi düzenlenecektir.

Bağışlanan mala ilişkin bilgileri eksiksiz olarak içerecek fatura, bağış yapılan dernek veya vakıf adına düzenlenecektir. Mal bedeli olarak faturada, bağışa konu malın maliyet bedeli (yüklenilen katma değer vergisi hariç) yazılı olacaktır.

Faturada “İhtiyaç sahiplerine yardım şartıyla bağışlandığından KDV hesaplanmamıştır” ibaresinin yer alması zorunludur.

Ticari işletmeye dahil malların (gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin) bağışlanması durumunda bu malların maliyet bedeli Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesi çerçevesinde gider kaydedilir. Bu işlem, faturanın bir yandan gelir bir yandan da gider kaydedilmesi suretiyle gerçekleştirilir.

Bağışlanan maddelerin işletmeye dahil olmaması halinde ise, söz konusu malın maliyet bedeli Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesi çerçevesinde yıllık beyannamenin bağış ve yardımlara ilişkin bölümüne yazılarak gelir vergisi matrahının tespitinde indirim olarak dikkate alınacaktır.

6.2.2.3. Ticari Kazancın Tespitinde İndirilemeyecek Giderler

Gelir Vergisi Kanununun 41 inci maddesinde sayılan aşağıdaki ödemeler ticari kazancın tespitinde gider kabul edilemez:

a) Teşebbüs sahibi ile eşinin ve çocuklarının işletmeden çektikleri paralar veya aynen aldıkları sair değerler;

b) Teşebbüs sahibinin kendisine, eşine, küçük çocuklarina işletmeden ödenen aylıklar, ücretler, ikramiyeler, komisyonlar ve tazminatlar;

c) Teşebbüs sahibinin işletmeye koyduğu sermaye için yürütülecek faizler;

d) Teşebbüs sahibinin, eşinin ve küçük çocuklarinin işletmede cari hesap veya diğer şekillerdeki alacakları üzerinden yürütülecek faizler;

e) Her türlü para cezaları ve vergi cezaları ile teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar;

f) Her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklâm giderlerinin %50 si ;

g) Kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu deniz, uçak ve helikopter gibi hava taşitlarından işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayanların giderleri ile amortismanları;

h) Basın yoluyla işlenen fiillerden veya radyo ve televizyon yayınlarından doğacak maddî ve manevî zararlardan dolayı ödenen tazminat giderleri.

Bu maddenin uygulanmasında, kollektif şirketlerin ortakları ile adi ve eshamlı komandit şirketlerin komandite ortakları teşebbüs sahibi sayılır.

a) Teşebbüs Sahibi ile Eşinin ve Çocuklarının İşletmeden Çektikleri Değerler ile Bu Kişilere Yapılan Bazı Ödemeler

GVK`nun 41 inci maddesinin ilk dört bendinde teşebbüs sahibi ile eşi ve çocuklarının işletmeden çektikleri paralar veya aldıkları sair iktisadi değerler ile teşebbüsten bu kişilerce yapılan bazı ödemelerin ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

Bu bentlerde yer alan düzenlemeler, işletmenin ticari varlığı ile işletme sahip ya da yakınlarının kişisel varlıklarının birbirinden ayrılması, ticari işletmeye ilişkin giderlerle, işletme sahip ya da yakınlarının özel tasarruflarının giderlerinin birbirinden ayrılması amacını taşimaktadır.

b) Her Türlü Para Cezaları, Vergi Cezaları, Gecikme Zamları ve Faizleri, Teşebbüs Sahibinin Suçlarından Doğan Tazminatlar ile Bu Gibi Şahsi Vergiler

GVK`nun 41 inci maddesinin 1 inci fıkrasının 5 inci bendinde yer alan;

§ Her türlü para cezaları,
§ Vergi cezaları,
§ Teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar sayılmakla beraber,

Gelir Vergisi Kanununun 90 ıncı maddesinde,

§ Gelir vergisi ile diğer şahsi vergiler,
§ Her ne şekilde olursa olsun vergi cezaları ve para cezaları,
§ Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler,
§ Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme faizleri,

gelir vergisi matrahından ve gelir unsurlarından indirilmez denilmektedir.

Ancak, ticari bir sözleşmeye cezai şart konmuşsa, bu çesit bir tazminat cezai mahiyette tazminat sayılmaz, gelir vergisinden indirilebilir.

Ticari faaliyet nedeni ile ödenen müeyyideler, faizler, zamlar safi kazanç tutarının hesaplanmasında gider unsuru olarak kabul edilebilir. Kamu kurumları tarafından verilen hizmet bedellerinin geç ödenmesi nedeniyle gecikme cezası olarak adlandırılan ve tahsil edilen bedeller sözleşmeye dayanan tazminat veya ticari faaliyet nedeniyle ödenen gecikme faizi mahiyetinde bulunduğundan ticari kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınabilecektir.

c) Her Türlü Alkol ve Alkollü İçkiler ile Tütün ve Tütün Mamullerine Ait İlan ve Reklam Giderlerinin %50 si

Söz konusu giderlerin yarısı indirim konusu yapılırken Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılan düzenleme ile oran (0) sıfır olarak belirlendiğinden bu harcamaların tamamı gider olarak indirilebilecektir.

d) Motorlu Deniz Taşıtları ve Hava Taşitlarından İşletmenin Esas Faaliyet Konusu ile İlgili Olmayanların Giderleri ile Amortismanları

Kiralama yolu ile edinilen veya işletmede kayıtlı olan yat, kotra, sürat teknesi gibi motorlu deniz; uçak, helikopter gibi hava taşitlarında işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayanların giderleri ile amortismanları Gelir Vergisi Kanununun 40/7. maddesine göre ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılamaz.

6.2.2.4. Diğer Kanunlara Göre İndirilebilecek ve İndirilemeyecek Giderler

Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununa göre, söz konusu Kanunun I-III-IV sayılı tarifelerinde yer alan taşitlardan alınan vergi ve cezalar ile gecikme zamlarının gider olarak indirilmesi mümkün bulunmamaktadır (Ticari amaçla kullanılan uçak, helikopter ile taşit kiralama faaliyeti ile uğraşan işletmelerin bu amaçla kiraya verdikleri taşitlara ait giderler indirilebilecektir.)

Özel işlem ve özel iletişim vergilerinin ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Katma Değer Vergisi mükellefleri kullanmak üzere satın aldıkları ödeme kaydedici cihazların her biri için %100 e kadar amortisman oranıırma imkanı bulunmayanlar ise alış bedelinin tamamını vergiye tabi kazançlarının tespitinde indirim konusu yaparlar. (3100 Sayılı Kanun Md. 7) seçebilirler. Amortisman ay

6.2.3. Yıllara Sari İnşaat ve Onarma İşlerinin Vergilendirilmesi

6.2.3.1.Yıllara Sari inşaat ve Onarım İşinin Özellikleri

Gelir vergisinde takvim yılı esastır. Bir takvim yılına ait gelirler ertesi yılın Şubat-Mart ayında beyan edilir. Bu vergilendirme ve beyan sisteminin istisnası Gelir Vergisi Kanununun 42, 43 ve 44 üncü maddelerinde yer alan yıllara yaygın inşaat ve onarım işidir.

Bir yıldan fazla süren (birden fazla takvim yılına taşan) inşaat ve onarma işlerinden elde edilen kazançlar işin bitiminde tespit edilir, tamamı o yılın geliri sayılarak takip eden yılın Mart ayının 15 inci gününe kadar beyan edilir.

Bir işin 42 nci madde kapsamında değerlendirilebilmesi için aşağıdaki koşulları taşiması gerekmektedir.

§ Faaliyet konusu iş, inşaat ve onarım işi olmalıdır.
§ İnşaat ve onarım işi başkalarının hesabına ve taahhüde bağlı olarak yapılmalıdır.
§ İnşaat ve onarım işi birden fazla takvim yılına sirayet etmelidir.

6.2.3.2.İnşaat ve Onarım İşinde İşin Başlangıç Tarihi

GVK`nun 42 nci maddesi kapsamına giren işlerde, inşaat ve onarım işinin başlangıç ve bitim tarihi önem arz etmektedir.

Bu çerçevede;

§ Yapılan sözleşmede yapılacak işin yer teslimi öngörülmüs ise yerin teslim edildiği tarih,
§ Sözleşmede yer teslim tarihi belirtilmemiş ise sözleşmede belirtilen işin başlangıç tarihi,
§ Sözleşmede bunların hiçbiri belirtilmemiş ise sözleşme tarihi, işin başlangıç tarihi olarak kabul edilir.

Örnek: Mükellef A, belediye ile 29.08.2001 tarihinde yapılan sözleşme gereğince mezarlık ek gömü alanı işini yüklenmiş ve işe 12.09.2001 tarihinde başlaması gerekirken, söz konusu alanın SİT alanı içinde olması nedeni ile iş yapımı ertelenmiştir. İlgili alanın SİT alanından çikarilmasi ile 31.01.2002 tarihinde işe başlama talimatı alan mükellef A, işi aynı yıl içinde bitirmiştir. Bu durumda söz konusu iş, GVK`nun 42 inci maddesi kapsamında yıllara sari inşaat ve onarım işi olarak değerlendirilemeyecektir.

6.2.3.3. İnşaat ve Onarım İşinde İşin Bitim Tarihi

§ Geçici ve kesin kabule tabi olan işlerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın onaylandığı tarih,
§ Geçici ve kesin kabul usulüne tabi olmayan işlerde işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarih,

işin bittiği tarih olarak kabul edilir. Diğer bir ifadeyle, yıllara sari işlerde geçici kabul tutanağının düzenlenerek onaylanması ile iş bitmiş sayılır ve bu tarih itibarıyla kar-zarar tespit edilerek takip eden yıl beyan edilir.

Geçici ve kesin kabul yönteminde yıllara sari inşaat ve onarma işlerinde iş, geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığış sayılır. Elde edilen kazanç veya zarar, geçici kabul tutanağının idarece onaylandığı yılı izleyen Mart ayının 15 inci günü akşamına kadar beyan edilir. tarihte bitmi

Geçici kabulden kesin kabul tarihine kadar bu işle ilgili olarak yapılan giderler ile her türlü hasılat bu giderlerin yapıldığı veya hasılatın elde edildiği yılın kar-zarar hesabına intikal ettirilir.

Geçici ve kesin kabul usulüne tabi olmayan işlerde işin fiilen tamamlandığı yıl, işin bittiği tarih olarak kabul edilir. Bu hallerde fiili bir ölçü söz konusu olup, her olay kendine ait özellikler taşiyabilir. Genel planda önem taşiyan unsur, inşası tamamlanan yapının, sahibinin istifade ve tasarrufuna sunulmuş olmasıdır.

İşin ifa edilerek son bulması için aşağıdaki şartların birlikte bulunması gerekir.

§ İşin yapılmış olması,
§ Yapılan şeyin teslim edilmiş olması,
§ Yapılan şeyin kabul edilmiş olması gerekir.

6.2.3.4. İnşaat ve Onarma İşlerinde Ortak Genel Giderlerin Dağıtımı

Yıllara sari inşaat ve onarma işi yapan yükümlüler, bu işlerine ait kayıtlarını ayrı bir defterde veya tutmakla yükümlü oldukları defterlerin ayrıında göstermek ve kar-zararlarını ayrı ayrı saptamak zorundadırlar. sayfalar

Hangi işle ilgili olduğu saptanamayan veya bütün işler için yapılan giderler ortak genel gider olarak kabul edilip yapılan işlere dağıtılırlar.

Yıl içinde birden fazla inşaat ve onarım işinin birlikte yapılması halinde her yıla ait müşterek genel giderler bu işlere ait harcamaların birbirine olan nispetine göre dağıtılacaktır. Enflasyon düzeltmesi uygulanan dönemlerde ise harcamaların düzeltilmiş değerlerinin dikkate alınacağı tabidir.

Tek veya birden fazla inşaat ve onarım işi diğer işlerle birlikte yapılıyor ise, her yıla ait müşterek genel giderler bu işlere ait harcamalar ile diğer işlere ait satış veya hasılat tutarlarının birbirlerine olan nispeti dahilinde dağıtılacaktır.

Örnek

Mükellef (B), hepsi yıllara sari inşaat ve onarım işi yapmakta olup,

§ A işinden 60 milyar TL.
§ B işinden 36 milyar TL.
§ C işinden 24 milyar TL. istihkak almıştır.

Üç ayrı iş için müştereken 9.6 milyar TL. genel gider yapılmıştır. Bu genel giderlerin işlere dağılımı alınan istihkakların, toplam harcama içindeki payı arasında yapılacaktır.

İşler

Yapılan Harcama Tutarları (milyar TL)

Harcama Oranı (%)

İşlere Düşen Ortak Genel Giderler

A İşi

60

50

4.800.000.000

B İşi

36

30

2.880.000.000

C İşi

24

20

1.920.000.000

Toplam

120

100

9.600.000.000

6.2.3.5. İnşaat ve Onarma İşlerinde Amortismanların Dağıtımı

GVK.43/3 üncü maddesine göre ortak olarak kullanılan makine, tesisat ve ulaştırma araçlarının amortismanları bunların her bir işte kullanıldıkları gün sayısına göre inşaatların maliyetlerine dağıtılır.

Amortisman dağıtımında aşağıdaki konulara dikkat edilmelidir:

§ Mobilya, hesap ve yazı makinesi gibi büro malzemelerinin amortismanı; ortak genel giderlere eklenerek dağıtıma tabi tutulur.

§ Yıl içinde alınan tesisat, makine ve ulaştırma araçlarının satın alındığı tarihten önceki günlere isabet eden amortismanları, yine ortak genel giderlere eklenerek dağıtıma tabi tutulur.

§ Tesisat, makine ve ulaştırma araçlarının kullanılmayıp boş kaldığı günlere isabet eden amortismanları, ortak genel giderlere eklenerek dağıtıma tabi tutulur. Söz konusu araçların kullanılmadığı veya kullanılmasının mümkün olmadığı işlere pay verilmez.

Örnek: Değeri 30 milyar TL olan kamyon aşağıdaki sürelerde belirtilen faaliyetlerde kullanılmıştır. Amortisman oranı %20 dir. (30.000.000.000 * %20 = 6.000.000.000)

İşler

Kullanıldığı Gün Sayısı

Gün Sayısının Oranı

Ayrılacak Amortisman Payı

A İnşaat

60

2/12

1.000.000.000

B İnşaat

120

4/12

2.000.000.000

Nakliye

90

3/12

1.500.000.000

Nalburiye

90

3/12

1.500.000.000

TOPLAM

360

12/12

6.000.000.000

6.2.3.6. Yıllara Sari İnşaat ve Onarma İşlerinde Tevkifat Uygulaması

Yıllara sari ve onarım işi yapanlara zaman zaman söz konusu işlere ilişkin olarak düzenlenen istihkak raporuna dayanarak istihkak ödemesi yapılmaktadır. Bu ödemeler geçici kabulün veya işin fiilen bitiminden sonraki ana ödemeye mahsuben yapılan bir ödeme olmaktadır.

Vergilemedeki gecikmeyi telafi etmek ve müteahhidin ödemedeki mali yükünü azaltmak amacıyla, yıllara yaygın inşaat ve onarma işlerinde ödenen istihkak bedellerinden vergi kesintisi yapılmaktadır. Vergi tevkifatı, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde hükmü uyarınca vergi kesintisi yapmak mecburiyetinde olanlar, yıllara yaygın inşaat ve onarma işini yapanlara (kurumlar dahil) ödedikleri istihkak bedellerinden istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben (avans olarak ödenenler dahil) %5 nispetinde vergi kesintisi yapmakla yükümlüdürler. Yıllara sari inşaat ve onarım işlerinde gelir vergisi tevkifatının matrahı, bu işleri yapanlara ödenen istihkak bedelleridir. Kesilen bu vergiler verilecek yıllık gelir vergisi beyannamesinde bildirilen kazanç üzerinden hesaplanacak gelir kurumlar vergisinden mahsup edilir. İşin devam etmesi nedeniyle kazancı beyannameye dahil edilmemiş olan inşaatlara ilişkin istihkaklardan kesilen gelir vergisi tevkifatları diğer kazanç unsurları üzerinden hesaplanan gelir ya da kurumlar vergisinden mahsup edilemez.

Diğer taraftan, geçici kabulden sonra kesin kabulü sağlamak üzere yapılan işler nedeniyle alınan istihkaklar, biten inşaat işiyle ilgilendirilmeksizin elde edildikleri yılın kar veya zararının tespitinde dikkate alınırlar ve gelir vergisi tevkifatına tabi tutulmazlar.

Yıllara sari inşaat ve onarma işinden elde edilen istihkaklar nedeniyle oluşan faiz gelirlerinin, inşaat işinin değil faiz gelirlerinin ait olduğu yılın kazancı olarak beyan edilmesi gerekmektedir.

GVK’nun 42 nci maddesi kapsamına giren birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işleri dolayısıyla alınan istihkak bedellerinden tevkif edilmiş bulunan vergilerin, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilen gelire dahil kazançlar üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinden mahsubu neticesinde, mükellefe iadesi gereken bir verginin kalması halinde, bu vergi mükellefin talebi doğrultusunda nakden ve/veya diğer vergi borçlarına mahsup edilmek suretiyle iade edilecektir.

Sözleşme yapılırken işin yıl içinde bitmesinin öngörülmesine karşin iş değişik nedenlerle yıl içinde bitmeyip sonraki yıla sarkabilir. Yeni sözleşmenin yapılması veya sözleşmede değişikliğin yapılmasıyla birlikte ya da fiilen iş yıllara yaygın duruma gelebilir. Bu durumda yeni sözleşmenin veya sözleşmede değişikliğin yapıldığı ya da fiilen yıllara yaygın hale geldiği tarihten sonra yapılan hakediş ödemelerinden vergi kesintisi yapılması gerekir.

Örnek: İlköğretim Okulu bina inşaatı yapım işi 30.12.2004 tarihinde sözleşmeye bağlanmış, 05.01.2005 tarihinde yer teslimi yapılmış, ayrıca işin 180 günde tamamlanacağı sözleşmeye bağlanmıştır. Söz konusu inşaat işi ile ilgili olarak müteahhide zaman zaman istihkak (hakediş) ödemesi yapılmıştır.

Örnek olayımızda okul inşaatı için yer teslimi 05.01.2005 tarihinde yapıldığından işin başlangıç tarihi 05.01.2005 olup, işin 180 günde tamamlanacağı öngörüldügünden bitim tarihinin de aynı yılda olması nedeniyle işin GVK`nun 42 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla söz konusu istihkaklardan gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır.
7. TİCARİ KAZANCIN MUAFİYET VE İSTİSNALARI

7.1. Esnaf Muaflığı

Aşağıda yazılı şekilde çalisanlar GVK’nun 9 uncu maddesine göre gelir vergisinden muaf tutulmuşlardır.

1. Motorlu nakil vasıtaları kullanmamak şartı ile gezici olarak veya bir işyeri açmaksızın perakende ticaret ile iştigal edenler (Giyim eşyalarıyla zati ve süs eşyaları, değeri yüksek olan ev eşyaları Pazar takibi suretiyle gıda bakkaliye ve temizlik maddelerini ve sabit iş yerlerinin önünde sergi açmak suretiyle o iş yerlerinde satışı yapılan aynı neviden malları satanlar hariç)

2. Bir iş yeri açmaksızın gezici olarak ve doğrudan doğruya müstehlike iş yapan hallaç, kalaycı, lehimci, musluk tamircisi, çilingir, ayakkabıısı, berber, nalbant, fotoğrafçı, odun ve kömür kırıcısı, çamasir yıkayıcısı ve hamallar gibi küçük sanat erbabı; tamircisi, kundura boyac

3. Köylerde gezici olarak her türlü sanat işleri ile uğraşanlar ile aynı yerlerde aynı işleri bir iş yeri açmak suretiyle yapanlardan 47′inci maddede yazılı şartları haiz bulunanlar (51′inci madde şümulüne girenler bu muafiyetten faydalanamazlar);

4. Nehir, göl ve denizlerde ve su geçitlerinde toplamı 50 rüsum tonilatoya (50 rüsum tonilato dahil) kadar makinesiz veya motorsuz nakil vasıtası işletenler, hayvanla veya bir adet hayvan arabası ile nakliyecilik yapanlar (Bu bentte yazılı ölçüler, birlikte yaşayan eşlerle velayet altındaki çocuklar hakkında veya ortaklık halindeki işletmelerde, bu kimselerin veya ortaklığın işlettiği vasıtalar toplu olarak nazara alınmak suretiyle tespit edilir);

5. Ziraat işlerinde kullandıkları hayvan, hayvan arabası, motor, traktör gibi vasıtalar veya sandallarla nakliyeciliği mutat hale getirmeksizin ara sıra karşilığında eşya ve insan taşiyan çiftçiler;

6. Hariçten işçi almamak, muharrik kuvvet kullanmamak kayıt ve şartı ile oturdukları evlerde imal ettikleri havlu, örtü, çarsaf, çorap, halı, kilim, dokuma mamulleri, örgü, dantel, her nevi nakış işlerini ve her nevi turistik eşya, hasır, sepet, süpürge, paspas, fırça, yapma çiçek, ip ve urganları dükkan açmaksızın satanlardan 47′inci maddenin 1 ve 3 numaralı bentlerinde yazılı şartları haiz bulunanlar;

7. Yukarıdaki 1-6 numaralı bentlerde sözü edilen işlere benzerlik gösterdikleri, Danıştay’ın muvafık mütalaası üzerine, Maliye Bakanlığınca kabul ve ilan olunan ticaret ve sanat işleri ile iştigal edenler. (Ticari, zirai veya mesleki kazancı dolayısı ile gerçek usulde Gelir Vergisine tabi olanlar ile yukarıda sayılan işleri Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerine devamlılık ve bağlılık arz edecek şekilde yapanlar esnaf muaflığından faydalanamazlar.)

Esnaf muaflığından faydalananlar faaliyetleri ile ilgili olarak satın aldıkları mallara ve giderlerine ilişkin, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinden aldıkları belgeleri saklamak zorundadırlar.

Bir işyeri açmaksızın münhasıran gezici olarak; milli piyango bileti satanlar ile 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna göre gerçek ve tüzel kişilerin mallarını iş akdi ile bağlı olmaksızın bunlar adına kapı kapı dolaşmak suretiyle tüketiciye satanlar yukarıdaki şartlarla sınırlıızın gelir vergisinden muaftır. olmaks

7.2. PTT Acentelerinde Kazanç İstisnası

PTT acenteliği faaliyetinden elde edilen kazançlar, gelir vergisinden müstesnadır. Ancak bu kazanç istisnasının GVK’nun 94. madde uyarınca yapılan tevkifata etkisi yoktur

7.3. Sergi ve Panayır İstisnası
Gelir Vergisi Kanununun 30. maddesine göre dar mükellefiyete tabi olanların hükümetin izni ile açılan sergi ve panayırlarda yaptıkları ticari faaliyetlerden elde ettikleri kazançlar, Türkiye’de başkaca işyeri veya daimi temsilcileri bulunmamak şartıyla gelir vergisinden istisna edilmiştir.

Bu sergi ve panayırlarda yapılan serbest meslek faaliyetinden elde edilen kazançlar da gelir vergisinden müstesnadır.

7.4. Serbest Bölgelerde Elde Edilen Kazançlara İlişkin İstisna

3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununda 5084 sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile serbest bölgeler gümrük hattı dışında sayılmış; bu bölgelerde gümrük ve kambiyo mükellefiyetine dair mevzuat hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiş; işletmeci ve kullanıcıların yatırım ve üretim safhalarında Bakanlar Kurulunca belirlenecek vergi dışı teşviklerden yararlandırılabileceği hükme bağlanmıştır. (3218 sayılı Kanun Madde 6)

3218 sayılı Kanuna 5084 sayılı Kanunun 9 uncu maddesiyle eklenen geçici 3 üncü maddede de, serbest bölgelerde 06.02.2004 tarihi itibarıyla faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış mükelleflerin, faaliyet ruhsatlarında belirtilen süre ile sınırlı olmak üzere bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetler dolayısıyla elde ettikleri kazançları gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.

3218 sayılı Kanunda yapılan değişikliklerin incelenmesinden de anlaşilacağı üzere, bölgelerde vergi mükellefiyetine dair mevzuat hükümlerinin uygulanması sağlanmış, tam ve dar mükelleflerin bölgedeki gelir ve kurumlar vergisi muafiyetine son verilmiştir.

Serbest bölgelerde faaliyette bulunan mükelleflerle ilgili olarak, 4 Eylül 2004 tarih ve 25573 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 85 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir.

Bununla birlikte 5084 sayılı Kanundan önce veya sonra faaliyet ruhsatı almış olanların Serbest Bölgelerdeki imalatlarının satışı sonucu elde edilen kazançları Avrupa Birliğine tam üyeligin gerçekleştiği tarihi içeren yıllık vergilendirme döneminin sonuna kadar gelir vergisinden istisnadır.

7.5. Eğitim ve Ögretim İşletmelerinde Kazanç İstisnası

Eğitim ve ögretim işletmelerinde kazanç istisnası 5228 sayılı Kanunla ve GVK’nun mülga 20’inci maddesi başlığı ile yeniden düzenlenmiştir. Buna göre, “okul öncesi eğitim, ilköğretim, özel eğitim ve orta ögretim özel okullarının işletilmesinden elde edilen kazançlar, ilgili Bakanlığın görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde beş vergilendirme dönemi gelir vergisinden müstesnadır. İstisna, okulların faaliyete geçtiği vergilendirme döneminden itibaren başlar.”

Eğitim ve ögretim işletmelerine tanınan kazanç istisnası; okul öncesi eğitim, ilköğretim, orta ögretim ve özel eğitim okullarının işletilmesinden elde edilen kazançlar için geçerlidir. Bu istisnadan 01.01.2004 tarihinden itibaren faaliyete geçen eğitim ve ögretim kurumlarıın işletilmesinden elde edilen kazançlara bu istisnayı uygulamak mümkün değildir. yararlanabilecektir. Bu tarihten önce faaliyete geçen okullar

Kişilerin bilgi düzeyini yükseltmek amacıyla kurulan dershaneler, sosyal-kültürel ve mesleki alanda yetenek, bilgi, beceri ve deneyimlerini geliştirmek, boş zamanlarını değerlendirmek ve ögrencileri istedikleri derslere yetiştirmek amacıyla faaliyet gösteren özel ögretim kurumlarıırlık kursları, bilgisayar kursları, dans-bale okulları vb.) ile ögrenci etüt eğitim merkezlerinin işletilmesinden elde edilen kazançlar da bu istisna kapsamı dışındadır. (Anadolu liselerine, üniversiteye haz

İstisna faaliyete başlanılan vergilendirme döneminden itibaren 5 vergilendirme dönemi için geçerlidir. Eylül 2005 tarihinde faaliyete geçen bir ortaöğretim okulu için 2005-2009 vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara istisna uygulanacaktır. Kurum açma izin belgesinin daha önceki bir tarihi taşiması, istisna uygulamasının süresini değiştirmez. Yukarıdaki örnekte kurum için izin belgesi 2004 yılında verilmiş olsa dahi istisna 2005 yılından itibaren yani faaliyete geçilen dönemden itibaren uygulanacaktır.

Eğitim tesislerinde yer alan büfe, kantin vb. işletilmesi veya kiraya verilmesinden elde edilen kazançlar da istisna kapsamı dışındadır. Fakat yemek, yatma ve taşima bedelleri okul ücretine dahilse bu faaliyet gelirleri de istisnadan faydalanabilecektir.

7.6. Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde Yapılan Faaliyetler Sonucu Elde Edilen Kazançlara İlişkin İstisna

4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununa göre teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren mükelleflerin, münhasıran bu bölgedeki yazılım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları faaliyete başlanılan tarihten bağımsız olmak üzere, 31.12.2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmiştir. (4691 sayılı Kanun Geçici Madde 2)

Geçici 2 nci maddenin yürürlüğe girdiği 01.01.2004 tarihinden önce teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren mükelleflerin, bölgedeki yazılım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar da, faaliyete başladıkları tarihten bağımsız olmak üzere, 31.12.2013 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır.

7.7. 4325 sayılı Kanun Kapsamındaki Gelir Vergisi İndirimi

4325 sayılı Kanun kapsamına dahil illerde 01.01.1998 tarihinden önce işyeri bulunan mükellefler ile 01.01.1998 - 31.12.2000 tarihleri arasında bu illerde yeni bir işyeri açan ve gelir ve kurumlar vergisi istisnası uygulamasından yararlanan mükellefler için istisna süresinin bitiminden başlamak ve 31.12.2007 tarihinde sona ermek üzere çalistirilan işçi sayısına bağlı olarak %40 - %60 arasında değişen oranlarda vergi indiriminden yararlanılması mümkün bulunmaktadır.

7.8. Yatırım İndirimi

Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin yararlanabileceği yatırım indirimi müessesesi 4842 sayılı Kanunla değişmeden önce GVK’nun 1-6 ncışti. Ancak, 4842 sayılı Kanunla GVK’nun Ek 1-6 maddeleri yürürlükten kaldırılmış, buna karşilık yatırım indirimi aynıırım İndirimi İstisnası” başlığı altında yeniden düzenlenmiştir. maddelerinde düzenlenmi Kanunun 19 uncu maddesi ile “Ticari ve Zirai Kazançlarda Yat

7.8.1. Yatırım İndiriminin Tanımı ve Amacı

Yatırım indirimi, belirli şartlar altında yapılan yatırım harcamalarının belli bir oranının vergi matrahından indirilmesini sağlayan bir teşvik müessesesidir.

Yatırım indirimi ile;

Ø Yatırımın teşvik edilmesi,
Ø İstihdam imkanlarının arttırılması,
Ø Yabancı sermaye yatırımlarının arttırılması
Ø Gelişmiş ve yeni teknoloji kullanımının teşviki

amaçlanmaktadır.

7.8.2. Yatırım İndiriminin Konusu ve Oranı

Yatırım indiriminin konusu, yatırım indirimi istisnasından yararlanma şartlarını taşiyan mükelleflerin faaliyetlerinde kullanmak üzere satın aldıkları veya imal ettikleri amortismana tabi iktisadi kıymetlerden yeni olanlarıdır. Oranı ise, bu iktisadi kıymetlerin maliyet bedellerinin %40’ıdır. Ayrıca Petrol Kanunu ve Maden Kanununa göre yürütülen arama ve sondaj faaliyetleri için yapılan ve aktifleştirilen harcamalar yatırım indirimi istisnası uygulamasından yararlanacaklardır.

7.8.3. Yararlanma Koşulları

a- Kazancın bilanço esasına göre tespiti,

b- Harcamaların;

Ø İşletme faaliyetlerinde kullanılan

Ø Yurt içinde kullanılan

Ø Yeni olan

Ø Bedeli 5 Milyardan az olmayan (1.1.2005 tarihinden itibaren 10.000 YTL.)

amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satın alınması veya imali suretiyle yapılmış olması gerekmektedir.

7.8.4.Yararlanacak Mükellefler

Yatırım indirimi istisnasından;

Ø Gelir vergisi mükelleflerinden;
bilanço esasına göre defter tutan ticari kazanç sahiplerinden, gerçek kişiler, kollektif şirketler, adi komandit şirketler, adi ortaklıklar,
bilanço esasına göre defter tutan zirai kazanç sahiplerinden çiftçiler, zirai işletmeler,

Ø Kurumlar vergisi mükelleflerinden;
sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu müesseseleri, iş ortaklıkları, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler,

yararlanırlar.
7.8.5. Yararlanamayacak Olanlar

2005 takvim yılı için bedeli 10.000 YTL’den az olan iktisadi kıymetler

Yurt içinde veya dışında daha önce kullanılmış olan iktisadi kıymetler

Gayri maddi haklar ve ekonomik ömürleri 5 yıldan kısa olan özel maliyet bedelleri

Mal ve hizmet üretimiyle doğrudan ilgili olmayan; alet, edevat, mefruşat ve büro demirbaşları

Bedelsiz olarak iktisap edilen iktisadi kıymetler

Satın alma suretiyle iktisap edilen veya inşa edilen binalar

Arazi veya arsalar

Binek otomobili ve benzeri kara taşitları, yat, kotra vb. motorlu deniz araçları ile helikopter gibi hava taşitları

Yurt dışındaki yatırımlarda kullanılmak üzere alınan iktisadi kıymetler

7.8.6. Yatırım İndirimi Hesaplanmayacak İktisadi Kıymetler

Gelir Vergisi Kanunu’nun 19 uncu maddesinin 4 üncü fıkrasında belirtilen harcamalar yatırım indirimi istisnasından yararlanamayacaktır.

1) Bedeli 5 milyar liradan (01.01.2005 tarihinden itibaren 10 milyar liradan) az olan iktisadi kıymetler (iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz eden iktisadi kıymetler haddin aşilıp aşilmadığının tespitinde bir bütün olarak dikkate alınır).

İktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz eden iktisadi kıymetler, bir işletmede belli bir fonksiyon etrafında birleşerek bir üretimde bulunan veya üretime herhangi bir aşamada değer kazandıracak nitelikteki bir fonksiyonu birbirini tamamlayarak yerine getiren iktisadi kıymetler olarak tanımlanmıştır.

Örneğin;

à bir bilgisayar sistemini oluşturan donanım malzemeleri,
à yazar kasalar ve barkot okuyucu cihazlar,
à lokanta işletmesi için alınan tabak, çatal, bıçak ve bardaklar,
à okul sıra ve masaları

aynı fonksiyona hizmet ettiklerinden iktisadi ve teknik bakımdan bütünlük oluşturmaktadır.

2) Yurt içinde veya yurt dışında daha önce kullanılmış olan iktisadi kıymetler (yüzer havuzlar ve oniki yaşından küçük gemiler hariç).

3) Gayri maddi haklar ile ekonomik ömrü 5 yıldan daha kısa olan özel maliyet bedelleri (yatırım indirimden yararlanan iktisadi kıymetlerin kullanılabilmesi için gerekli olan bilgisayar programları hariç).

Gayri maddi haklardan sadece yatırım indiriminden yararlanan iktisadi kıymetlerin kullanılabilmesi için gerekli olan bilgisayar programlarıırım indirimine konu edilebilecektir. yat

Ayrıca, ekonomik ömrü 5 yıldan daha kısa olan özel maliyet bedellerinin yatırım indiriminden yararlanamayacaktır.

4) Mal ve hizmet üretimi ile doğrudan ilgili olmayan; alet, edevat, mefruşat ve büro demirbaşları.

Yatırımın üretkenligini arttıran ve üretim sürecine doğrudan katılan alet, edevat, mefruşat ve büro demirbaşları yatırım indirimine konu edilebilecektir.

Örneğin, otel işletmeciliğinde kullanılan televizyon, masa, sandalye vb. demirbaşlar hizmet üretimi ile doğrudan ilişkili bulunduğundan yatırım indirimi istisnasından yararlanacaktır.

5) Bedelsiz olarak iktisap edilen iktisadi kıymetler.

Bedelsiz iktisapta, herhangi bir harcama bulunmadığı için bedelsiz olarak iktisap edilen iktisadi kıymetler indirime de konu olamaz.

6) Satın alma suretiyle iktisap edilen veya inşa edilen binalar (mal ve hizmet üretim yeri olarak kullanılmak üzere inşa edilenler hariç).

Bina harcamalarının yatırım indirimine konu edilebilmesi için mal ve hizmet üretim yeri olarak kullanılmak üzere inşa edilmiş olma şartıır. aranmaktad

Mal veya hizmet üretim yeri olarak kullanılmakta olan veya başka amaçla inşa edilmiş olmasına rağmen, mal veya hizmet üretim yerine dönüştürülen binalar için yapılan tadilat ve tamirat harcamalarına yeni bir bina inşa edilmemiş olduğu için yatırım indirimi uygulanamaz. Ancak, mevcut üretim yerinin genişletilmesi amacıyla yapılan binalara yatırım indirimi uygulanır.

Örneğin; bilgisayar donanımları üretimi ile iştigal eden (A) Ticaret ve San. A.Ş.’nin tamamı idari hizmetlerinde kullanılmak üzere, kendi arsasıı düşündüğü idare merkezi binasına ilişkin harcamaları, söz konusu bina mal ve hizmet üretim yeri niteliğinde olmadığından yatırım indirimi istisnasından faydalanamayacaktır. üzerinde yapmay

7) Arazi veya arsalar

Arazi veya arsalar her ne kadar binanın maliyet unsuru içerisinde yer alsa da, GVK 19 uncu maddesinin 47 nci bendinde yatırım indiriminden yararlanmayacak iktisadi kıymetler arasında sayıldığından, binalar için yatırım indirimi uygulanırken arsa bedeli hariç değerleri dikkate alınacaktır.

Örneğin; Tohumculuk faaliyeti ile iştigal eden (C) A.Ş., faaliyetini genişletmek amacıyla satın aldığı arazi hariç olmak üzere, söz konusu faaliyetinde kullanacağı diğer amortismana tabi iktisadi kıymetleri için yatırım indirimi istisnasından yararlanabilecektir.

8) Binek otomobili ve benzeri kara taşıtları, yat, kotra, tekne ve benzeri motorlu deniz araçları ile uçak ve helikopter gibi hava taşitları(işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olanlar hariç).

Yukarıda belirtilen taşitlar için yatırım indirimi hesaplanmaz. Ancak, işletmenin esas faaliyet konusunun bu taşitların kısmen veya tamamen işletilmesi olması halinde yatırım indirimi istisnası uygulanabilecektir.

Örneğin; taşıt kiralama (rent a car) konusunda faaliyet gösteren şirketlerin kiralanmak üzere aktifine aldığı binek otomobilleri yatırım indirimi istisnası kapsamında değerlendirilecektir.

Esas faaliyet konusu, yukarıda belirtilen taşitların kısmen veya tamamen işletilmesi olmayıp, başka alanlarda faaliyet göstermekte olan işletmelerin satın aldığı taşitlar ise yatırım indirimi istisnasından yararlanamazlar.

Örneğin; otomobil alım-satımı faaliyetinde bulunan şirketin, satış öncesi test sürüşü yaptırmak amacıyla satın aldığı binek otomobilleri, işçilerin servisi için satın alınan panel van, sigara veya ilaç satış, dağıtım ve pazarlaması yapan mükellefin işletmesinde kayıtlı olan, dağıtım ve pazarlama faaliyetinde kullanmak üzere satın aldığı binek otomobili, işletmelerin faaliyetlerinde kullanılmış olsa bile, işletmelerin esas faaliyeti söz konusu araçların işletilmesi olmadığından yatırım indirimi istisnası uygulanmayacaktır.

Binek otomobili ve benzeri kara taşıtları dışında kalan kamyon, kamyonet, otobüs, minibüs, tır, tanker gibi araçlar, işletmelerin faaliyetlerinde kullanılmak üzere satın alınmış veya imal edilmiş olmaları koşuluyla, belirtilen kısıtlamalara tabi olmaksızın yatırım indirimi istisnasıında değerlendirilecektir. (Esas faaliyet konusu ile ilgili olması şartı aranmaz). kapsam

Örneğin; meşrubat dağıtım ve pazarlama işi ile uğraşan firmanın ürünlerinin dağıtımı amacıyla satın aldığı kamyon veya kamyonet bu kapsamdadır.

7.8.7. İndirimin Başlangıcı ve Süresi

GVK 19 uncu maddenin 5024 sayılı Kanunla değiştirilen 2 nci fıkrasında, “Yatırım indirimi istisnası uygulamasına, istisnaya konu iktisadi kıymete ilişkin harcamaların yapıldığı yılda başlanır ve indirilecek tutara ulaşilıncaya kadar devam olunur.” hükmü yer almaktadır.

Dolayısıyla, indirim, harcamanın yapıldığı yılda başlayacak, tamamlanıncaya kadar devam edecektir.

Bu uygulama bakımından, “harcama”, yatırım indirimine konu iktisadi kıymetlere ilişkin bedelin ödenmesi ya da borçlanılması, bu iktisadi kıymetlerin işletmenin aktifindeki herhangi bir hesaba kaydedilmesi ve iktisadi kıymetlere yatırımcı tarafından tasarruf edilebilir duruma gelinmesi anlamına gelmektedir.

Maliye Bakanlığı, ithal edilen yatırım mallarının yatırım indirimi istisnasından yararlanmasına ilişkin tayin ettiği özelgede; “…….187 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin (IV/B-a) bölümünde ‘…..Yurt dışından ithal edilen yatırım mallarının akreditif (gayri kabili rücu akreditif olsa dahi) tutarlarının iktisadi kıymetlerin kat’i ithalleri yapılmadan harcama kabul edilerek yatırım indirimi uygulamasında nazara alınmasığildir. mümkün de

Buna göre, yurt dışından sağlanacak yatırım mallarının kat’i ithalleri yapılıp gümrükten çekilerek işletmenin aktifindeki bir hesaba alınmasıırım indirimi uygulanması mümkündür’ denilmektedir. halinde, bunlara ait harcamalara yat

Bu itibarla, söz konusu montaj bandı ve otomatik test cihazının kat’i ithalleri yapılıp gümrükten çekilerek işletmenin ambarına veya stoklar arasına girmesi dolayısıyla envanter ve bilançoda aktif değerler arasına alınması ve bunların işletmede kullanılması açısından tüm hukuki ve fiziki engellerin kaldırılmış olması durumunda, harcamanın yapılmış olacağı kabul edileceğinden, yatırım indiriminden yararlanılması mümkün bulunmaktadır.”

Mal ve hizmet üretim yeri olarak kullanılmak üzere inşa edilen bina yatırımlarında veya yatırım indirimine tabi iktisadi kıymetlerin parça parça satın alınıp monte edilmesi durumunda yatırım indirimi istisnası, harcamaların yapılmaya başlandığı yıldan itibaren uygulanır.

7.8.8. İndirim Konusu Kıymetlerin Satış ve Devri

Gelir Vergisi Kanununun 19 uncu maddesinin 5 inci fıkrasında, “yatırım indirimi istisnasına konu iktisadi kıymetleri aktife alındıkları tarihten itibaren iki yıl içinde elden çikaran mükellefler, bu iktisadi kıymetlerle ilgili olarak yatırım indirimi istisnası uygulama hakkını kaybederler. Bu durumda daha önce yararlanılan yatırım indirimi istisnası için herhangi bir işlem yapılmaz.” hükmü yer almaktadır.

Buna göre;

Yatırım indirimi istisnasına konu iktisadi kıymetlerin iki yıldan önce elden çikarilmasi halinde, yararlanılamayan istisna tutarı yatırım indirimine tabi olmayacaktır.

Söz konusu iktisadi kıymetlerin iki yıldan sonra elden çikarilmasi halinde, satan veya devreden, yararlanılmayan istisna tutarından satıştan sonra da yararlanmaya devam edecektir.

Yatırım indiriminden kısmen faydalanılmış veya hiç faydalanılmamış aktif değerleri satın veya devir alanların istisnadan yararlanmalarığildir. mümkün de

İnşaatı devam eden binaların satın veya devir alınmasından sonra yapılan harcamalara, bina yatırımları için gerekli koşulların sağlanmasıın veya devir alanlarca yatırım indirimi istisnası uygulanacaktır. halinde, sat

Örneğin; 25.08.2004 tarihinde 120 Milyar TL’ye, faaliyetlerinde kullanmak üzere amortismana tabi yeni bir iktisadi kıymet satın alan bir ticari işletmenin, söz konusu iktisadi kıymeti 12.05.2005 tarihinde satması halinde, iki yıllık süre dolmamış olduğundan bu iktisadi kıymetle ilgili varsa henüz yararlanamadığı yatırım indirimi istisnası uygulama hakkını kaybedecektir. (Yatırım indirimi istisnası tutarı: 120 Milyar TL x %40 = 48 Milyar TL) 2004 yılı kazancının yetersizliği nedeniyle bu tutarın ancak 26 Milyar TL’lik kısmı için yatırım indirimi istisnasından yararlanmış olması halinde, kalan 22 Milyar TL’lik kısım dolayısıyla artık yatırım indirimi istisnasından yararlanamayacaktır. Mükellefin daha önce yararlanmış olduğu 26 milyar TL’lik yatırım indirimi istisnası için ise herhangi bir işlem yapılmayacaktır.

7.8.9. Yatırım Konusu İktisadi Kıymetlerin Finansal Kiralama Yoluyla Edinilmesi

Yatırımların tamamının veya bir bölümünün finansal kiralama yoluyla gerçekleştirilmesi halinde kiralayan, finansal kiralamaya konu olan iktisadi kıymetlerle ilgili olarak bunların satın alınması halinde uygulanan teşviklerden yararlanır. (3226 s. Finansal Kiralama Kanunu madde 28)

Ayrıca 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununun 28 inci maddesi kapsamı dışında kalan, ancak Vergi Usul Kanununun mükerrer 290. maddesi uyarınca finansal kiralama sayılan hallerde de kiralayan, Gelir Vergisi Kanununun 19. maddesindeki şartları taşimak kaydıyla yatırım indirimi istisnasından yararlanabilecektir.

Örneğin; yatırım indirimi istisnasından yararlanma hakkı bulunmayan bir serbest meslek erbabının veya gerçek kişinin finansal kiralama yolu ile iktisap edeceği bir iktisadi kıymet nedeniyle finansal kiralama şirketinin yatırım indiriminden yararlanması mümkün değildir.
7.8.10. Mükelleflerin Eski ve Yeni Hükümlere Tabi İndirim Hakkının Bir Arada Bulunması

Bir mükellefin hem 24.04.2003 tarihinden önce geçerli olan hükümlere hem de bu tarihten sonra geçerli olan hükümlere göre tespit edilen yatırım indirimi istisnası bulunması halinde, eski ve yeni hükümlere tabi harcamalar mükellef tarafından öncelikle iki gruba ayrılacak ve bu iki grup arasından hangisine öncelik vereceğini mükellef kendisi belirleyecektir.

Grup içi sıralamada ise;

Ø Öncelikle, önceki dönemlerde yapılan harcamalar üzerinden hesaplanan ancak kazancın yetersizliği dolayısıyla indirimi mümkün olmadığı için cari dönemde dikkate alınabilecek yatırım indirimi tutarları,

Ø Daha sonra beyannamenin ilgili olduğu yılda gerçekleşen yatırım harcamaları üzerinden hesaplanan yatırım indirimi tutarları,

dikkate alınacaktır.

Birden fazla teşvik belgesi olması halinde aynı gruba giren yatırım indirimi tutarlarına ilişkin olarak yatırım teşvik belgelerinin tarihi esas alınarak indirim sırası belirlenecektir.

Bu sıraya uyulması yıllık beyanname üzerinden yararlanılan yatırım indirimi tutarının ve esasen kullanılmayarak devreden yatırım indirimi tutarlarının kaynağını belirlemek açısından önemlidir.

7.8.11. Yatırım İndiriminde Endeksleme

Yatırım indirimi, kazanç yetersizliği nedeniyle uygulanmadığında izleyen yıllarda endekslenerek dikkate alınacaktır.

24.04.2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamındaki harcamalar (teşvik belgelerine bu tarihten sonra ilave edilen iktisadi kıymetler için yapılan harcamalar hariç) harcamanın yapıldığı yıla ilişkin vergi matrahından indirilecek, ancak kazancın yetersiz olması nedeniyle dikkate alınamayan istisna tutarları izleyen yıllarda Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre bu yıllar için

belirlenen yeniden değerleme oranında arttırılarak dikkate alınacaktır. GVK’nın 19 uncu maddesinde, 01.01.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5024 sayılı kanun ile yapılan değişiklikle, endekslemede yeniden değerleme oranının yerine, Devlet İstatistik Enstitüsü Toptan Eşya Fiyatlarıış oranı esas alınmıştır. Genel Endeksinde meydana gelen art

Dolayısıyla,

Mükelleflerin Gelir Vergisi Kanununun 19 uncu maddesi kapsamında yaptıkları yatırım harcamaları ile,

24.04.2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen yatırım teşvik belgeleri kapsamında 24.04.2003 tarihinden itibaren yaptıkları harcamalar için GVK 19. maddede yer alan şekilde yatırım indirimi istisnasından yararlanmayı tercih eden mükelleflerin söz konusu harcamaları,

harcamanın yapıldığı yıla ilişkin vergi matrahından indirilecek, ancak kazancın yetersiz olması nedeniyle dikkate alınamayan istisna tutarlarııllarda TEFE oranında artırılarak dikkate alınacaktır. izleyen y

Endeksleme

24.04.2003 tarihinden önce yapılan müracaatlara istinaden düzenlenen teşvik belgesi kapsamında bu tarihten sonra yapılan yatırım harcamaları

Eski hükümler kapsamında ise

Yeniden Değerleme oranı

Yeni hükümler kapsamında ise

TEFE

GVK 19 m. kapsamındaki yatırım harcamaları

TEFE

7.8.12. Yatırım İndirimi Uygulamasında YMM Tasdiki

3568 Sayılı Kanunun 12 nci maddesi, YMM’lerin Tasdik Edecekleri Belgeler, Tasdik Konuları, Tasdike İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 7 nci maddesinin ve VUK mükerrer 227 nci maddesinin Maliye Bakanlığına vermiş olduğu yetkiye dayanılarak çikarilan 35 ve 37 Seri No.lu Genel Tebliğlere göre,

Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerinin Gelir Vergisi Kanununun 19 uncu maddesi kapsamında 2005 yılı içinde yaptıkları 274.000 YTL’yi aşan yatırım harcamalarının istisnadan yararlanabilmesi için,

Gelir Vergisi Kanununun Geçici 61 nci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, 24.04.2003 tarihinden önce yürürlükte bulunan hükümlere göre yatırım indirimi istisnasından devam etmek isteyen mükelleflerin de, 2005 yılı içinde yaptıkları 274.000 YTL’yi aşan yatırım harcamalarının istisnadan yararlanabilmesi için,

bu işlemlerini YMM’lere tasdik ettirmeleri zorunludur.

Yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyanname ve eklerinin tasdiki için tam tasdik sözleşmesi düzenlemiş olan mükelleflerin yatırım indirimi istisnasından yararlanmaları için ayrıca yatırım indirimi tasdik raporu ibraz etmelerine gerek yoktur.

Yeminli Mali Müşavirlerce düzenlenecek yatırım indirimi tasdik raporları ve içerisinde yatırım indirimi istisnasının değerlendirildiği tam tasdik raporlarının; beyanname verme konusunda kendilerine süre verilip verilmediğine bakılmaksızın, Gelir Vergisi mükellefleri için Mayıs ayıı sonuna kadar ilgili vergi dairelerine verilmesi gerekmektedir. sonuna kadar, Kurumlar Vergisi mükellefleri için ise Haziran ay

7.9. Türk Uluslararası Gemi Siciline Kayıtlı Gemilerin İşletilmesinden ve Devrinden Elde Edilecek Kazançlara İlişkin İstisna

4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu ile 491 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 12’inci maddesinin birinci fıkrasında, “Bu kanun uyarınca oluşturulan Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıtlı gemilerin işletilmesinden ve devrinden elde edilen kazançlar, gelir ve kurumlar vergileriyle fonlardan istisnadır.” hükmü yer almaktadır.
Bu istisnadan yararlanmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler gemilerini Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıt ettirmekle yükümlüdürler.

8. YILLIK BEYANNAMENİN VERİLMESİ VE GELİRİN TOPLANMASI

Gelir Vergisi Kanununun 85 ve 86 ncı maddelerinde, tam ve dar mükellefiyet esasında hangi gelirlerin hangi koşullarda beyan edileceği veya edilmeyeceği hükümlerine yer verilmiştir.

Bu hükümler çerçevesinde beyan edilecek/edilmeyecek gelirler aşağıda tablo halinde gösterilmektedir.

Tam mükellef gerçek kişilerde YILLIK BEYANNAMENİN VERİLMESİ VE GELİRİN TOPLANMASI

Dar mükellef gerçek kişilerde YILLIK BEYANNAMENİN VERİLMESİ VE GELİRİN TOPLANMASI

Örnek 1: Ticari kazanç mükellefi olan Bay (E), aynı zamanda çiftçilik yapmakta olup, 2005 yılında elde ettiği zirai kazancı 5.000 YTL’dir.

Zirai kazancın gerçek usulde vergilendirilmesine yönelik şartları taşimayan Bay (E)’nin bu geliri tevkif suretiyle vergilendirilmiştir.

Bay (E) ticari kazancı nedeniyle tutarı ne olursa olsun 2006 yılı Mart ayında yıllık beyanname verecektir. Zirai kazancı gerçek usulde (defter tutmak suretiyle) vergilendirilmediği için bu gelirini beyannameye dahil etmeyecektir.

Ø Tek işverenden alınan ve tevkif yoluyla vergilendirilmiş olan ücretler tutarı ne olursa olsun